Dünyayı anlayacak bir yaşa geldiğimden beri ölüm endişesi beni hiç terk etmedi.
Vicdanımda en kökleşmiş ayet-i kerimelerden biri de şudur;
“Nerede olursanız olun ölüm sizi yakalar; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile!”
Yani ne olursa olsun ölümden kaçış yok.
Bazılarının tekrarladıkları şu cümle de beni çok korkutur;
“Ey namazı bırakan ölüm vaktin geldi.”
Her ne kadar namazı vaktinde eda etmeye dikkat etsem de herkes gibi bazen ben de unutabiliyorum. Herhangi bir zevk veya eğlenceye dalıp namaz kılmayı unuttuğumda aklıma hemen bu tehditkar cümle gelir. Hemen abdest alıp namazımı kılarım.
Bu dünyada hayat gibi ölüm de kesin bir gerçek. Yılda 132 milyondan fazla insanın doğduğunu ve 55 milyonu aşkın insanın öldüğünü biliyor muydunuz? Düşünsenize, ölüm diye bir şey olmasaydı insanlar bu dünyada üst üste yaşarlardı.
Acaba bilinçaltım beni kışkırtıyor ya da bana öleceğimi mi müjdeliyor. Allah korusun çünkü şimdiden titremeye başladım. Dizlerimin bağı çözüldü.
Birkaç gün önce bir İngiliz kadının öldükten ve kalbi 6 saat durduktan sonra Allah’ın kudretiyle bir kez daha hayata döndüğünü okudum. Doktorlar bunu istisnai bir durum ya da neredeyse bir mucize olarak tanımlamışlar. Audrey Schuman, eşiyle birlikte İspanya’daki Pirene sıradağlarına tırmanırken bir kar fırtınasına yakalanmışlar. Bunun sonucunda vücudunun ısısı çok düşmüş ve kalbi 6 saat durmuş. Doktorlar bu sürenin, bir insan kalbinin durduğu en uzun süre olduğunu söylüyor.
Bence bu kadın kedi gibi dokuz canlı.
Mısırlı oyuncu Salah Kabil’in hikayesi ise bu kadının hikayesinden de ilginç. Şeker hastalığı nedeniyle komaya giren Kabil’in kalbinin durduğu ve vefat ettiği açıklanmış. Ardından da defnedilmiş. Birkaç gün sonra bir başkasını defnetmek için mezarlığa gidildiğinde bir de bakmışlar ki mezarı açık ve Kabil yerinde değil. Onu aradıklarında, merdivenlerde oturur pozisyonundaki ölü bedenini bulmuşlar. Meğer Kabil, komadan uyanıp mezardan çıkmış.
Hepsinden ilginci, gömüldükten 3 gün sonra mezarından canlı çıkarılan iki aylık bebeğin hikayesi. Hindistan’da yaşanan bu olayda, bebeğin annesi rüyasında bebeğinin hala yaşadığını görmüş. Hemen uyanıp ağlamaları ve haykırışları ile diğerlerini de uyandırmış. Onu bebeğinin öldüğüne ikna etmek için mezarı açmak zorunda kalmışlar. Ama bir de ne görsünler. Bebek gerçekten de ayaklarıyla tabuta tekme atıp ağlıyormuş.
Bu bebek şimdi büyüdü ve ikinci sınıfa gidiyor. Yakın bir zamanda sınıf arkadaşları ile birlikte çekildiği fotoğrafını gördüm. Okul müdürü, en zeki ve şakacı öğrencilerden biri olduğunu söylüyor.
Ölüyü hemen defnetmenin ona saygı ve ikram anlamına geldiği doğru ama önce gerçekten öldüğünden emin olun ey akıl sahipleri.
TT
Ey namazını bırakan ölüm vaktin geldi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة