Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Mesut Özil, Muhammed Ebuterike ve siyaset

İngiliz futbol takımı Arsenal'in Türk asıllı Alman oyuncusu Mesut Özil'in adı ilginç bir siyasi tartışmanın yıldızı olarak ilk kez anılmıyor. Görünüşe bakılırsa da bu son olmayacak.
Son tartışma konusu, Özil'in Çin’deki Uygur müslümanlarını desteklemediği için bütün İslam alemini korkaklıkla suçlamasının ardından Çin'in kendisini eleştirmesi ve kınamasıyla birlikte Pekin hükümetinin kendisine karşı aldığı tavır oldu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying, Arsenal’in orta saha oyuncusu Mesut Özil'in Çin'in Müslüman Uygur azınlığına yönelik muamelesine ilişkin 'yalan haberlerin kurbanı' olduğunu belirtti.
Elbette Mesut Özil, Pekin hükümetinin 'iddialarından' bağımsız olarak sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Uygurları, 'Zulüm ve baskıya direnen savaşçılar' olarak tanımlayarak hem Çin hem de İslam dünyasını buna sessiz kaldıkları için eleştirdi.
Özil'e destek, Katar’ın 'beIN Sport' kanalının daimi spor yorumcusu olan Mısırlı eski futbolcu Muhammed Ebuterike’den geldi. Ebuterike'ye göre Özil sezon başlamadan önce Çin’den Arsenal’da kazandığından kat kat daha fazla bir teklif almış ama bunu reddetmişti. Ebuterike buna dayanarak yaptığı değerlendirmede, Özil’in 'güçlü ve cesur bir tutum benimsemesinin bedelini ödediğini' söyledi.
Ebuterike’nin kendisi de büyük bir popülerliğe sahipti. Bunun nedeni sadece Mısırlı el-Ehli ve milli takımdaki 'harika' futbol kariyeri değil, spora siyaset de karıştırmasıydı. Bunun en bilinen örneği, İsrail ile Filistinliler arasında yaşanan çatışmalardan birinde gol attıktan sonra formasını kaldırarak üzerinde Hamas'ın kontrolü altındaki Gazze Şeridi’ni destekleyen sloganlar yazan fanilasını göstermesiydi.
Özil daha önce de tartışma konusu olmuştu. Söz konusu tartışmanın nedeni de kendisi ve İngiliz ligindeki bir diğer Türk oyuncunun tartışma yaratan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile “samimi” bir fotoğraf çektirmeleriydi.
Türkiye Cumhurbaşkanı’nın dünyanın en güçlü liglerinde oynayan Türk asıllı futbolcuların şöhretini ve ününü partisi ya da politikaları için özel bir propaganda aracı olarak kullandığı aşikar. Türk halkının futbol tutkusunu ve Erdoğan’ın kendisinin geçmişte futbol oynamış olduğunu da unutmayalım. Bütün bunlar bir soru ortaya çıkarıyor: İster sanat ister spor dünyasında olsun bir yıldızın yaptığı iş ile politik eğilimleri ve inancı arasındaki sınırlar nelerdir?
FIFA’nın kurallarına göre siyasi ve dini sloganlar kullanmak yasak. Birçok futbolcu ve antrenör, seyirci yahut taraftar grubu daha önce bu nedenle ceza almıştır. Peki FIFA bu cezaları katı bir şekilde uyguladı mı?
Sporcu olsun veya olmasın her insanın siyasi ve fikri bir eğilimi vardır. Fakat sporun siyaset, sanat ve partilerle bir futbol sahasında bir araya gelmesi ne kadar doğru?