Güney Yemen'de ‘iç savaş’ patlak verdiğinde, bir gazeteci olarak Paris ve Aden’de meydana gelen ‘yangınları’ yazamazdınız. Bu konuda yazmak istemedim çünkü bu savaşta birkaç arkadaşım da yer aldı. Aden'deki Fransız şair Rimbaud'un deneyimi hakkında da bu şekilde yazdım.
O sırada Güney Yemen'in Birleşmiş Milletler (BM) büyükelçisi, Abdullah el-Eştel’di. Abdullah, çatışmanın dışında kalmayı başardı. Kuzey ve Güney Savaşı'na dahil olmadı. Aden'deki Rimbaud'yu yazınca bana uzun süre güldü. O sırada bir araya geldiği bütün Arap büyükelçisi arkadaşlarına gülerek sordu: Arkadaşımızın, Aden'le ilgili hangi konuyu yazmayı tercih ettiğini gördün mü?
Yangın yerine dönen Beyrut’u mu yoksa yeni göreve gelen altı kadın bakanı mı yazmayı tercih etti?
Hem okuyucu hem de yazarın yeni Lübnan hükümetindeki "işlevsiz üçlü" veya "garantör üçlü" ya da “kalbe ağır gelen diğer ağır üçlüler” yerine "sihirli üçlüyü” tercih etmesi daha iyi olmaz mıydı?
Bu Lübnanlı güzeller, bilimsel yeterliliklerine rağmen fazla bir şey yapamayacaklar.
Faciaya, hala "kriz" diyoruz. Hezimeti başarısızlık olarak adlandırdığımız gibi.
Bu facianın tedavisi kadın veya erkek uzmanlar tarafından yapılamaz. İçişleri Bakanlığına bir kadın bakan atayan ilk Arap ülkesi Lübnan oldu. Lübnan aynı şekilde Savunma Bakanlığına bir kadın bakan atayan ilk Arap ülkesiydi.
Kriz ve çözüm konusuna gelince, hala hızlı çöküşlerin içerisindeyiz. Cibran Basil, Davos'ta yaptığı açıklamada, Lübnan'da devlet iflas etmesine karşısında uyarıyor.
Sanki bugün normal bir ülkeymiş gibi!
Dün gece yaklaşık 10 kilometre seyahat edip Broummana kasabasına gittim. Yol çukurlarla dolu ve zifiri karanlıktı, tek bir aydınlatma ampulü dahi yoktu. Konuk olduğum eve girince davetliler arasında başka ülkelerde nadir olarak görülebilecek üst sınıf bir grup gördüm.
Yetkililer ve halk arasındaki bu fark nasıl olabiliyor?
Lübnanlılar tüm bu cezayı hak ediyor mu? Evet, Basil Bey bize daha kötüsünün sözünü veriyor. Bunu Lübnan’da bilmeyen mi var!?
Öte yandan Beyrut hala yanıyor ve sarsılıyor. Bu yıkım ve nefrettir, devrim değil. Hasan Diyab hükümetine, tek bir siyasi renkte olsa bile, fırsat verilmemesi adil değil.
Renklerin büyülü üçlüsü yeterli ve parlak. Hiçbir yararı olmadığı için şiddetin rengi hariç tüm renkler güzel.
Devrim değişim uğruna gerçekleşmeli yoksa tek bir kırılmada boğulur.
Yaşadığımız süreç artık rasyonel, diyaloğa açık ve açık görüşe sahip yüzlerin olduğu bir olgu değil. Bu olgunun yerini maalesef demir coplar aldı.
TT
Sihirli üçlü
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة