Son yıllarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri, Fransız düşünür Alexis Carrel’in ‘İnsan Bu Meçhul’ başlıklı çalışmasıydı. Şüphesiz bu kitap dünyadaki birçok insan için çok değerlidir. Özellikle benim gibi dünyayı anlamakta zorlanan ya da bazı şeyleri anlayabilmek için basit bilimsel kavramlara ihtiyaç duyan kişiler için öyledir. Carrel, sadece eğitimli elitlerin anlayabileceği karmaşık, teknik detaylara boğmaksızın bedenimizi kavramamıza yardımcı olmuştur.
İnsan Bu Meçhul kitabı ilk baskısını 1935’te gerçekleştirmiş, onlarca yıl boyunca insan vücudunun karmaşıklıkları hakkında bilgi edinmek isteyen sıradan insanlar için temel bir referans olmuştur. Bu konulara her zaman ilgi duyan biri olarak şunu söyleyebilirim ki, geçtiğimiz yıl bana göre bu alanda Carrel’in kitabından daha önemli bir kitap yayınlandı. Bu kitap, mutfak aletlerinden seyahat maceralarına kadar insan hayatı üzerine büyüleyici bir dizi kitap yazmış olan, olağanüstü hikaye anlatıcısı Bill Bryson tarafından yazıldı.
Bryson’un ‘The Body’ (İnsan Bedeni-İşgalciler İçin Bir Rehber) kitabı, Carrel'in Bilinmeyen İnsanı’nın 1935-2019 yılları arasında alanındaki en iyi kitap olma özelliğinin yerini almış gibi görünüyor. Son yüzyılda insan bedeni üzerindeki çalışmalar büyük ilerlemeler kaydetti. Kanaatimce Bryson’ın kitabı uzun bir süre bu alandaki en iyi çalışma olma özelliğini koruyacaktır. Özellikle de Bryson'ın hayattaki en karmaşık sorunları basitçe ifade etme yeteneği takdire şayandır.
Kitabın bölümlerine dair eksiksiz bir sunum gerçekleştirmek isterdim ancak ne alanım buna yeterli ne de telif hakları buna imkan tanıyor. Ben de insan bedeninin en önemli üyesi, yani beyin hakkında yazdıklarını özetlemekle yetineceğim.
‘Evrendeki en büyük şey kafanın içindedir’ diyor Bryson. ‘Uzayın derinliklerine seyahat edebilirsin ancak büyük olasılıkla sadece üç kilo ağırlığında olan ve kulaklarının arasında bulunan süngerimsi kütleden daha şaşırtıcı, sofistike ve etkili bir şey bulamazsın. Bu olağanüstülüğüne rağmen beynimiz görsel olarak cazip değildir. Öncelikle yüzde 75 ila 80'i sudan oluşur ve geri kalanı sadece yağ ve proteinden ibarettir. Bu madde içinde hafıza, iç görü, düşünme yeteneği, güzelliği idrak etme ve daha fazlasının olması insanı dehşete düşürür. Eğer beynini kafatasından çıkarabilmen mümkün olsaydı, yumuşak dokusu karşısında şaşkınlığını gizleyemezdin. Benzetmek gerekirse yumuşak bir kek, tereyağı ya da muhallebi kıvamında bir yapısı vardır. Beynin en büyük paradoksu ise dünya hakkında bu kadar şey bilmemizi sağlıyorken hiç gün ışığı görmemiş olmasıdır. Yer altındaki bir mahkûm gibi sessizlik ve karanlıkta yaşamaktadır. Üstelik acıyı duyumsamak için reseptörleri yoktur. Ne güneşin sıcaklığını ne de esintinin serinliğini hisseder. Beyin dünyayı mors alfabesinde olduğu gibi, yalnızca elektriksel darbelerin akışıyla görür. Görüşmek üzere…
TT
İnsan vücudu
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة