Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk’a suikast teşebbüsü, tehlike çanlarını çalıyor, hükümet ve devrimi destekleyen halkın büyük çoğunluğuna bir mesaj taşıyor. Gerek güvenlik ve ekonomik durum gerekse eski rejimin sembollerinin yargılanması ve silahlı birliklerin dağıtılması ile ilgili olsun durum, kesin ve kararlı kararlar almayı ertelemeyi ya da bunu ağırdan almayı kaldıramayacak noktaya ulaştı. Her erteleme durumun daha karmaşıklaşmasına, hayal kırıklığının yayılmasına, rejimin düşmanlarını geçiş yönetimini zayıflatma planlarında daha da ileri gitmeye cesaret etmelerine yol açıyor.
Suikast girişiminin amaçları çok açık. Devrimi diri diri gömmek isteyenlerin, en başından beri bunun için çalışanların ve çalışmaya devam edenlerin yararına olan noktaya geri dönmek için ülkede kaos ve çöküşü hedefliyorlar. Devrik rejim, Kuber cezaevine gönderilmeleri ile her şeyin sona ereceği birkaç kişiden ibaret değildi. Aksine devletten çaldığı para ve silahı, karşı olduğumuz ama varlığını, hareketlerini, gizli eylem ve planlarını inkar edemeyeceğimiz düşüncesi ile kapsamlı bir sistemdi. Bunlara bir de çıkarları, servetleri eski rejimle bağlantılı yozlaşmış kimseler ve geri dönmesini isteyen menfaatçiler eklenmektedir. Devrim, rejim ve sembollerini devirdi ancak tamamını devirmedi ve şimdi bu işi acilen tamamlamak gerekiyor.
Soruşturmanın sonuçları açıklanana kadar suikast girişiminin arkasındaki aktörler hakkında spekülasyon ve analizlerde bulunmaktan kaçınmaya çalıştım. Fakat, bu terörist saldırıdan hemen sonra eski rejimin destekçilerinin başlattığı geniş çaplı ve koordineli kampanya beni bu girişimin arkasında söz konusu rejimin kalıntılarının olduğunu söyleyen görüşü desteklemeye itti. Bu kampanya sırasında eski rejim destekçileri ilk önce, sorumluluğu dış güçlere yüklemeye çalıştılar. Daha sonra sorumluluğu üstlenen bilinmeyen bir grubun yayınladığı hatalarla dolu saçma bir açıklamanın reklamını yaptılar. Son olarak da Hamduk popülaritesini kaybettiği ve hükümeti birikmiş sorunları çözmekte başarısız olduğu için söz konusu girişimin arkasında hükümetin kendisi durduğu gibi komik iddiaları yaymaya çalıştılar.
Suikast teşebbüsünün, bir korkutma mesajından ibaret olduğunu, Başbakanı tasfiye amacı taşımadığını çünkü suikastı düzenleyen taraf gerçekten bunu amaçlasaydı başaracağını düşünenler var. Burada şunu sormak gerekiyor: Kim korkutulmak isteniyor? Hamduk yoksa halk mı? Her iki durumda da bunun gerçekleştiğini sanmıyorum. Hatta bunun aksi oldu diyebiliriz. Zira suikast, Hamduk’un görevini tamamlama kararlılığını artırdığı kadar insanların daha çok etrafında toplanmasını, eski rejimin kalıntılarının yakalanması taleplerinin daha çok yükselmesini sağladı.
Girişimin ciddi ama başarısız olduğu yahut sadece korkutmayı amaçladığı bir yana, hedefinin kaos çıkarmak olduğu açıktır. Bundan kazançlı çıkacak olan taraflar, yeni yüzlerle kendisini yeniden üretmek isteyen eski rejimin kalıntıları, gelecekte bir askeri darbe için uygun koşullar oluşturmayı düşünen herhangi bir taraftır. İşin uzmanları, eğer katili bulmak istiyorsanız nedenleri ve bundan kimin kazançlı çıkacağını araştırın derler. Peki neden geçici yönetimin başka bir lideri değil de Hamduk hedef alındı? Çünkü kendisi devrimin sembolü ve sivil yüzü. İçeride neredeyse devrim destekçilerinin tamamının desteğine, dışarıda saygıya sahip. Bilhassa tartışmaların ve manevraların güçlü bir şekilde sahaya geri dönmesinden sonra mevcut karmaşık koşullarda bu niteliklere sahip bir alternatifini bulmak zor olabilir.
Hedef seçilmesinin nedenlerinden biri de devriminin barışçıl yüzünü temsil ediyor olması. Bu da devrimi, son olarak oturma eylemi katliamının eklendiği son 30 yıllık sicillerinin tanık olduğu gibi daha deneyimli ve üstün oldukları şiddet ve çatışma sarmalına çekmek isteyen düşmanlarını rahatsız ediyor. Hamduk aynı zamanda kolay bir hedef. Ağır silahlı askeri araçlardan oluşan bir konvoyla hareket etmiyor ve emrinde bir askeri güç yok. Suikastı planlayanlar, Burhan ya da Hamideti’yi hedef almaları durumunda, kendilerini takip edip tasfiye etme, hatta eski rejimde görev yaptıkları için yapılanmaları, unsurları ve tugayları hakkında bilgi edinme kapasitesine sahip büyük bir askeri güç ile karşı karşıya kalabileceklerini biliyorlar.
Bu noktaya nasıl ulaştık?
Birçokları, derin devleti çökertmek için devrimci kararlılığı göstermediği, devrik rejimin sembollerini ve yolsuzları yargılamadığı, medyadaki sorunu çözmediği, eski rejimin destekçilerinin birçok medya organını kontrol etmeye devam etmesine olanak tanıdığı, ekonomik sıkıntıları çözemediği, genel olarak sorunları çözmekte ağır davrandığı için hükümeti suçluyorlar. Bütün bunlar doğru olabilir ama insanların – ki burada devrimin destekçileri kastedilmektedir- bu sorumluluktaki paylarını üstlenmemeleri için mazeret değildir.
Bunların birçoğu, ardı arkası kesilmeyen analizler yapmak, kötü koşullardan dolayı şikayet etmekle meşgul oldular. Öyle ki sosyal medya, tartışmaların, söylentilerin, doğru olduğundan emin olunmadan yayılan yalan haberlerin kaynağı oldu. Sonuçta yalnızca devrimi başarısızlığa uğratmak isteyenlere, geçici yönetimi zayıflatmaya çalışanlara hizmet eden hayal kırıklığı atmosferi işte böyle yayıldı.
İnsanların olumsuzluk çemberinden ayrılıp olumlu eyleme geçmeleri gerekiyor. Sosyal medya ağları, hükümete yardımcı olacak pratik çözümlerin ele alındığı odalara dönüşebilir. Basit olsa da olumlu bir atmosfer yaratmakta önemli sonuçları olabilecek başka eylemler de var. Örneğin, Ruanda’da ayın bir günü (her ayın son cumartesi günü) sokak ve caddelerin temizlenmesine tahsis edilmiştir. Bu günde yetkililer ve devlet memurları dahil tüm halk bu genel temizliğe katılır. Bu sayede Ruanda başkenti artık dünyanın en temiz başkentlerinden biri olmuştur.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri içerisinde siyasi hayata atılan Sudan Meslek Odaları Birliği, halkın eylemlerine liderlik etmek için yine ön saflara geri dönebilir. Ancak kendisinden istenen eylemler, insanları neredeyse kendisinden bıktıracak kadar önemli ve önemsiz her şey için konvoylar düzenleme çağrısında bulunmak değildir. Aksine gıda kontrolüne katılmaları için mahallelerde direniş komiteleri örgütlemek, Ruanda örneğindeki gibi farklı alanlarda gönüllü eylemler düzenlemektir. Bu sayede devrim meşalesi yanmaya devam ederken insanlar sürekli bir seferberlik halinde olurlar.
Hükümete gelince, başarısız suikast girişiminden sonra halk kendisinden eski rejimin sembollerinin, yolsuzlukla, öldürme ve işkence suçları işlemekle suçlananların yargılanmasını hızlandırmasını, gölge birlikleri ve Müslüman Kardeşlere bağlı tüm askeri kolları çökertmek için gerekli önlemleri almasını bekliyor. Ayrıca medya alanının da acilen kontrol altına alınmasına, bazıları devrik rejimin güvenlik organı, cumhurbaşkanlığı, Ulusal Kongre Partisi, rejim ve İslamcı hareketin diğer cepheleri tarafından finanse edilen medya organlarının finansman kaynaklarının araştırılması gerekiyor.
Önümüzdeki dönemde aynı zamanda, terör, şiddet ve nefrete kışkırtan söylem ve eylemler ile yüzleşmek için gerekli yasaların çıkarılmasına ihtiyaç vardır. Çünkü terörün birçok bölge ülkesinde faal olduğu bu zamanda devrim ve Sudan’ın kendisi hedeftir.
İnsanlara ağır baskı uygulayan ekonomik koşullara gelince; tüm umutları dış desteklere ve bağışçı konferanslara bağlamak yerine çok olan öz kaynakların geliştirilmesinde yaratıcı çözümlere ihtiyaç vardır. Bu uzun sürecek ve başka bir yazıda geniş bir şekilde ele alınması gereken bir konudur.
Sudanlıların, Ekim 1964 ve Nisan 1985 devrimlerinin hatalarından ders almaları gerekiyor. Devrimler rejimlerin devrilmesi ile sona ermezler. Aksine bu, reform ve inşa ile başlayan, istikrar, barış, kalkınma, adalet, iktidarın demokratik bir biçimde devir teslimi gibi hedef ve gayelere ulaşılması ile sonuçlanacak zor bir yolculuğun başlangıcı olabilir.
TT
Hamduk’a suikast girişimindeki mesaj
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة