Mevcut ‘koronavirüs krizinin’ sonucundan bağımsız olarak şu tespiti yapmak mümkündür; salgın, hâlihazırda küresel kamuoyunun vitrinini oluşturan, siyaset, ekonomi, medya ve bilim çevrelerindeki elitlerinin gücü üzerinde derin etkiler bırakacaktır. Dünyayı yöneten seçkinler, tüm talihsizlikleri ve sorunları aşabilecek güçte oldukları sanrısına kapılmıştı. Hiçliğin rahminden aniden bir yıldırım gibi başımıza düşen bu korona salgını, fani ve zail olacağımızı hatırlattı. Aynı zamanda insani meselelerde ‘kesinliğin’ olmadığını yeniden hatırlattı.
Birkaç hafta öncesine kadar, küresel borsalardaki hisse senetleri yükselişteydi. Başkan Donald Trump ikinci başkanlık dönemine hazırlanıyordu. Avrupa Birliği, İngiltere’nin ayrılmasından sonra içine girdiği durgunluk döneminden sıyrılmış ve ekonomik büyüme trendini yeniden yakalamış görünüyordu. Küresel bağlamda da, dünyayı yöneten elitler, ticaretin hareketlendiğini ve her şeyin yolunda olduğunu söylüyordu.
Bununla birlikte, elimizde şimdilerde sadece bir avuç kesin olmayan yargı ve kafa karışıklığı kaldı. Daha önce hiç böylesi bir kargaşaya şahit olmamıştık. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılması kararında bir değişiklik olmamakla birlikte, takvimler ertelendi. Başbakan Boris Johnson'ın sözleri bu ara gündemde değil. Fransız sivil yolcu uçakları, dünyanın dört tarafından İngiliz vatandaşlarını ülkelerine taşıyor. Buna karşılık İngiliz havayolları, Avrupa vatandaşlarını ayrım gözetmeksizin aynı hizmeti veriyor.
Brexit’in lanetine uğramış eski Avrupa Birliği’nin, Boris Johnson ve arkadaşlarının umduğunun aksine henüz canlı olduğunu görüyoruz. İngiltere Birleşik Krallığı’nda, yerel ve valilik seçimlerini bir yıllığına ertelenmek zorunda kaldı. ABD'de de siyasi süreç belirgin bir şekilde yavaşladı. Çünkü salgın dolayısıyla her iki parti de, kampanyalarını sınırlamak zorunda kaldı. Başkan Donald Trump, ‘başarı iddialarını’ doğrulayamadı. Mevcut durumda eleştirmenler seçimin iptal edilebileceğini konuşuyor. Ayrıca Demokrat Parti içinde, ABD’lilerin ‘kapitalizmin çöküşüne’ inanıp, Bernie Sanders’i seçerek ‘Sosyalist Amerika’yı’ tercih edebileceği yönünde endişeler var. Seçmenlerin, gelecekteki seçeneklere dönüşü temsil eden yetmişlik Joe Biden’i tercih etmesi de olası görünüyor.
Ölümcül virüsün doğum yeri olan Çin'de de, Komünist Parti kongresinin ertelenip ertelenmeyeceği bilinmiyor. Kongrede, büyük bir temizlik yapılması ve Cumhurbaşkanı Şi Çinping’in en az bir on yıl daha görevinde kalmasını sağlayacak kararların alınması bekleniyordu.
Fransa'da, Cumhurbaşkanı Emanuel Macron, koronavirüs salgınını, yönetimle ilgili reform vaatlerini askıya almak için bir bahane olarak kullandı. Ayrıca iktidar partisinin kaybedeceği düşünülen yerel seçimlerin ikinci turunu da erteleme kararı aldı.
Japonya'da, gerekirse ülkenin tamamen yeniden silahlanmasına izin veren tartışmalı anayasa değişikliği, belirsiz bir tarihe ertelendi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in hayatta kaldığı sürece iktidarda kalması için yapılacak olan sihirli anayasal düzenlemenin üzerine de gölge düşmüş durumda.
Ölümcül salgın hastalıktan en çok etkilenen iki Avrupa ülkesi olan İtalya ve İspanya'da da, azınlık hükümetleri iktidar sürelerini uzatmak için mevcut belirsizlikten yararlanıyor.
Bu belirsizlik halinin, İran İslam Cumhuriyeti’ndeki politikaların seyri üzerinde de büyük etkileri oluyor. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney, iktidarın münhasır kontrolünü sağlama planını ağırdan almaya başlamış görünüyor. Böylelikle umutsuz vaka Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, salgın felaketinin sorumluluğunu üstlenmesi hesaplanıyor. Irak’ta da iktidar çatışmasında bir yumuşama fark ediliyor. Daha önce iktidara talip olan bazı siyasiler, salgınla mücadelede başarısız olacakları korkusuyla görev aşkını ağırdan alıyor. Bu durumda, çalkantılı mevcut durumun uzun bir süre daha böyle devam edeceği öngörülüyor. Irak’taki durumun bir benzeri de Afganistan’da yaşanıyor. ABD’nin Taliban ile yaptığı anlaşma sonrasında, Tacik-Peştum çekişmesinin sonucunun ne olacağı belirsizliğini koruyor.
Olumlu şeyler de yaşanmıyor değil, salgın dolayısıyla, Hindistan hükümeti, Müslümanlara karşı körüklediği şiddet dalgasını zorunlu olarak yavaşlatmış görünüyor. Nitekim bu ırkçı yaklaşımın ülkedeki demokrasiyi yıkma tehlikesi bulunuyordu.
Mevcut belirsizlik, daha önce tasavvur edilemeyen ve akla gelmeyen kararların alınmasına da neden oldu. Tokyo’da düzenlenecek Olimpiyat Oyunları’nın iptal edilmesi bunlardan biri. Katar’da düzenlenecek olan FIFA Dünya Futbol Kupası’nın da tecil edileceği ya da iptal edileceği konuşuluyor. Nitekim birçok eleme maçı virüs dolayısıyla oynanamadı. Aynı durum Avrupa Kupası için de geçerli.
Başka öngörülemez bir mesele de koronavirüs salgını ile mücadelede ABD’nin liderlik rolünde olmamasıydı. Çin, Rusya ve Küba, otoriter rejimler olarak, bu boşluğu nispeten doldurarak küresel imajlarını ‘parlatma’ yoluna gitti.
Küresel seçkinler, beklentilerini her zaman nedensellik yasasına dayandırmışlardır. Her sebebin etkisi, neden-sonuç kronolojisiyle bağlantılı olarak ele alınmıştır. İmmanuel Kant ve Pierre Simon Laplace'dan beri, araştırmacılar ve bilim insanları, bir parçacığın belirli bir zamandaki kesin konumunu bilmeleri durumunda, (momentum ve konum) parçacığın gelecekte herhangi bir zamandaki kesin konumunu ve hızını tahmin edebileceklerini varsaydılar.
Geçen yüzyılın yirmili yıllarında, bazı Avrupalı bilim insanları, (Niels Bohr, Max Born, Polly ve Derek dâhil) bu varsayıma meydan okudular ve fenomenleri incelemede, sıçrama ve kesinti olasılığının hesaba katılması gerektiğini söylediler. Werner Heisenberg ‘belirsizlik ilkesini’ öne sürerek, bir parçacığın momentumu ve konumunun aynı anda tam ve doğrulukla ölçülemez olduğunu ifade etti. Dolayısıyla sebep-sonuç yasasının, şimdiki zamanı tam olarak bilebilirsek, geleceği hesaplayabileceğimizi teyit ettiğini, ancak şimdiki zamanın tam olarak bilinemeyeceğini söyledi.
Enteresandır ki, Werner Heisenberg bu ilkeyi ileri sürerken, Almanya Weimar Cumhuriyeti yönetiminde çalkantılı bir evre yaşıyordu. O sıralarda sözde uygar dünyanın geri kalanı da ciddi bir küresel ekonomik krizle karşı karşıyaydı.
Öyleyse dünya düzeni, hıza olan saplantısını gözden geçirerek, koronavirüs salgını dolayısıyla zorunlu olarak bireysel ve kolektif yavaşlamanın ve hareket etmeden önce derin düşünmenin önemini takdir edecek midir? Varlığımızın yokluğa karışma tehlikesi yaşadığı bu günlerde bu, yerinde bir sorgulamadır.
Belirsizlik, kanıt yokluğu ve kesinti, yeni sözcük dağarcığında dikkate almamız ve üzerinde düşünmemiz gereken anahtar kelimelerdir. Bu şu anki karanlık anlarda yaşadığımız çaresizliğin hafifletildiğinde kibrimizi azaltmamıza yardımcı olur. Birkaç ay önce umduğumuz şeylerin en iyisi olmadıysa, şimdi korktuğumuz senaryoların gerçekleşmeme ihtimali de vardır. Belirsizliğin en güzel yanı içinde her türlü imkânı barındırmasıdır.
TT
Kasvetli anlarda ‘kesinliği’ kaybediş
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة