Bugün, Lübnan’ın dini grupları iki kanat arasında kutuplaşmış ve teyakkuza geçmiş görünüyor. Bunlardan biri Merkez Bankası Riyad Selame tarafından sembolize edilirken diğeri sembolünü Başbakan Hassan Diyab’da buluyor.
Birinci kanat eski Lübnan’a daha bağlı. Hizmetlere ve bankacılığa. Beyrut ve Cebel-i Lübnan Mutasarrıflığı ile temsil edilen çekirdeğe. Lübnan’ın arabulucu rolünün gerektirdiği gibi “Araplar ve Batı” ile iyi ilişkilere.
Böylece 1943 Ulusal Pakt’ın iki dini grubunun referanslarını görmüş olduk. Yani Maruniler ve Sünniler Selame’yi savunuyorlar. Patrik Bişara er-Rai, Selame hakkında verilen ve “nihai karar” olarak nitelediği şeye karşı çıktı ve “Selame ile Merkez Bankası’nın saygınlığına dil uzatmanın kabul edilemez” olduğunu belirtti. “Siyasi literatürümüzde alışılmadık bir yoldan gitmek” konusunda uyardı.
Darul Fetva’dan da Selame ve son birkaç yılda uygulanan finansal ve ekonomik politikalar ile dayanışma şeklinde yorumlanan Diyab’a karşı bir başka saldırı başlatıldı. İki eski başbakan Fuad Sinyora ve Temmam Selam, eski bakan Nihad el-Meşnuk da kendisine katıldı. Bu saldırı, yine eski başbakanlardan Saad Hariri’nin yaptığı sert konuşmadan sonra geldi. Hariri “Bir dönemin tamamından intikamın kapılarını sonuna kadar açtıklarını” söyledi ve Diyab’ın “serbest ekonomik sistemi tasfiye etme hayallerini” gerçekleştirmekle görevlendirildiğini belirtti. El-Nahar gazetesi bu sert sözleri aynı yönde “yoğun medya açıklamaları ve adımlarının” takip edeceği tahmininde bulundu. Velid Canbolat da yükselen eleştirel sese katıldı.
İkinci kanada gelince, kendisi daha çok eski Lübnan’ın çöküşü sonrası döneme bağlı. Tarafların bölgelerine ve Taif Anlaşması ile ortaya çıkan güçlere. Araplar ve Batı ile ilişkilere ya umudunu kaybettiği için (Özgür Yurtsever Hareket) ya da düşmanlıktan (Hizbullah) daha az önem veriyor. Bu çizgi kendisine sıfırdan bir sayı icat etti: O da bir dini grup ya da bölgeye dayanmayan Başbakan Diyab. Kendisi her zaman talep edilen Sünni bir Emil Lahud. El-Ahbar gazetesi, “Yozlaşmış rejimin kalelerini deşifre etme girişiminde bulunmaya cüret eden ilk başbakan olarak izini bırakmaya kararlı adanmış bir Hassan Diyab yaklaşımından” bahsetti. Bu tespit, Diyab’ın Lübnan Merkez Bankası Başkanına yönelik sürpriz ve sert saldırısında, Selame’nin performansını “şüpheli” olarak nitelemesinden sonra yapıldı. Hariri ise Diyab’ın “Sanki başbakan rolünü üstlenmiş bir generalmiş gibi askeri dili” kullandığından bahsetti.
Basın kaynakları “Selame’nin sessizliğini bozacağı” tahmininde bulundu. Dini grupların, diğer dini grupların gerçekleştirebilecekleri “komplolara” karşı duydukları hatırı sayılır “endişeler” medyaya sızdı. Diğer kaynaklar, Beyrut’taki ABD Büyükelçisinin, el-Ahd’ın en güçlü adamı milletvekili Cibran Basil ile görüşüp İran’ın desteklediği bir başka kırmızı çizgiye (Hizbullah’ın silahı) karşı “Lübnan Merkez Bankası Başkanı Selame’nin kırmızı çizgi” olduğunu ilettiğinden bahsetti.
Böylece iki mezhepçi blok, referanslarını mobilize etmekten “dış politikalarını” pekiştirmeye oluşumlarını sürdürüyorlar. Kritik iç ilişkileri özellikle de Cebel-i Lübnan’ı hatırladığımızda güvenliğin kötüleşmesi olasılığı uzak bir ihtimal olmaktan çıkıyor.
Bu oluşumların daha tamamlanmadığına ve hala geçerli sorular ile çevrelendiğine şüphe yoktur:
-Avn akımı, egemen Cebel-i Lübnan Hristiyan hassasiyeti ile çatışan yeni konumunda sonuna kadar gidebilir mi?
-Nebih Berri, ilk “sistem ailesinin” kabalığının dikkate almadığı rejimin genel çıkarlarını koruyan üstün muhafız olarak kalabilir mi? (Nebih Berri’nin bakanı Gazi Vezni Selame’nin görevden alınmasına karşı çıktı. Yardımcısı Enver Halil, Diyab’ın tutumlarını “sis bombası” olarak niteledi).
-Samir Caca “Lübnan Merkez Bankası’nda bir finansal denetim gerekli ancak elektrik ve iletişim sektörleri, gümrük ve limanda da çok gerekli” şeklindeki dengeli önerisinin arkasında duracak mı?Bu arada Lübnanlıların iki koalisyonla karşı karşıya oldukları anlaşılıyor. Biri, artık eski faktörlere sahip olmayan bir politikayı savunuyor. Sahip olduğu tek şey, iflas, borçlanma ve mevduat sahiplerinin birikimlerine saldırganlık. Diğeri ise uygun bölgesel koşular (Suriye-İran) dışında aslında hiçbir şeyi savunmuyor. Bu da, davasının başka kişilerin yerine kendisine itaatkar kişileri yerleştirmenin, hiçbir şeyi ele almayan -acil ekonomik ve siyasi sorunlar- teknokrat çözüm iddiasına bağlı kalmanın ötesine geçmemesine sebebiyet veriyor.
Muhasebe denetim firmalarının görevlendirilmesi, mevcut güç dengesinin ve kendisi ile ilgili kesin bir sonuca ulaşmanın imkansızlığının bir ifadesi olabilir. Ancak kesin olan, dini grupların liderlerinin 17 Ekim devriminin ortaya çıkardığı kutuplaşmanın aleyhine bir mezhepçi kutuplaşmayı (8-14 Mart ya da başka bir formülde) yeniden inşa etmeye yöneldikleridir. Bütün bunlar, Lübnanlılar açlıkla pençeleşir ve dolar 4 bin Lübnan lirası eşiğini aşarken yaşanıyor.
TT
Mezhepçi kutuplaşma Lübnanlıları ve devrimlerini eziyor
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة