Cuma Bukleyb
TT

İkinci Berlin Konferansı ve Libya barışı olasılıkları

1980'lerde, Tunus rejimiyle çıkardığı çeşitli anlaşmazlıklardan biri sırasında eski Libya devlet başkanı Albay Kaddafi, Libya'da çalışan Tunuslu işçilerin sınır dışı edilmesi direktifini vermişti. Libya güvenlik güçleri, insani muamelenin temellerinden yoksun bir şekilde, Libya şehirlerinin çeşitli sokaklarında bu işçileri tutuklamak ve sınıra götürüp atacak otobüslere bindirmek için büyük operasyonlar yürütmüşlerdi. Farklı yelpazeden Tunus medya organları, Ras Ajdir bölgesindeki sınır noktasına akın etmiş ve dönen işçilerle röportajlar yapmışlardı. Bu röportajlardan birinde Tunus devlet televizyonu muhabiri karşılaştığı kovulan işçilerden birine Libya'daki siyasi atmosferin doğasını sorduğunda işçi masumca: “Anlamak isterken başın döner” cevabını vermişti.
Son birkaç gün içinde, Libya'daki durumu istikrara kavuşturacak ve kaybolmuş evladı barışı iade edecek barışçıl çözüm mekanizmalarının bulunmasıyla ilintili İkinci Berlin konferansının gelişmelerini ilgiyle takip ederken, bunu hatırladım. Yine Libya ile ilgili olan birinci konferans zirve düzeyindeydi ve Ocak 2020’de düzenlenmişti. İkinci konferans, bir bütün olarak dışişleri bakanları ve alt düzey yetkililer düzeyinde gerçekleşti. Birincisi, Libya hakkındaydı, zira Libyalı yetkililer  konferans sırasında Berlin'deydi, ancak oturumlara katılmalarına izin verilmedi. Son konferansta ise Libya, Başbakan ve Dışişleri Bakanı tarafından temsil edilen tam anlamıyla bir katılımcı olarak müzakere masasında yer aldı.
İlk konferans, bir yol haritası geliştirmekte, Libya'yı birinci başkanlık konseyi sıkıntısından kurtararak bir başbakanın liderlik ettiği “Ulusal Birlik Hükümeti” adında üç üyeli yeni bir konsey kurmakta nispeten başarılı oldu. Aynı konferansta ayrıca, 3 ay içinde yabancı güç ve paralı askerlerden kurtulmak için batı ve doğu bölgelerinin temsilcilerinden oluşan bir askeri komite oluşturuldu.
Libya Merkez Bankası'nı yeniden birleştirmeye çalışacak bir ekonomi komitesi tesis edildi. Ne var ki son iki tavsiyeyi uygulamaya koymak imkansızdı ve sonunda unutulmuş bir rafta yatan iki cesede dönüştüler.
İkinci Berlin konferansına bulutlu bir uluslararası atmosfer eşlik etti.  Konferans salonunun içinde katılımcılar müzakere ve manevralarda bulunurken, onlardan uçak ile en az 1 saatten az bir uzaklıkta, Ukrayna sularında bir İngiliz donanma gemisi ile Rus donanma gemileri ve savaş uçakları arasında neredeyse askeri bir çatışma patlak verecekti. Konferans sona erdikten sonra 57 tavsiye ile karşımıza çıktı.
Hepsi de bal kavanozuna sokulmuş gibi tatlı ve Çin ipeği ile örülmüş gibi yumuşak bir dille formüle edilmişler. Ancak gerçekte ve fiiliyatta hiçbir anlam ve değerleri bulunmuyor. Gerçek şu ki, Libya’da Avrupa, bölgesel ve yerel rekabet iç içe geçerek yoğunlaşıyor. İç düşmanlıklar şiddetleniyor. Taraflar arasında her düzeyde güven eksikliği var. Her taraftan ihanet suçlamaları ve tehdit sesleri yükseliyor. Herkes savaşa hazırlık olarak kılıçlarını biliyor. Tavsiyelerin çoğunun, 24 Aralık’ta düzenlenmesi planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine, yeni bir cumhurbaşkanı ve parlamentonun göreve gelmesine kadar uygulamasının durdurulmuş olması da bütün bunlara ekleniyor. Gelgelelim şimdiye kadar, bu seçimlerin yapılması için anayasal bir temel üzerinde bile mutabakat sağlanamadı. Başkanın nasıl seçileceği çeşitli taraflar arasında hala bir anlaşmazlık konusu; başkan halk oylaması ile mi yoksa parlamento tarafından mı seçilmeli? Seçim, anayasa taslağının halk oylamasına sunulmasından önce mi yoksa sonra mı gerçekleşmeli?
Konferansın odak noktası, yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya'daki varlığının devam etmesi veya geri çekilmesiydi. Libya çatışmasına dahil olan ülkelerin bu konudaki pozisyonlarıyla ilgili aralarındaki anlaşmazlık bir kördüğüm haline geldi. Resmi olarak, Libya'da her iki tarafta da sayıları 20 binden fazla çeşitli milletlerden yabancı savaşçılar var. Aslan payı iki ülkeye ait; Türkiye ve Rusya. Türk resmi güçleri ve Suriyeli paralı askerleri ülkenin batı kesiminde bulunuyorlar. Eski uluslararası toplum tarafından tanınmış Başkanlık Konseyi'nin talebi üzerine geldiler ve yine uluslararası toplum tarafından tanınmış mevcut Başkanlık Konseyi ve hükümetin desteğiyle varlıklarını sürdürüyorlar. Wagner tarafından işe alınan paralı askerlerden oluşan Rus kuvvetlerine gelince, Sudanlı ve Çadlı paralı askerlerle birlikte Libya'nın doğu kesiminde toplanıyorlar. Yabancı güçlerin ve paralı askerlerin Libya'dan bir an önce çekilmesi tavsiyesi, Alman Dışişleri Bakanı'nın da belirttiği gibi dengeli bir geri çekilme süreci öneriyor. Bu tavsiye tartışmaların hararetini artırdı, kendisinden kaçınmaya çalışan manevralara tanık oldu, bilhassa Türk delegasyonu ile Mısır ve Fransız delegasyonları arasında gerilim ve tartışmalara yol açtı. Türkler, birliklerin geri çekilmesi tavsiyesine karşı çıktılar ve son tavsiyelerle ilgili çekincelerini resmi olarak kaydettiler. Mısır ve Fransız delegasyonları ise tüm yabancı güçlerin geri çekilmesinin gerekliliğinde ısrar ettiler. Her iki taraftan az sayıda Suriyeli paralı askerin en kısa sürede çekilmesi gibi sembolik bir geri çekilme süreci üzerinde uzlaşıya varılsa da, halihazırda hiç kimse, bu tavsiyenin uygulanma yolunu bulacağına dair bahse giremez.
İkinci Berlin konferansının Libya ile istikrar arasındaki mesafeyi kapatmaya olumlu katkıda bulunabilecek olumlu bir adım olduğunu düşünenlerimizin, iyimser olmaya hakları var, ama buna biraz ihtiyat karıştırma şartıyla. Zira durum genel olarak henüz “anlamak isterken başın döner” halkasından tamamen çıkmış değil.