İstemi Yılmaz
TT

Türkiye’yi Afganistan’da ne bekliyor?

Ankara-Washington hattında “Kabil anlaşmasının” eli kulağında. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Brüksel’deki NATO Zirvesi’nde gerçekleştirdiği ikili görüşme sonrası Amerikan heyeti geçen hafta Türkiye’yi ziyaret etti. ABD heyeti, Ankara’da savunma ve dışişleri bakanlıklarından yetkililerle bir araya geldi. Konu, Amerikan askerlerinin 11 Eylül’de Afganistan’dan tamamen çekilmesinin ardından Kabil Uluslararası Havalimanı’nın nasıl korunacağı.
Taraflar belirli konu başlıkları üzerinde anlaştı. Buna göre, ABD, Türk kuvvetlerine askeri ve istihbari destek sağlayacak. ABD ve NATO operasyonun finansal yükünü üstlenecek. Eğer gerekli görülürse Türkiye, NATO’dan ek askeri destek talep edebilecek. Buna karşılık Türk askerlerine havalimanı kompleksi dışında operasyonel görev tanımlanmayacak. Havalimanının korunması sırasında Türkiye, istediği bir yabancı askeri kuvvetle ortaklık kurabilecek. Bu konuda Ankara’nın özellikle Macaristan ve Pakistan’ı yanına almak istediği biliniyor. Son olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri Afgan hükümetine havalimanının güvenliğine ilişkin meselelerde danışmanlık yapacak.
Anlaşmaya varılan konular Kabil havalimanının güvenliğine dair bir çerçeve çiziyor. Fakat bir de Ankara’nın yanıtlanmayan talepleri var. Bunlardan ilki, Taliban’ın saldırılarına karşı etkili olacak ve TSK’nın envanteri arasında yer almayan silahlar. Ankara bazı Amerikan füze savunma sistemlerinin çekilme esnasında Türk askerlerinin kontrolüne sunulmasını istiyor.
İkincisi ise çekilme sonrası dönemde Türk askerlerinin Afgan hükümetinin savunma stratejisinde etkin bir rol oynaması. “Danışmanlık” olarak kodlanan söz konusu talebin perde arkasında ise silah satışı var. Türkiye’nin hesabı, rüştünü Suriye, Dağlık Karabağ ve Libya’da kanıtlamış Türk Silahlı İnsansız Hava Araçlarının (SİHA) Afganistan’a satarak pazarını genişletmek.
Henüz pürüzlerin giderilemediği son madde, başkent Kabil’deki yabancı diplomatik misyonlara gidecek veya geleceklerin can güvenliğinin sağlanması. Ankara bu konuda elini taşın altına sokmamakta ısrarcı. Zira Afganistan’daki çoğu kanlı terör saldırısı diplomatik konvoyların geçişi sırasında gerçekleşti. Taliban destekli saldırıları önlemek için salt askeri güç konuşlandırılması yetmez. İyi bir istihbarat ağına da sahip olmak gerek. Türkiye ayrıca, böyle bir sorumluluğu kabul etmenin Taliban’la karşı karşıya gelmeye yol açacağının bilincinde. Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, Pentagon bölgeden çekilse bile sadece bu görev için 650 askerlik bir gücü bölgede bırakabilir.
Peki Türkiye’nin isteklerinin kabul edilmesi Kabil’deki görevin sulh içerisinde yürütülmesine olanak sağlayacak mı?
ABD’nin çekilme kararı sonrası Afganistan’daki denge değişti. Masadan zaferle ayrıldığını düşünen Taliban, “başarısını” sahada da kazanca dönüştürmenin peşinde. Örgütün bu hafta gerçekleştirdiği saldırılarda Gazne'nin Hoca Ömeri, Vaiz ve Mukur ilçeleri ele geçirildi. Bölgenin düşmesi an meselesi. Dahası, her gün çatışma alanlarında yüzlerce Afgan askerinin üniformalarını çıkararak “kazanan” yani Taliban tarafına geçtiği görüntülere bir yenisi ekleniyor. Örgüt gücüne güç katarak ilerleyişini sürdürüyor.
Nadiren kameralar karşısına çıkan Afganistan'daki Amerikan güçlerinin komutanı Orgeneral Scott Miller hafta içi yaptığı açıklamada “Şu anda güvenlik durumu iyi değil. Şu anki haliyle devam ederse, iç savaş kesinlikle gerçekleşebilecek bir ihtimal” diyerek NATO’yu uyardı. Eğer NATO ve ABD çekilme esnasında geride ne bıraktığını dikkate almazsa Türk askerleri görevleri esnasında Taliban etkisinde bir ülkeyle karşı karşıya kalacak.
Örgüt Türkiye’yi İslam ülkesi olarak değerlendiriyor. Fakat Türk askerlerinin “NATO şemsiyesi altında” görev yaptıkları şerhini de düşüyor. 2001 yılından beri devam eden savaş durumunda Afganistan’daki Türk askerlerinin Taliban’ın hedefinde olmaması bir avantaj.
Denge değişebilir gibi gözükse de Ankara’nın elinde bir koz daha var. O da Taliban’ın uluslararası meşruiyete olan acil ihtiyacı. Hamas ve Müslüman Kardeşler gibi yapılarla sıkı ilişkileri bilinen Türkiye’nin Taliban’a açacağı diplomatik kredi “Kabil görevinin” riskini düşürebilir.