Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Sri Lankalı Müslümanlar

Sri Lankalı Müslümanlar

Pazar, 1 Ağustos, 2021 - 06:00
Cemile Bayraktar
Gazeteci-Yazar

Her köşe yazarı gündemdeki iç ya da dış gelişmelere dair yorumlar yapar, yazılar yazar ancak bununla birlikte insanın her alanda söz söyleyecek birikiminin olması pek mümkün değildir. Bu nedenle genel geçer gündemler arasında her kalem oynatanın özel bir ilgi, ihtisas alanı olması gerekir. Bu ihtisas alanı sadece kendi dahilindeki konulardan da oluşmaz aynı zamanda olaylara dair araştırma, yorumlama, yazma gibi genel hatlar konusunda kalem sahibine bir yöntem bilgisi de verir. Bu anlamda özellikle 1990’lardan sonraki yeni dünya düzeni tasavvuru içerisinde, bu tasavvurun “medeniyetler çatışması” iddiasıyla ve “yeşil düşman” koduyla İslam’ı ve Müslümanları hedef göstermesi, terör bahanesiyle cadı avı başlatması, “ılımlı İslam” projeleriyle dönüştürme çabası çok rahatsız edici boyuta ulaştığı için İslamofobi, anti-İslamizm gibi konuları çalışmayı bir Müslüman olarak gerekli gördüm ve bu alanda da çalışmaya devam ediyorum.

İslamofobi ve anti-İslamizm, belli coğrafyalarda olan, sınırlı bir öteki düşmanlığı değil, bazen Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda, bazen Batı’da, bazen Asya’da karşımıza çıkan bir olgu. Yani Hindistan’dan Fransa’ya kadar birçok yerde Müslüman ve İslam karşıtı ırkçılığın, düşmanlığın hedefinde olan binlerce Müslüman var. Bu konuyu bölgeler dahilinde ele almaya çalışıyorum ve uzun zamandır yazmak istediğim bir konu, iç ve dış gündem yoğunluğu arasında biraz gecikmeli de olsa kendisine ancak yer bulabildi. Açıkçası geciktirdiğim bu yazı nedeniyle de kendime bir miktar kızgınım.

Sri Lanka da aslında bildiğimiz bir acı hikayeden payını almış bir ülke, sömürgecilerin diğer Ortadoğu, Asya ve Afrika ülkelerinde olduğu gibi sömürgeleştirdiği bir ülke…

Sri Lanka, 1948’de bağımsızlığını kazandı, aslında “bağımsızlığını kazandı” ifadesini pek kullanmıyorum zira sömürgecilerin politika değiştirmeleri nedeniyle başlattıkları çekilme sürecine “bağımsızlık” demek, sömürgeleştirilen bölgelerdeki kıyımlara bakıldığında “bağımsızlık” gibi tanımlamak mümkün değil. Sri Lanka’da 1956’da Sinhalaca resmi dil olunca, ülkede yaşayan etnik bir grup olan Tamiller bu gelişmeyi eleştirdi, daha sonra Tamilce resmi dil olarak kabul edilse de bu gelişme Tamil milliyetçiliğinin artmasında etkili oldu. 1980’lerde başlayan Sri Lanka ve Tamiller arasındaki çatışmalar/iç savaş 2009’da sona erdi. Bu gerilim hattında yaşayan Sri Lankalı Müslümanlar ise iki gruba da özellikle mesafeli durarak çatışmalara katılmadılar.

Sri Lanka yönetimine karşı Tamiller ile birlikte olmayan, kendilerini Müslüman dışında hiçbir kavramla ifade etmeyen Müslümanlar, Sri Lanka yönetimi ile ortak hareket etmedi ancak yönetime doğrudan karşı olmadıkları, kısmen birlikte hareket ettikleri için Tamiller tarafından hedef alınmaya başladılar. 1980’lerin sonundan itibaren başlayan saldırılar sırasında camiler hedef alındı, yaşadıkları bölgelerden zorla çıkartıldılar. Arka planda da Sri Lanka yönetimi tarafından Müslümanlar olması gerektiği gibi korunmadılar. Dahası, Tamiller ve Sri Lanka arasındaki “barış” görüşmeleri sırasında ülke nüfusunun %10’unu oluşturan ve çatışmalardan etkilenen Müslümanlar, haklar çerçevesinde görüşmelere dahil edilmedi, talepleri dikkate alınmadı. Zaten özerklik, ayrılma gibi bir niyeti olmayan, şiddete de başvurmayan Müslümanlar talep ettikleri siyasi katılım, tanınma gibi haklardan da mahrum bırakıldılar.

Bazı yorumlar, Sri Lankalıların (Seylanlıların), Tamiller’e karşı kazandıkları süreç sonucunda kendilerinde Sri Lanka’nın Seylanlıların olduğu fikrinin belirdiğini ve bu etnisiteye bağlı gelişme ile Müslümanların varlığından rahatsız olmaya başladıklarını, Müslümanların kendilerine yeterince uymadığından rahatsız olduklarını ifade ediyor. Camilerin sayısının artması, Müslümanların helal kesim gibi tercihlerinin olması rahatsızlık oluştururken, Budistler de İslam’a geçişler olmasından ötürü rahatsızlar.

Genelde ibadetlerle ve ruhsal arınma ile tanıtılan, turuncu kıyafetleri için bir nevi züht hayatı yaşıyorlarmış gibi lanse edilen Budistlerin, Myanmar’da Müslümanları diri diri yakacak öfke ve nefrete sahip olduklarını yaptıkları soykırım sırasında görmüştük. Myanmar kadar aşırı olmasa da Budistler, Sri Lanka’da da Müslümanları hedef olarak görüyorlar. Bölgeye dair araştırmaları olanlar, 2012’den itibaren, özellikle Budist papazların ve aşırı sağcı Budist keşişlerin desteğiyle Müslüman karşıtı söylem ve eylemlerin sistematik bir biçimde arttığından bahsediyorlar.

Sri Lankalı Müslümanların saldırılara uğraması, Myanmar’da yaşanan katliamlarla dönemsel olarak paralel ve buna bağlı olarak “Myanmar’dan sonra sıra Sri Lankalı Müslümanlar’da” yorumları bile yapıldı. Bir Budist şoför ve bir Müslüman genç arasında yaşanan sıradan bir tartışma sonrası Budist şoför hayatını kaybedince, Budist gruplar, Müslümanların yaşadığı mahallelere topluca saldırıyor ve ateşe veriyor. 2018’de yaşanan bu şiddet olayları, aslında yaşanan tartışmayla alakalı değil zira hayatını kaybeden kişi bu olaya bağlı olarak değil bir başka nedenden, olaydan bir ay sonra hayatını kaybediyor ama olay farklı lanse edilerek gerilim yaşanması için saldırılar yapılıyor. Sri Lankalı Müslümanlar, çoğunluğu Budistlerden oluşan polislerin, Müslümanlara yönelik saldırıların bazı yerlerde önüne geçse de bazı yerlerde bu saldırılara göz yumduğunu söylüyor.

2019’da DEAŞ terör örgütü, Sri Lanka’da çok sayıda insanın hayatını kaybettiği eş zamanlı terör saldırıları gerçekleştirmişti. Dünyanın her yerinde Müslümanlara zarar vermek için elinden geleni yapan DEAŞ’ın Sri Lanka’ya kadar uzanan saldırıları, Müslümanların yaşamlarının daha da zorlaşmasına neden oldu. Bu saldırılar sonrası Müslümanlar olası bir saldırı ihtimaline karşı evlerinden çıkamaz oldu, burka yasaklandı, dini eğitim verilen kurumlar kapatıldı. Yani Müslümanların baskı altına alınma sürecinin bir bahanesi oldu bu saldırılar. Ve Müslümanların evlerine ve kendilerine yönelik saldırılar yaşanmaya başladı, işyerleri kundaklandı.

Haritada çoğumuzun yerini bilmediği, Hint Okyanusu’nda bir ada devleti olan, Müslümanların asırlardır yaşadığı Sri Lanka’da, konuştukları dilden, kültürlerinden haberimiz olmasa da varlıklarından haberimiz olan Sri Lankalı Müslümanlar yaşıyor. Yaşamlarını şiddete bulaşmadan geçirmiş olsalar da sık sık ırkçı, İslam karşıtı nefretin muhatabı oluyorlar. İçlerinden neredeyse hiçbirisinin okuma ihtimali olmadığı bu yazıyı, insan olmanın sorumluluğu ile, İslamofobi ve anti-İslamizm gibi yeni dünya düzeninin Truva atı olan düşmanlık siyasetinin ulaşabildiği her yere, bununla mücadele için ulaşmamız gerektiğini ve ulaşacağımızı belirtmek üzere kaleme almayı da görev biliyorum.


Önemli not: Dünyanın birçok yerinde ve Türkiye’de küresel ısınma nedeniyle çıkan orman yangınları sonucunda doğanın tarumar olması, insanların ve hayvanların en acı biçimde hayatını kaybetmesi nedeniyle gerçekten çok üzgünüm. Allah’ın muazzam biçimde yarattığı kainata zehirli gazlarla, kimyasal atıklarla, çöplerle zarar verip, en temel ihtiyaç suyu kirleten ve kısıtlı hale getiren, kuraklığa neden olan ve nihayetinde dünyayı neredeyse cehenneme çeviren insanoğlunun duyarsızlığı, artık tüm canlıların yaşamını tehdit edecek hale geldi, umarım bu afetler önlem alması gerekenlerin aklının başına gelmesine vesile olur. Bir daha yaşanmaması temennisiyle…


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya