Tevfik Seyf
Suudi yazar ve düşünür
TT

Eski bir tartışmaya dönüş: İnsan, toprak ve vakit

Bu makale, merhum Malik bin Nebi'nin uygarlığın dayandığı üç temel direk olan insan, toprak ve vakit düşüncesinin yeniden incelenmesidir. Günümüzde yaşanan düşünce değişimlerine uyum sağlamak için gerekli gördüğüm bazı düzenlemeler yaptım.

Bazılarının bu konuyu önemsiz gördüğünü, günlük hayat ile yakından bağlantılı pratik konuların daha fazla ilgi göstermeye değer olduğuna inandığını biliyorum. Ancak, düşünürlerin çoğunun ilerlemenin anahtarının ekonomi, eğitim, bilimsel araştırma ve teknolojinin yerelleştirilmesi olduğu konusunda hemfikir olduğunu da görüyorum. Modern teknolojinin omurgasını oluşturan matematiksel mantık ve hesaplamalara odaklanmaları, retorik ve etkileyici konuşmadan ziyade, pratik teknolojilerin geliştirilmesi için gerekli temeli ve çerçeveyi sağlayan teorik bilginin merkeziliğine olan inançlarını gösteriyor.

Herkesin kalkınmanın gerekliliği ve bunu başaran ve bundan faydalanan bireyle başlamanın gerekliliği konusunda hemfikir olduğuna inanıyorum. Ancak bazıları, kalkınmanın sadece bir dizi prosedür veya eylemler sistemi olmadığını unutabilir. Kalkınma öncelikle, büyük ve ara hedeflere dair teorik bir vizyon, çalışmanın sağlamlığını doğrulamak için standartlar ve ardından bizi bunlara götürecek prosedürler ve programlardır.

Ülkemizde ve çevresinde daha fazla sayıda aydının, kalkınma ve özellikle de kendisini genel sloganlardan veya özlemlerden, kamuoyu tartışmasına açık ve tüm insanların günlük yaşamlarıyla ilgili pratik uygulamalara dönüştürme konusuna daha fazla ilgi göstermesini umuyorum.

Şüphesiz ki, bu konular aydın ve uzmanların yanı sıra vatandaşların geneli tarafından da tartışılmayı hak ediyor. Arapların çoğunun büyük projeler etrafındaki tartışmalara fazla önem vermemesinden üzüntü duyuyorum. Bu ihmal, çoğu zaman insanların geçim sıkıntısıyla meşgul olmalarıyla gerekçelendiriliyor ki bu bazı ülkelerde gerçekten zor olabilir. Ancak bu projeler, geçim sorunları ve toplumsal kırılganlık için etkili ve tarihsel bir çözümdür.

Malik bin Nebi'nin daha erken bir dönemde gündeme getirdiği düşünceyi daha sonraki yazılarımda ele alacağım. Ancak öncelikle, önerdiği insanlık kavramına dair yeni bir anlayış geliştirmek istiyorum; bu anlayışın iki anlamı kapsadığını düşünüyorum: Birincisi, insan kalkınmanın nihai hedefidir ve bu nedenle, herhangi bir projenin insanlığın rolünü zayıflatan veya ilerlemesini kısıtlayan herhangi bir şeyi içermesi kabul edilemez. İkincisi ise, insan kalkınma projelerinin bağlı olduğu birincil etkendir. Bu nedenle, insanın düşünsel ve bilimsel yeteneklerini geliştirmek yani kalkınma dediğimiz gelişmeyi yönetmesini sağlamak, projenin başlatılması ve uygulanması için çok önemli ve vazgeçilmez bir ön koşuldur.

Toprağa gelince, Profesör Malik toprak ve tarımsal üretim kavramına da odaklanmıştı. Bunun yerine, insan çabasının öznesi olarak kabul edilen “doğa” kavramını kullanmanın daha doğru olduğuna inanıyorum. İlerleme kavramının özünü oluşturan ekonomi ve bilimin kalkınması, gerçekte doğal kaynakların en verimli şekilde kullanılmasından başka bir şey değildir.

Vakit kavramına gelince, onu zaman veya tarih kavramıyla değiştirmeyi öneriyorum, çünkü ilerleme belirli bir süre sonra sona eren bir proje değildir. Daha ziyade, bilinenlerle başlayan, daha önce bilinmeyen kapıları açan ve böylece öncekileri geçersiz kılan, ucu açık bir programa daha yakındır. Bu nedenle, kalkınma projesindeki her eylem, bilinen bir aşamadan yeni bir aşamaya geçişi temsil eder ve bu da bazı değerlerin kaybolmasına ve diğerlerinin ortaya çıkmasına, bazı kavramların, yargıların ve etik değerlerin kaybolmasına ve bunlara alternatiflerin ortaya çıkmasına vb. neden olur. İnsan bilgisi doğası gereği tarihseldir, yani geçicidir. Bilgiyi tarihsel, yani zamanına bağlı olarak ele almak, kalkınma bağlamında gerçekleşen dönüşümlerle olgun bir şekilde başa çıkmak için gerekli bir koşuldur. Bu konuya geri döneceğiz.