Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Hizbullah unsurlarının yakalanması!

Doğru, haber haberdir. Ancak önemli olan şey haberin nasıl yakalandığı ne şekilde ortaya çıkarıldığı ve içeriğinin nasıl anlatıldığıdır. Bu gazeteciliktir. Ancak aynı şekilde haberin nasıl çerçevelendirilmesi gerektiği ve siyasi boyutlarının nasıl anlaşılması gerektiği de önemlidir. Özellikle de bu haber, kendisinden önce bir şey varken kendisinden sonra başka bir şey olan dikkat çekici bir haberse.
Haber, Lübnan Hizbullahı’nın İsrail’in kuzeyine 19 roket fırlattığı değil. Esas haber Lübnan’ın Şuveyye köyünün sakinlerinin Hizbullah unsurlarını yakalayıp orduya teslim etmiş olmaları. Nebatiye vilayetine bağlı Hasbaya bölgesindeki köylerden biri olan Şuveyye köyü sakinleri, Hizbullah’ın füze fırlatma kamyonunu ve köydeki evlerinin ortasından İsrail’e füzeler fırlatan dört Hizbullah unsurunu durdurdular.
Şuveyye sakinleri İsrail’den füzelerin fırlatıldığı yere bir misilleme gelir korkusuyla böyle bir şey yaptılar. Nitekim misilleme gelmesi, köydeki evlerin yıkılması ve bugün Lübnan’ın her yerinde olduğu gibi köy sakinlerinin sınırlı geçim kaynaklarının telef olması anlamına geliyordu.
Kabaca haberin ayrıntıları böyle. Ancak esas olay şu ki, şu anda Lübnan’da sadece İsrail’e karşı savunmaya geçmek için değil, aynı zamanda bazı Iraklıların yaptığı gibi Hizbullah’ın ve arkasındaki İran’ın verdiği zarara yeter demek için Hizbullah unsurlarını engelleyenlerin olduğunu görüyoruz.
Irak'ta, özellikle de Şii mezhebine mensup kişilerin yaşadığı bölgelerde, İranlı milislere karşı çıkan ve İran karargahlarına saldıranlar Şii Iraklılar. Bu kişiler İran'ın varlığına ve Tahran'a bağlı milislerin kendi topraklarında bulunmasına karşı çıkıyorlar.
Suriye'deki Rus-İran varlığı olmasaydı, Suriyelilerin de kendi topraklarında İranlı milislere karşı aynısını yaptığını görürdük. Ancak Suriye'deki savunmasızlar, İran milislerinin nüfuzundan ve oradaki Rus gücünün işgalinden korkuyor. Kimse Suriyelilerin zaten ağır bir bedel ödediğini inkar etmiyor.
Dolayısıyla İran’ın ve milislerinin nüfuz bölgelerinde toplu bir uyanışla karşı karşıyayız. Yeter yeter demektir.  Artık İran nüfuzunun hakim olduğu ülkelerdeki köy halkları bile ne “direniş” hikayesi ne de “mücadele” hikayesi ile kandırılabiliyor. İsrail artık onların endişesi ya da savaş başlatmaları için kabul edilebilir bir sebep değil.
Hizbullah’ın unsurlarının yakalanması, fotoğraflarının çekilmesi ve Lübnan köy halkından bazılarının onları dövmeye kalkışması karşısında çıldırması normal. Nitekim Hizbullah bu değişimin tehlikesinin farkında. Aynı şekilde sözde "prestij"ini ve Lübnan halkının desteğini kaybetmesinin tehlikesinin de farkında.
Ne yazık ki batı yukarıda bahsi geçen şeylerin hiçbirinin farkında değil. Ya da olmak istemiyor. Zira batı nükleer dosya üzerinde müzakere etmeye devam ediyor. Hizbullah üyelerinin tutuklanması, İran'ın nüfuzu altındaki ülkelerde molla rejimine karşı halk uyanışının bir uzantısı ve İran'ın kendi toprakları içinde rejime karşı yapılan halk hareketlerinin bir uzantısıdır.
Batı'nın anlamadığı şey şu ki, İranlıların kendileri ve İran nüfuzu altındaki Arap halkları, artık mollaların başarısız projesine, savaş ve yıkım projesine ve mezhepsel ayrıştırmaya tahammül edemiyorlar.
Batı’nın kavrayamadığı diğer şey de şu ki, İran rejimi ile en kötü ekonomik ve siyasi dönemini yaşarken ve kendi vatandaşları ve bölge tarafından şiddetle reddedildiği bir zamanda müzakere yapıyor. Yani demem o ki, Lübnan’daki esas haber Hizbullah’ın İsrail’e roket fırlatması değil. Lübnan köy halkı tarafından Hizbullah unsurlarının yakalanması.
Bu haber önemli ve dikkat çekici bir haber. Peki Batı’da bunu idrak edebilen biri var mı?! Şüpheliyim!