Mahkûmlara işkence yapıldığı ve dövüldüklerinin video kayıtları hackerlar tarafından internete sızdırıldıktan sonra Reuters’in haberine göre İran Cezaevi Teşkilatı Başkanı Salı günü Tahran'daki Evin hapishanesinde yaşanan "acı olaylar" için özür diledi.
İran Cezaevi Teşkilatı Başkanı Muhammed Mehdi Hacı Muhammedi, resmi İran haber ajansı tarafından aktarılan bir açıklamasında "Evin hapishanesinin görüntüleriyle ilgili olarak, bu kabul edilemez davranışın sorumluluğunu alıyorum ve bu acı olayların tekrarını önlemek için çalışmaya ve zalimlerle kararlı bir şekilde mücadele etmeye söz veriyorum" dedi.
Muhammed Mehdi, “Cenab-ı Allah'tan, aziz liderimiz Ali Hamaney'den, milletimizden ve bu hatalar sebebiyle çabaları göz ardı edilemeyecek onurlu hapishane gardiyanlarından özür diliyorum" dedi. Reuters, bunun ilginç ve şaşırtıcı bir şekilde, ülkedeki insan hakları siciline yönelik eleştirileri temelsiz bularak sürekli olarak reddeden İran’ın, insan hakları ihlallerinin mevcudiyetine dair nadir bir itiraf olduğuna dikkat çekti.
Bu nadir itirafın değeri nedir bilmiyorum. Reuters ve onun gibi bölgemizde yayın yapan Batılı ajanslar, İran’ın ülkelerimize, halklarına ve aktivistlerine yönelik saldırılarını görüyor. Ancak uluslararası medya Iraklı aktivistlere yönelik suikastların ve kaçırmaların boyutunu görmüyor mu?
Batı medyası ve insan hakları örgütleri, İran’ın bölge ülkelerini yok eden ve vatandaşlarına zulmeden müdahaleleri sebebiyle Suriye'de Suriyelilere karşı yaşanan ve yaşanmakta olan, Lübnan'da yaşanan suikastları, kurumların ve bir bütün olarak devletin sistematik yıkımını görmüyor mu?
Örneğin ajans, İranlı cezaevi müdürünün gardiyanlardan da özür dilediğini ve “Bu hatalar sebebiyle çabaları göz ardı edilemeyecek olan onurlu gardiyanlar” dediğini fark etmedi mi?! “Onurlu gardiyanlar” diyor. Sızdırılan videolarda, işkenceden bitkin düşmüş mahkûmun bedeninin üzerinden geçen sarıklı kişi hariç mahkûmları döverek ve hakaretler ederek saldıran kimseler de hapishane gardiyanları.
Buna göre soruyoruz: Başta ABD olmak üzere, Batılı ülkeler ve insan hakları örgütleri, sadece İran’la nükleer anlaşma yapmak için İran'ın yurtiçinde ve yurtdışındaki suçlarına göz yumduğu sürece İran'ın bu özrünün değeri nedir?
Gerçek şu ki İran, gerek bölge ülkelerinde, gerek denizlerde, gerekse İran içinde “Yapılmaması gerekenler” kitabındaki tüm yasakları uygulamış, buna rağmen hiçbir büyük hatanın veya suikastın bedelini ödememiştir. Aksine, her suçtan sonra kendisine “el uzatılmış” ve daha fazla diyalog çağrısı yapılmıştır.
Ne yazık ki tüm bunlar, bölgemizde veya gözlemcilerin gözleri önünde, insan haklarından veya uluslararası yasalara saygıdan bahsetmeyi değersiz hale getirdi. Çünkü bu taraflı bir korkutma süreci haline geldi. İran yaptığı zaman Batılı ülkeler göz yumuyor, bölge ülkelerinden biri yaptığı zaman Batı medyası bölge ülkelerine isyan ediyor.
Bunlar duygusal ya da taraflı görüşler değil, İran'ın yaptıklarından en büyük zarar görenin insan hakları ve uluslararası hukuka saygı kavramı olduğunu ve İran’ın özrünün bir kıymeti olmadığı gibi bu kavramların da kıymetinin kalmadığını bize gösteren gerçeklerdir.
Bu bir gerçektir ve her geçen gün çevremizdeki olayların gelişmesiyle daha da netlik kazanacaktır.
TT
Bu özrün değeri var mı?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة