25 Ekim'de Sudanlılar yeni ve eski bir haberin uyarı çanlarıyla uyandılar. Egemenlik Konseyi Başkanı Korgeneral Abdülfettah el-Burhan, Başbakan Abdullah Hamduk ve bir dizi bakanı tutukladı, olağanüstü hâl ilan etti ve tüm yetkileri ele aldı. Ülkenin doğusu ve batısı şiddetli depremlerle sarsılıyor. Silahlar, onlarca etnik ve bölgesel grubun dili olmuş bir durumda. Siyasi oluşumlar ise, Arap ülkelerinin çoğunu terk eden ideolojik geçmişi tüm yelpazesiyle barındıran gerçeküstü bir tabloya benziyor. Arap Sosyalist Baas Partisi “birlik, özgürlük ve sosyalizm” sloganı atarken, Nasırcı parti de üvey kardeşi Baas partisine bu sloganlarla eşlik ediyor. Ayrıca yıllarca hüküm sürdüğü ülkelerde artık yokluk çukuruna düşen Komünist Parti ve aynı damarı taşıyan Sudan ulusal partileri, liderlerinin uzun ya da kısa hapishane geçmişine rağmen siyaset arenasını terk etmiyorlar. Milli Ümmet Partisi, parçalanmasına rağmen Mehdi ailesinin gücünü motivasyon kaynağı olarak kullanmaya devam ediyor. Siyasal İslam, dilini, siyasal ittifaklarını, ihtilaf alanlarını renklendirse de amaçlarını değiştirmiyor. Ordu, iktidar kalesinin anahtarlarına sahip olan silahlı hiyerarşik bir partidir. Askeri darbe, bağımsızlıkla beraber doğan bir ikizdir.
1957’de Sudan devletinin kurulmasından ve İsmail el-Ezheri liderliğindeki ilk hükümetin teşkil edilmesinden bir yıl sonra, İsmail Kebide önderliğinde bir darbe girişiminde bulunuldu, ancak başarısız oldu. Sudan, insan dokusu yerin, tarihin, dinin ve etnisitenin parmaklarına dokunan bir ülkedir. Sudan halkı eğitimli ve siyasallaşmıştır. Nitekim okuma-yazma bilmeyen sıradan bir insanın bile siyasi dalgalanmalardan, entelektüel ve kültürel gelişmelerden haberdar olduğunu görürsünüz. Etnik yapı, idari birimlere ve siyasi ittifaklara yansımıştır. Çeşitli etnik bileşenlere sahip insanların bir arada yaşadıkları Darfur’un, bölge dışına da uzantısı olduğu görülür. Sudan, modern bir devletin kurulmasından önce de kendi siyasi ve idari varlığı olan bir devletti. Faysal bin Hüseyin Irak kralı olduğunda, ülke liderlerine Irak'ın tek bir halk değil, bir halklar topluluğu olduğunu söyleyen bir mesaj göndermişti. Ülke dışından gelen kral, yönettiği halkın oluşumunu anlamış ve birçok alanda ilerlemeye ve toplumsal barışa tanıklık eden bir devlet kurmuştu.
Sudan, Faysal bin Hüseyin’in Irak halkı hakkındaki tanımına uyuyor. Yıllarca süren savaşların ardından Güney Sudan ayrıldı, Hristiyan çoğunluğun yaşadığı bir ülke kuruldu. Fakat bu büyük tarihi olay, çeşitli örgütler, fikirler, ittifaklar ve etnik kökenlerin çatışması sebebiyle kuzeydeki oluşum için istikrar kaynağı olmadı. Korgeneral İbrahim Abbud, Kasım 1958'de -Sudan ordusu liderlerinin her zaman yaptığı gibi- asasını kaldırdı ve sarıklı başlarla birlikte sivil üniformalıları da devirdi. Abdullah Halil’in başkanlık ettiği hükümet, Milli Ümmet Partisi, Demokratik Birlik Partisi ve Egemenlik Konseyi Başkanı İsmail Ezheri'nin yer aldığı bir koalisyondan oluşuyordu. Korgeneral Abbud, iktidarın zirvesine oturmuştu ve ülkeyi içinde bulunduğu ekonomik krizden kurtarmaya geldiklerini söylüyordu. Altı yıl sonra, Sudan sokakları kaynadı ve sarıklar miğfer karşısında zafer kazandı. Abbud hükümeti devrildi.
Sivil yönetim geri döndü ve hiçbir siyasi partinin tek başına yönetmesini sağlayacak çoğunluğu elde edemediği parlemento seçimleri yapıldı. Sarıklılar arasında siyasi çatışma dönemi başladı. Mayıs 1969'da miğferler başkanlık sarayına doğru hareket etti. Tümgeneral Cafer el-Numeyri, asasını kaldırdı ve sarıklıların başları üzerinde salladı. Sudan’daki Arap milliyetçiliğinden, dini mizaca bir kayma oldu. Ancak askeri yoldaşlarından bazıları gücün el değiştirmesini istediler. Temmuz 1971'de Haşim el-Atta liderliğindeki darbe girişimiyle birlikte sol eğilimli subayların önderliğinde bir isyan patlak verdi. Abdülhalik Mahcub önderliğindeki Komünist Parti, darbeyi destekledi. Mısır-Libya desteğiyle darbe engellendi ve darbenin gerek askeri gerek sivil liderleri idam edildi. Numeyri, iktidara hızlı dönüşünün ardından mutlak bireysel iktidarını devam ettirmek için ordunun ekonomiyi kontrol etmesinin kapısını açtı. Ancak, askeri darbe girişimleri durmadı. İlk önce Hasan Hüseyin'in önderliğinde iki darbe girişimi oldu. Ardından, Tuğgeneral Muhammed Nur Saad, Libya'dan gelen unsurların desteğiyle bir darbe girişiminde bulundu ve Hartum'da birçok darbe unsurunun öldürüldüğü çatışmalar yaşandı.
7 Mart 1985'te yüksek fiyatlar nedeniyle ülkede geniş çaplı bir protesto dalgası patlak verdi ve Korgeneral Abdurrahman Sivâr Zeheb’in önderliğindeki askeri bir darbeyle Cafer Numeyri’nin dönemi sona erdi. Ardından geçiş dönemine liderlik eden bir askeri konsey kuruldu ve bir yılın ardından parlamento seçimleri yapıldı. Seçimlerde İslamcı akım ilk kez yükseldi ve sıralamada Milli Ümmet Partisi ve Demokratik Birlik Partisi’ni takip etti. Sarıklar iktidar sahnesine tekrar dönseler de miğferliler gücü ellerinden bırakmadılar. 30 Haziran 1989'da Hasan el-Turabi’nin tertibiyle Ömer Hasan el-Beşir liderliğindeki ordu, Sadık el-Mehdi hükümetini deviren bir askeri darbe gerçekleştirdi. Tümgeneral Abdülkadir Kederu, 28 subayla birlikte düzenlediği iki başarısız darbe girişiminden sonra idam edildi. Ardından Baas Partisi tarafından desteklenen Albay Ahmed Halid'in girişimi de başarısız oldu. İslam lider Hassan al-Turabi'nin merdiveniyle iktidara gelen Ömer el-Beşir, bağımsızlığından bu yana ülkeyi en uzun süre yönetmeyi başardı.
Ömer Beşir askeri ve siyasi savaşlara girdi. Güneyin ayrılmasını kabul etti. Komplocu siyasetin vaftiz babası Hasan el-Turabi'den kurtuldu. Beşir, birçok rejimle çatışmaya girdi, terörist olarak damgalandı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından çağrıldı. Ancak elinde asasıyla bu talep karşısında dans ederek alay etti. Ömer el-Beşir, halk devrimiyle devrildi. Ordu, halkın yanında yer almaya kendini mecbur hissetti ve başındaki ismi terk etti. Nisan 2019'da kitleler sokaklara döküldü ve Ömer Beşir’in İhvancı yönetimine son verdi. İktidar topu yuvarlandı ve Egemenlik Konseyi bünyesinde askeri-sivil bir ittifakın oluşumuyla neticelendi. Ancak ordu sivil bir ortağı bulunmasına tahammül edemedi ve miğferlilerin geri dönmesinin ardından sarıklılar iktidar sahnesini terk ettiler.
Sudan sokakları miğferlileri alaşağı etmek için yıllar sonra yeniden ayaklanabilir, fakat bu kez şu soru bütün ağırlığıyla herkesin belini büküyor: Hakimiyet bu sefer meçhuller meclisinde mi, miğferlilerde mi, sarıklılarda mı yoksa başka bir sokakta mı olacak?
TT
Sudan: Ordunun miğferleri ve politikacıların sarıkları arasında
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة