İnternete bağımlılığımız ve sosyal medya kullanımımız arttıkça sorunlar ve riskler de artıyor. Bu teknolojiler sayesinde insanların yaşamlarında ve işlemlerinde meydana gelen büyük değişimi ve muazzam faydalarını hiç kimse tartışmıyor. Ancak bu, dünyanın kendisine karşı bilinçlendirmeye çalıştığı, sınırlamaya çabaladığı ve tehlikelileriyle mücadele etmek için yasalar çıkardığı yeni sorunları ve olumsuzlukları beraberinde getirdiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
World Wide Web'de güvenlik konusunda farkındalık yaratmak amacıyla 8 Şubat günü tüm dünyada “Güvenli İnternet Günü” olarak belirlendi. Ancak İngiliz hükümeti, bu tarihi beklemeyip birkaç gün önce siber suçlarla ve insanlar için tehlike oluşturan uygulamalarla mücadeleyle ilgili yasaları ve prosedürleri ağırlaştırmak için önerilen değişiklikleri açıkladı. İngiltere Dijital, Kültür, Medya ve Spor Bakanı Nadine Dorries, önümüzdeki aylarda parlamento tarafından görüşülmesi beklenen İnternet Güvenliği Yasası’na eklenmesi için önerilen değişiklikler hakkında, “İnterneti insanların hayatını mahvetmek için bir silah olarak kullananlara tüm ağırlığıyla yasaları uygulamak” anlamına geliyor dedi.
Hapis cezası getirilen bu suçlar üç kategoriye ayrılıyor; birincisi, tecavüz, cinayet veya diğer fiziksel şiddet tehditleri gibi ciddi zarar verme tehdidinde bulunan bir mesaj göndermek veya yayınlamak ya da kişilere ciddi mali zarar vermek. Bu suçların cezası beş yıla kadar varabiliyor.
İki yıla kadar hapis cezası gerektiren ikinci kategori, psikolojik zarar verme niyetiyle mesaj göndermekle ilgili ve örneğin, belirli bir kişiyi hedef almak ve rahatsız etmek için Twitter üzerinden yönlendirilen toplu mesajları da içeriyor. Değişiklik, aynı zamanda, internet sitelerinde, hatta gazetelerde olsun, konularla ilgili yorum bölümünde bireyler tarafından yayınlanan içeriğin de bu kategoriye dahil edilmesini öneriyor. Üçüncü kategori ise, bir kişiye zarar vermek amacıyla kasıtlı olarak gönderilen yanlış mesajlarla ilgili ve bu suçu işleyenlere 51 haftaya ulaşan hapis cezası öngörüyor.
Tüm bunlar İnternet Güvenliği Yasası’nda yer alan diğer suçlara eklenecek. Bunlar arasında nefret suçları, dolandırıcılık, çevrimiçi uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, insan kaçakçılığı, birinin pornografik resimlerini yayınlayarak intikam alma, intihara teşvik, fuhuşa teşvik sayılabilir.
Halihazırda internet ve sosyal medya şirketlerinin bu tür içerikleri kullanıcılar tarafından bildirildiği anda kaldırmaları gerekirken, önerilen yeni değişiklikler, bu yükümlülüğü kullanıcılara değil şirketlere yüklüyor. Bunun için şirketleri proaktif olmak ve öncelikli olarak insanların bu tür içeriklere maruz kalmasını engellemekle yükümlü kılıyor. Bu da, bu tür içerikleri takip etmek ve yayınlanmasını önlemek için yapay zeka tekniklerinin kullanılması anlamına geliyor.
Yanlış kullanım nedeniyle hangi yaşta olursa olsun insanlar internet ve sosyal medyadaki gizlenmiş kötülükten zarar görüyor. Ancak baskı ve taciz olaylarının yaygınlaşmasının gölgesinde gizlenmiş kötülük çocuklar ve ergenler için artan bir tehdidi temsil ediyor. Tüm bilinçlendirme kampanyalarına rağmen, araştırmalar ve istatistikler bu olguların artmakta olduğunu gösteriyor.
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), siber zorbalığı dijital teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilen, kişilerin sosyal medyada, mesajlaşma uygulamalarında, oyun platformlarında ve cep telefonlarında maruz kalabilecekleri, hedef kişileri korkutmak, kızdırmak veya karalamak amacıyla yapılan tekrarlanan davranışlar şeklinde tanımlıyor. Bunlar birkaç şekilde gerçekleşiyor; yalanları yaymak, kasıtlı hakaret ve taciz, internet ve sosyal medyada kişinin özel ve mahrem fotoğraflarını yayınlamak, saldırgan veya kötüleyici mesajlar, fotoğraflar veya videolar göndermek.
Amerikan Pew Araştırma Merkezi tarafından yürütülen eski bir araştırma ise, gençlerin yüzde 59'unun bir tür elektronik taciz ve zorbalığa maruz kaldığını ortaya çıkardı. Bu olayların beşte biri sosyal medya üzerinden gerçekleşiyor. Gerisi cep telefonlarına gönderilen metin mesajları, e-posta, sohbet odaları veya çevrimiçi grup oyunlarında gerçekleşiyor.
İnternet ve sosyal medyada her türlü taciz, zorbalık ve baskının, özellikle gençler ve ergenler için zararlı ve çoğu zaman yıkıcı sonuçları olduğuna şüphe yok. Birçok çalışma ve istatistik, özellikle okul ve ergenlik çağındaki gençler arasında artan depresyon, kaygı, kendini izole etme eğilimi, düşük özgüven ve hatta bazı durumlarda intihar oranlarının arttığını gözlemledi.
Rakamlar ürkütücü ve internetteki bu olumsuz olguyla yüzleşmek ve her şeyden önce çocukları ve gençleri, genel olarak kadınları, toplumun diğer gruplarını ve özellikle de özel ihtiyaçları olan bireyleri korumak için her düzeyde (hükümetler, üniversiteler, okullar, aileler) harekete geçmenin önemini gösteriyor.
Araştırmalar, intiharın 15-29 yaşları arasında ikinci önde gelen ölüm nedeni olduğunu söylüyor. Yine araştırmalara göre 15-19 yaş arası ergenler arasındaki intihar oranları 2000 ile 2017 arasında yüzde 47 arttı. Bu rakamlar birçok ilgili tarafın söz konusu artışı internete ve farklı yaş gruplarındaki insanlar, ancak özellikle gençler için vazgeçilmez hale gelen sosyal medya kullanımındaki yaygınlığa bağlamasına neden oldu.
İntihar bu meselenin en tehlikeli yönü, ancak internette taciz ve zorbalığın başka tehlikeli etkileri de bulunuyor. Bu tür uygulamaların birçok kurbanı, sözlü veya fiziksel saldırganlık veya her ikisinden korkmaya varan depresyon, kendini izole etme ve endişe duygularından muzdarip. Mağdurlardan bazıları, alkol ve uyuşturucu kullanımına başvurabiliyor ve bu da yaşamlarını ve öğrenme yeteneklerini etkileyebiliyor, onları suç şebekelerine karşı savunmasız hale getirebiliyor. ABD’de internette taciz ve zorbalığa maruz kalan öğrencilerin yüzde 64'ü, bunun öğrenme yeteneklerini ve okulda kendilerini güvende hissetme duygularını etkilediğini söyledi.
Kızların internette tacize ve zorbalığa uğrama olasılığı daha yüksek. Küresel bir ankete katılanların yaklaşık yüzde 57'si, internet ve sosyal medya aracılığıyla taciz türlerinden birine maruz kaldıklarını belirttiler. Bunların yüzde 21'i bunun sağlıkları, sosyal yaşamları ve akademik başarıları üzerindeki olumsuz psikolojik etkilerini yaşıyor.
Endişe hali ailelere de uzanıyor. Sosyal medyada taciz ve zorbalık istatistiklerine ilişkin küresel bir rapor, dünya genelindeki ebeveynlerin yüzde 65'inin bu platformların, ardından cep telefonlarının, kısa mesajların, sohbet odalarının ve çevrimiçi grup oyunları platformlarının taciz için kullanıldığının farkında olduğunu ortaya koydu. Sorunu daha da kompleksleştiren, internette taciz ve zorbalığa maruz kalanların büyük bir bölümünün bunu ailelerine veya öğretmenlerine söylememesi.
Her geçen gün, kuraldışı davranışları cezalandırmak, kullanıcıları, artan suçlara, interneti ve sosyal medyayı istismar eden veya kötüye kullananlara karşı korumak için yasalar çıkarma ihtiyacı artıyor. Zira internet ve iletişim araçlarının sunduğu özgürlük ve fırsatların korunması gerekiyor.
TT
Sosyal medyada gizlenmiş kötülük ile mücadele
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة