Ekim 2017'de Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da düzenlenen "Geleceğe Yatırım Girişimi" Konferansı kapsamında gerçekleşen bir tartışma oturumunda Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan’ın yeni yolları ve rotaları hakkında konuşmuştu. Bahsi geçen yollar ve rotalar, bir yanda Suudi Arabistan’ın kültürel ve insani mirasını, diğer yanda doktrin ve inanç ile ilgili vizyonunu ifade ediyordu.
Bu oturumda Prens Muhammed bin Selman, ılımlı, mutedil ve tüm dinlere açık İslam'a dönüşün kaçınılmazlığına değindi. Suudi Arabistan halkının yüzde 70'inin 30 yaş altındakilerden oluştuğunu ve aşırılıkçı fikirlerle uğraşarak bir 30 yılı daha boşa harcamanın mümkün olmadığını kaydetti.
Veliaht Prens Muhammed'in 5 yıl önce yaptığı benzer konuşmalar etkili ve retorik konuşmalardan ibaret değildi. Bilakis o dönemde bu konuda, aşırılık ve fanatizmle yüzleşme, doğru ve gerçek, hoşgörülü ve ılımlı değerler bayrağını yükseltme yolunda atılan net adımlara eşlik ediyordu.
Aradan geçen yıllardan sonra bugün, Suudi Arabistan’ın yöneliminin samimiyetini, güçlü iradesini, insanlık ailesini ayrım yapmayıp uzlaştıran, incitmeyip açıklayan kardeşlik yolundaki çabasını tamamlama gayretini gösteriyor.
Birkaç gün önce, Uluslararası İnsan Kardeşliği Günü kutlamaları sırasında, Suudi Arabistan, farklı dinler, inançlar ve kültürler arasındaki çeşitliliğin, bir zayıflık ve bölünme değil, insan kardeşliği bağlarını güçlendirme vesilesi olması gerektiğini vurguluyordu.
Gelişmiş insani vizyona, Suudi Arabistan’ın BM Daimî Temsilci Yardımcısı Muhammed el-Atik'in konuyla ilgili konuşmasında da değinildi. Muhammed Atik, ” Özellikle dünyayı paramparça eden çatışmalar ve bölünmeler, nefret söyleminin yayılmasının yanı sıra hastalıklar ve salgınlarla bağlantılı tehditler çerçevesinde, dünyanın insan kardeşliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu” vurguladı.
Ortak bir gidişat olmadan hızlı ilerleyen, ulusları ve halkları birbirinden ayıran derin uçurumu, insanları birbirinden ayıran mesafeyi herkesin hissetmeye başladığı bir dünyada bu sözler kulağa doğru geliyor. Halklar arasındaki derin uçurum ve mesafe öyle bir kerteye vardı ki, neredeyse gerçek bölünmenin ortak payda haline geldiği izlenimi hâkim. Uyum ve birliğin, ırkçılık ve parçalanmanın bulanıklığının içinde kaybolma yolunda ilerlediğine dair baskın bir izlenim var.
Kovid-19 pandemi trajedisi gelişiyle, aynı gemide yolculuk yapan küresel bir topluluk olduğumuz bilincini artırdı. Bir kişinin uğradığı zararın herkese dokunduğu, kimsenin tek başına hayatta kalamayacağı ve ancak birlikte kurtulacağımız farkındalığını artırdı.
Kovid fırtınası, bireysel zayıflıklarımızı gizleyen maskeleri düşürdü. Papa Francis'in işaret ettiği gibi, gündemlerimizi, projelerimizi, alışkanlıklarımızı ve önceliklerimizi üzerine inşa ettiğimiz sahte ve gereksiz garantiler ortaya çıkardı. Buna ilaveten, sürekli imajı için korkan "ben"in arkasına saklanan klişe çöktü ve kaçışı olmayan kutlu müşterek aidiyet, yani “kardeşlik aidiyeti” yeniden ortaya çıktı.
Son 5 yılda, Suudi Arabistan iyi ve güzel sözlerle yetinmedi. Aksine, Mısır, BAE ve Bahreyn'deki kardeşleriyle birlikte derin, yardımsever ve dönüştürücü bir katılımla gerçeği değiştirmeye çalıştı. BM Genel Kurulu’na, 4 Şubat'ın Uluslararası İnsan Kardeşliği Günü kabul edilmesi önerisini sundu. Bu önerinin çıkış noktası; farklı din ve inançların, aynı şekilde, insan toplumları arasındaki kültürel çeşitliliğin asla bir çatışmayı haklı çıkarmayacağı, aksine insan kardeşliği bağlarını güçlendirme çağrısı yaptığıydı.
Suudi Arabistan’ın daha insancıl ve kardeşçe bir toplum yaratmaya yönelik çabaları, aşırılık ve terörizm ideolojilerinin yükselişi, nefret söylemi ile mücadele için önerilen birçok yerel ve uluslararası girişimle kanıtlanmıştır.
Suudi Arabistan'ın BM ile ortaklaşa yürüttüğü ve çağdaş gerçekliğin birçok özelliğini değiştiren girişimlerin başında “Kral Abdullah bin Abdulaziz Uluslararası Dinler arası ve Kültürlerarası Diyalog Merkezi”ni (KAICIID) kurma adımı geliyor. Merkez, uluslar ve halklar arasında, dahası dünyanın birçok yerinde birbirleri ile çatışan aynı ulusun çocukları arasında diyalogu etkinleştirme görevini üstlendi.
Çağdaş zorluklarla yüklü bir atmosferin ortasında, Suudi Arabistan, “Kral Abdullah bin Abdulaziz Merkezi” ve onun Avrupa, Asya ve Afrika'daki dostları ve takipçileri aracılığıyla umutsuzluğun hâkim olduğu yerlerde umudu pekiştirmek, bireyselliğin yayıldığı yerlerde iş birliği ruhunu geliştirmeye teşvik etmek için çalıştı.
Hiç şüphe yok ki, merkezin ekibi, dünyanın son 20 yılda yayılışına ve nüfuz edişine tanık olduğu "nefret söylemi" kayasını yerinden oynatmayı başardı. Nijerya ve diğerleri gibi etnik ve dini çatışmalardan muzdarip Afrika ülkelerine yaptıkları turlar ve ziyaretler, merkezin başarısının ve muvaffakiyetinin en iyi kanıtıdır. Suudi Arabistan ayrıca BM Terörle Mücadele Merkezi'nin kuruluşuna da katıldı. Buna ilaveten, BM Medeniyetler İttifakı Ofisi ile ortaklığı, çalışma planları ve programlarına verdiği destekle, ardından " Küresel Aşırılıkçı İdeolojiyle Mücadele Merkez"ini kurarak hayati bir rol oynadı.
Görünen o ki, buluşma ve uzlaşma bayrağını yükseltmek, ırkçı ve milliyetçi seslere karşı koymak temelinde bölgedeki kardeşlerin, Avrupa ve ABD'deki dostların birçok görüş ve beklentileri ile örtüşen Suudi Arabistan’ın çabaları, bu yıl evrensel bir karşılık buldu. Bu, ABD Başkanı Joe Biden'ın ilk kez yayınlanan ve tüm halklara birlikte çalışma, tüm ayrımları aşma, küresel zorlukların üstesinden gelmek için iş birliği yapma çağrısı yaptığı açıklamasında açıkça görüldü.
Biden, bugün şahit olunan doğal ve iklimsel zorlukların, dünyada şiddetin artmasının, her kökenden, kültürden, inançtan ve dinden insanlar arasında iş birliğini temel bir gereklilik haline getirdiğini belirtti.
Şimdi, başkalarına el uzatmanın, onlara saygı duymanın, açık yüreklilikle dinlemenin zamanı.
TT
Suudi Arabistan ve insanlığın kardeşliği: Çoğulculuğa övgü
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة