Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Suudi Arabistan… 300 yıl

Suudi Arabistan Krallığı, tarihinde ilk kez 300 yıl önce İmam Muhammed bin Suud’un ilan ettiği ilk kuruluş gününü kutladı. Bu gün, birçok önemli boyuta sahip ve sadece bir kutlama olarak sayılmıyor. Suudi Arabistan ve Suudiler için tarihi bir andır.
Kuruluş Günü, tarihin derinliklerine kök salmış bir milletin kimliğinde başka bir şeydir. Elbette bu, tarihçilerin alanıdır ve eğitim kitaplarımızda ve anavatanımızla ilgili anlatımızda bir revizyon ve düzeltme nedenidir. Bu noktada gazetecilerin notlarını kaydediyorum.
Kuruluş Günü’nün, ülkemizin gelecek ve açılım özlemini yansıtan kaçınılmaz bir dönüşüm olarak ‘2030 Vizyonu’ ile sembolize edilen bir dönüşüm anında gelmesi dikkat çekicidir. Bu durum ise bize geleceğe sağlam adımlarla ve uzun bir geçmişle ilerlediğimizi söylüyor.
Bu noktada temelsiz bir gelecek için mücadeleden değil, sağlam bir ulusal kimlikten söz ediliyor. Örneğin Riyad’da yaşayanlar, ilk kurulmuş başkent olan Diriye’nin geleceğe doğru başlangıç ​​alanı olduğuna inanıyor.
Riyad’da yaşayan herkes, günün her saatinde Diriye’nin ‘nasıl genç kadın ve erkeklerin günlerinin, eğlence ve eğitimlerinin, vatandaşların gününün bir parçası haline geldiğini’ ve yalnızca Suudilerin televizyonda gördüğü tarihi bir alan olmadığını biliyor. 
Riyad’da yaşayanlar, yaşadığımız açılımın gelecek nesillerin kimliğini etkilemediğinin, aksine ‘tartışmalar, okumalar, hatta giyimler ve kimlikle övünme açısından’ tarihle daha bağlı olduğunun farkında. Aynı durum, tüm şehirlerimiz için de geçerli.
Bu duruma meclislerde, sokaklarda, çocuk oyun alanlarında, okullarda ve medyada tanık olabilirsiniz. Zira herkes, vatanları Suudi Arabistan’dan gururla bahsediyor. Dikkat çekici nokta şu ki Suudi Arabistanlılar arasındaki konuşmalar, artık birinci, ikinci veya üçüncü Suudi devleti hakkında değil.
Konuşmalar, şu an 300 yaşında olan Suudi Arabistan’a odaklanmış durumda. Kimse ayrıntılardan bahsetmiyor. Herkes, tarihin derinliklerine inen bir ülkeden gurur ve onurla söz ediyor. Ancak birliğimizin kurucu lideri Kral Abdulaziz’in adı ise (Allah rahmet eylesin) her zaman karşımıza çıkıyor.
Kral Abdulaziz’in adı her zaman tarihin muhafızı olan Kral Selman bin Abdulaziz’in adıyla anıldığı gibi, geleceğe açılan kapı olan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın adıyla da anılıyor. Bu nedenle kadim bir geçmişle gurur duyan ve geleceğe umutla bakan bir Suudi kimliğiyle övünen yeni bir ulusal ruhun karşısındayız.
Tüm bu önemli noktalar, bazı taraflarca gözden kaçırılabilir. Zira tüm devletlerimizde bu vatanseverlik ruhu, vatanın değerini düşürmeye yönelik sürekli hedef haline gelmiştir. Ve bu durum, sistematik bir çalışmanın sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Milletin zararına milleti yüceltme söyleminde bu durumun tezahür ettiğini, Müslüman Kardeşler’in söyleminin bu olduğunu gördük. Ülkelerin dağıldığını, bazılarının ise sarsıldığını gördük. Birkaç yıl önce Suudi Ulusal Günü kutlamalarına karşı çıkan kışkırtma söylemlerini ve itiraz girişimlerini iyi hatırlıyoruz.
Bugün Suudi Arabistan’da sadece Ulusal Günü değil, aynı zamanda ilk kuruluş gününü de kutluyoruz. Birinci, ikinci ve üçüncü devletlerden bahsetmiyoruz, daha ziyade 300 yıllık köklü bir tarihe sahip olan Suudi devletinden bahsediyoruz.
Evet, bu bir kutlama günü. Ama aynı zamanda anlatıyı gözden geçirip düzeltmemiz ve her zaman ‘bunun, bir akılcılık okulu olduğunu’ yazdığım bir olgu üzerinde düşünmemiz gerektiğini hatırlatan bir gün. Bugün dünü olduğu kadar yarını da özleyen bir milletten bahsediyoruz.