Tarık Alhomayed
Suudi yazar. Şarku'l Avsat eski genel yayın yönetmeni
TT

Veliaht Prens... Liderin konuşması

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın basın konuşmalarında bariz bir özellik var: Açıklık ve şeffaflık. Zira kendisi açıklamalarında gelecek adımlarını anlatır ve nelerin başarıldığının ve geriye nelerin başarılması gerektiğinin bir özetini sunar.
Veliaht Prens daha önce söylemediği hiçbir şeyi yapmamıştır. Örneğin, yolsuzlukla mücadele. Daha önce televizyonda, ister prens ister bakan olsun, kimsenin hesap vermekten kaçamayacağını açıklamıştı ve bunu yaptı da. Şimdi kendisi açık açık şöyle diyor:
“Eğer etrafımda evet efendimci biri varsa, en yakın zamanda gitmeli.”
Veliaht prensin bu netliği, ABD merkezli The Atlantic dergisine verdiği son röportajında ​​tam olarak ortaya çıktı. Röportaj esnasında gazeteci, Veliaht Prens’e Batı basınının şimdiye kadar kendisini anlamadığını ortaya koyan bir soru yöneltti.
Gazeteci, Veliaht Prens’e “İnsanların sizin hakkınızda söylediği şey, eleştiriye karşı çok hassas olduğunuz... Joe Biden'ın sizin hakkınızda ne düşündüğünü umursamadığınızı biliyorum. Ancak siz mutlak bir monarşinin veliahtısınız ve çok fazla güce sahipsiniz. Eleştiriyi kaldırmada iyi olduğunuzu düşünüyor musunuz?” şeklinde soru yöneltti.
Veliaht Prens’in cevabı şöyle oldu:
“Bu soru için teşekkür ederim. Eleştiriyi kaldıramayacak olsaydım, bugün sizinle oturup bu soruyu ve önceki ve bir sonraki soruyu dinliyor olmazdım.”
Veliaht Prens “Bence Suudi Arabistan medyası hükümetin çalışmalarını ve planlarını, ne olursa olsun eleştirmeli. Çünkü bu iyi bir şey” dedi. Keşke Suudi yetkililer, Veliaht Prens'in açıklama yaklaşımını takip etseler ve kışkırtıcı ve kaotik değil, yapıcı medya eleştirisinin değerini takdir etseler.
Veliaht Prens, her zamanki gibi hem iç hem de dış ilişkiler konusunda tamamen şeffaf bir şekilde konuştu. Bu şeffaflık, özellikle Suudi Arabistan kuruluş gününün ilan edilmesinden sonra Suudi Arabistan’ın ‘tarih anlatısı’ hakkındaki ve ekonomi ile kültürel vizyonunun yanı sıra yönetici aile hakkındaki konuşmalarında görüldü.
Yaklaşık 7 bin 900 kelimeden oluşan ve içinde geçen her şeyi burada tartışmanın mümkün olmadığı röportajı öne çıkaran şey, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030'a göre reform planını tereddütsüz ve amansız bir şekilde, hatta Veliaht Prens'in dediği gibi “koşarak” uyguladığını kanıtlamasıdır. Nitekim Veliaht Prens, Suudi Arabistan’ın İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) grubunun aşırılığına karşı değişmez tutumunu işaret ederek aşırılık ile mücadeleye devam edildiğini vurguladı. Ayrıca yargı reformunun da sürdüğünü belirtti. En önemlisi de Suudi Arabistan’ın tüm bunları Batı için değil Suudiler için yaptığını ifade etti
Gazetecinin “ABD’lilerin Suudi Arabistan'ı kadın sorunları konusunda daha çok takdir etmemesine bazen şaşırmış görünüyorsunuz?” şeklindeki sorusuna Veliaht Prens “Bunu takdir toplamak için yapmıyoruz. Umurumuzda değil. Yaptığımız şeyler biz Suudiler için. Eğer doğru açıdan bakarsanız o zaman eyvallah teşekkür ederim. Ancak çok da umursamıyorsanız, keyfiniz bilir” şeklinde cevap verdi.
Röportajdaki açıklık dış politika için de geçerli. Zira Veliaht Prens, İran ve Nükleer  anlaşmaya yönelik tutumundan ve barış sürecinden bahsetti. Barış ilkesine göre Filistin davasına bağlı bir lider olduğunu vurguladı. Hatta alacak kişilere ‘girişim’ niteliğinde güçlü bir mesaj gönderdi.
Kıssadan hisse, bu bir liderin konuşmasıdır. Daha sonra şaşırdık denmemesi için dikkatle okunmasını tavsiye ediyorum.