Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Cinsiyetçi İslamofobi: İslamofobi ve kadınlar

Cinsiyetçi İslamofobi: İslamofobi ve kadınlar

Pazar, 3 Temmuz, 2022 - 09:00
Cemile Bayraktar
Gazeteci-Yazar

Irkçılığın bir çeşiti olan, İslamofobi, şiddet ve terör bahane edilerek meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Bazen de siyasi elitin yanlış bulunan politikaları tümden İslam’a ve Müslümanlara mal edilerek, bu ırkçılık savunuluyor. Evet, savunuluyor.

Irkçılığın bir ayıp, insani erdeme ve ahlaka aykırı bir durum olduğu ırkçılar tarafından bile kabul edilen bir şey, bu nedenle zaten ırkçıların tümü kendilerini kendi ülkelerini ve milletlerini koruduklarını bahane ederek hem savunuyor hem de kahraman gibi hissediyor. Yani kimse “evet o kafatası avcısı kötü varlık benim” demiyor, diyemiyor.

Ancak bu konuda bir istisna var, bu istisnaya İslamofobi konusunda yaptığım çalışmaya yönelik saldırılar sırasında maalesef rastladım. İstisna olmalarının rahatlığını söylemlerindeki düşmanlık ve nefret nedeniyle hissetmemiş olsam da, şöyle diyordu bazı yorumlar, “Evet İslamofobiğim ama bir nedeni var, sor bakalım… Çünkü siz ayrımcılığı hak ediyorsunuz.”

İstisna kısmını biraz açmalı… İstisna diyorsak, genelde “kaideyi bozmaz” anlayışıyla pek de geçerliliği olmayan bir durumdan bahsetmiş oluruz. Ama buradaki istisna, kaideyi bozmamak gibi bir etkisizliğe değil maalesef düşmanlığın ve nefretin boyutlarının büyüklüğüne işaret ediyor. Bu şu demek; bir ırka yönelik ayrımcılık yapmaktan imtina ediyorum ama İslam’a ve Müslümanlara karşı düşmanca davranışlarım gayet normal, makul ve doğrudur.

Akıllara zarar, vicdanlara eziyet bu yorumların sahiplerinin ortak özelliği ise dinin ve dindarların kendi hayatlarına müdahale etmesi ve etme ihtimali nedeniyle dine ve dindarlara karşı olmaları. Ama aynı müdahil tavrı kendilerinden de görüyoruz. Genellikle laik, seküler çevrelerden gelen ama çok şükür bu kesimleri tümden temsil etmeyen bu kesimlerin, farklı dinlere mensup olanları da var; bazı Hintliler, bazı Hıristiyanlar, bazı Yahudiler… Yani Türkiye ile sınırlı değil bu nefret suçu, maalesef Çin, Hindistan, ABD, Avrupa… tüm dünyada rastlanan bir durum.

İslam düşmanlığının da kendi içinde katmanları var, özellikle kadınlar, İslamofobinin daha fazla muhatabı oluyor. İlk olarak başörtüleri nedeniyle daha görünür olmaları, daha sonra ırkçılığın, öteki düşmanlığının daha zayıf görülenlere yönelik bir nefret biçimi olması hasebiyle, “zayıf görülen” kadınları doğrudan hedef alma cüreti nedeniyle.

Cinsiyetçi İslamofobi, kavramsallaştırması daha önce bir yerde kullanıldı mı bilmiyorum ancak, İslamofobi, üzerine çalışan Khalid Beydoun’ın “THEORIZING GENDERED ISLAMOPHOBIA” (https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=4054865 ) başlıklı makalesinde rastladığım bir kavram.

Makale, Afganistan’ın ABD tarafından işgali sürecinde, “kadınları kurtarmak, özgürleştirmek” mitinin nasıl Afgan kadınların kabusu haline geldiğini izahla başlıyor. Afgan erkekleri/Müslüman erkekleri, şiddet, terör ve kadın baskıcılığı ile tanımlarken, son ABD uçağına koşan sakallı erkeklerin korkutucu hallerine mukabil, Afganistan’dan “göstermelik” olarak çıkarılan, ABD’de kırmızı halılarla karşılanan üç beş Afgan kadın üzerinden İslamofobinin nasıl işlendiği örnekleniyor.

Özetle, cinsiyeçi İslamofobi kavramının “Müslüman erkekleri terörizmin baş kahramanları olarak gösteren ‘eril İslamofobi’ ve Müslüman kadınları itaatkar yardımcıları, itaatkar altları ve en nihayetinde onların doğrudan kurbanları olarak gören ‘kadınsı İslamofobi’ ile en belirgin şekilde karakterize edilen bir söylem” olduğu ifade ediliyor. Tam isabet bir tespit olduğunu düşünüyorum. Zira İslamofobik ırkçılığın kendini meşrulaştırma temalarından bir tanesi de kadınları özgürleştirme, kurtarma misyonuna sığınmak. Tabi burada Müslüman kadınların tercihini soran yok, en önemli ayrıntı unutulmuş, unutturulmuş durumda.

Cinsiyetçi İslamofobi konusunda birçok başlık var, bunlardan biri de başörtüsü yasakları üzerinden işleniyor. Öyle ya, başını kendi isteği ile örten kadınların, üstelik bu kadınlar eğitimli ve ekonomik özgürlüğü olan, yani İslam’ı kendi tercihiyle, baskı altında kalmadan tercih eden, o tercihle var olan “güçlü kadınlar” olduklarında, bu İslam karşıtı politika üretenlerin işlerine gelmiyor. Çünkü karşılarında “muhtaç, zavallı, İslam ve Müslüman erkeklerin baskı altına aldığı, özgürleşmeyi ve kurtarılmayı bekleyen” başörtülü kadın profili olmak zorunda. Eğitimli bir başörtülü kadın olduğunuzda, bu politikayı kökünden dinamitlemiş oluyorsunuz bu durumda sizi baskı altına alan bir sistem işlevini kaybettiği gibi, baskıcı görünüyor, bunu istediklerini hiç sanmam! Fransa’dan Türkiye’ye, Hindistan’dan Çin’e kadar birçok yerde, “İslam, kadın bedenini kontrol ediyor öyle ise kadınları kurtarmalıyız” diyen bir anlayış, devletin ve yöneticilerin kadın bedenini kontrol altına almasının normal karşılanmasını ve hatta gerekli bir şey olduğuna inanılmasını istiyor.

Cinsiyetçi İslamofobi konusundaki birçok başlıktan bir diğeri de “burka, peçe, çarşaf” gibi giysiler üzerinden terörist algısı oluşturmak… Bu tarz bedeni örten giysilerin -güvenlik konusundaki endişe anlaşılabilir olsa da- terör eylemlerinde “kamuflaj” olarak kullanıldığı, olayla alakası olmasa da terör eylemleriyle ilgili haberlerde bu tarz giysiler giyen kadınların kullanılmasıyla, zihinsel anlamda bir şeytanlaştırmaya, görsel üzerinden algıya gidildiği yönündeki çabayı görmemek mümkün değil.

Kadınlar için hayat kolay değil ama başörtülü kadınlar için iki kez zorlaştırılmış bir hayat var… Başörtülü kadınlar, bir yandan inançları ve tercihleri nedeniyle (bu bazen başını örten kadının başını açması sonrası da ortaya çıkıyor) kontrol altına alınmak isteniyor diğer yandan kurtarılmayı bekleyen varlıklar, kendi kararlarını kendi veremeyeceklermiş gibi, “eksik ve kusurlu” bir türmüş gösterilmeye çalışılıyorlar. Hem kimlikleri hem inançları psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalıyor. Üstelik, içlerinde oldukları Müslüman çevrelerde hayatın yarısını paylaştıkları Müslüman erkeklerin onların düşmanı olduğuna inandırılmaya çalışılıyorlar. En nihayetinde, tüm bunları analiz edecek, okuyacak, yazacak bir mecraları ve imkanları olmasın diye çepeçevre kuşatılıyorlar.

Elbette kadın konusunda, İslamofobi konusunda yazılacak söylenecek çok şey var ama bugün ele aldığım bu kadarı, eksiğini gören varsa bıraktığım yerden tamamlayabilir. Yeter ki, “İslamofobiğim evet, çünkü sen düşman olunması gereken bir varlıksın” deme utancından nasiplenmemiş olsun. Çünkü ortalama akla sahip hiçbir canlı, böyle erdem ve ahlaktan ırak konumda yaşamayı hak etmiyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya