Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Cezayir’deki el sıkışması… Öncesi ve sonrası

Cezayir’deki el sıkışması… Öncesi ve sonrası

Perşembe, 7 Temmuz, 2022 - 10:30
Nebil Amr
Filistinli siyasetçi ve yazar

Cezayir’in, Araplar ve özellikle de Filistinliler arasında daima pozitif bir ritmi vardır. Bu, Cezayir halkının 1 milyondan fazla şehit vererek büyük bir zafer elde ettiği ve özgürlük ve bağımsızlık için mücadele eden tüm halklara örnek olduğu anlı şanlı tarihinden kaynaklanıyor.

Cezayir Bağımsızlık Günü'nü kutlarken bu olayın getirdiği duygusal atmosferde Heniyye ve Abbas’ın el sıkışmasını da kutladı. Öyle ki, ‘tarihi olay’ tabirini kullanmaya düşkün olanlardan biri bu durumu ‘tarihi bir olay’ olarak nitelendirdi.

Cezayir, Filistinlilerin hayatlarında onları benimseyip desteklemekten hiç vazgeçmemiş bir ülkedir. Dahası merhum Huvari Bumedyen’in ortaya attığı “İster zalim olsun ister mazlum olsun Filistin halkının yanındayız” sloganının üreticisidir. Siyasi dalgalanmalar Filistinlilerin ‘Ulusal Konsey’ olarak adlandırılan zorlu parlamentolarının yakın başkentlerde toplanmasını engelleyince Cezayir oradaydı; sadece bir yer sağlamak için değil aynı zamana koruma ve başarı sağlamak için…

Cezayir'in iyi niyeti ve amacı tartışmaya kapalıdır ve sınanamaz. Eğer meseleler niyet ve temennilerle ele alınsaydı, Filistinlilerin birliği çok önceden sağlanmış olurdu. Yani Mısır'ın yanı sıra Arap ve Arap olmayan birçok başkentin bu konu üzerinde çalıştığı dönemden beri bu sağlanmış olurdu. Bu çabalardan elde edilen tek sonuç şuydu: Ev sahipliği yapan başkentlerde sarılmalar olup göz yaşları akar ancak bu sarılanlar ve vatanın birliği ve akıbeti için ağlaşanlar ülkelerine döner dönmez adeta kim barış fırsatını uzaklaştırıp bölünmeyi ayrılığa dönüştürecek yarışı içindelermiş gibi ellerini tetiğe koyarlardı.

Cezayir'in ‘kardeşler diyaloğunun’ yeni turlarına başlayacağını düşünüyorum. Milyonlarca şehidin devletinden davet alan herkes katılacağını söyleyecek ve meşhur Cezayir misafirperverliğinin tadını çıkarma fırsatını kaçırmayacaktır. Nitekim tarihi El-Aurassi Otel’i, tüm bölünmüş liderleri kucaklar. Geniş lobileri vardır ve sabaha kadar süren sohbetlere tanıklık eder. Umarız birbirinden farklı düşünen herkes, haklı olduğunu ve ihmal edilen ulusal kırmızı çizgiler konusunda karşısında oturan kişiden daha endişeli olduğunu ve bu çizgileri yeniden çizmenin zamanının geldiğini gösterir.

Bağımsız Cezayir, hak ettiği bir tatili kutlarken, bir yandan da bölünmüşlük sayfasının geride kalması ve tarihi bir an olarak tasvir edilen el sıkışmasını kutladı.

Cezayir'in iyi niyetine ve içtenliğine sonsuz saygı duymakla birlikte, bölünmüşlüğün ülkesinde, işgal kabusu ve tıkanmış ufuklar altında yaşayan Filistinliler, el sıkışmayı tarihi olarak nitelendirenlerle aynı fikirde, iyimserlikte ve beklentide değildi. Hatta Filistinlilerin akıllarına başkentlerde gerçekleşen, ancak herkesin ülkesine dönmesiyle bölünmenin ömrünü uzatan ve değişim unsurlarını ayrılığa dönüştüren kucaklaşma partileri geldi.

Filistin uzlaşma hikayesinde payı olan herkes, çabasında samimiydi. Çünkü Filistin halkının düşmanlarından önce dostlarının nezdindeki imajını bitiren ve müttefikleri sıkıntıya sokan bir bölünmeyi sürdürmek hiçbir kardeş ya da dost ülkenin çıkarına değil. Müttefikler hala Filistin hakkı bayrağını dalgalandırıyor. Bu hakkın sahibine verileceği günün muhakkak geleceğini söyleyip bölünmeyi, bu hakkı korumak için gösterilen tüm çaba ve fedakarlıkları yutan ve on yıllardır elde edilen başarıları sanki hiç olmamış gibi gösterip yok eden büyük bir delik olarak görüyorlar.

Esas mesele ters mantığın olması gibi görünüyor. Zira arabulucular, Filistin birliği davasına bölünmeye yol açan kutuplardan daha sadıklar. Bu yüzden arabulucuların başkentlerinde kutlamalar ve umutlar filizlenirken bunlar vatan topraklarında ölüyorlar. Peki Cezayir’deki el sıkışmasının bütün bu yaşananların arasında bir istisna olacağını mı umuyoruz? Allah bilir.

Bu konuda söyleyeceğim son şey şu ki, bence Başkan Mahmud Abbas bu sahneden memnun değildi. Hesaplarına ve eğilimlerine göre Abbas, Başkan Biden'ı bekliyor. Ondan bazı imtiyazlar alabilmek için kendini hazırlıyor. Heniyye ve kampının hikayesi üzerine ise şu anda düşünmüyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya