Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Değerler ve çıkarlar

Değerler ve çıkarlar

Pazartesi, 18 Temmuz, 2022 - 10:15
Abdullah Raddadi
Suudi araştırmacı ve ekonomi uzmanı

“Her ülkenin saygı duyulması gereken farklı değerleri olduğunu bilmek önemli. ABD'nin sadece kendi değer ve ilkelerini yüzde yüz paylaşan ülkelerle iş yapacağını varsayarsak, o zaman ABD'nin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) dışında muhatap olacağı hiçbir ülke kalmayacaktır. Bu yüzden farklılıklarımıza rağmen birlikte yaşamak zorundayız.” Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Başkanı’nın yanı sıra Körfez ülkeleri, Mısır, Ürdün ve Irak liderlerinin de katıldığı Cidde Kalkınma ve Güvenlik Zirvesi'nde yaptığı konuşmada bu ifadeleri kullandı. Bu, ABD Başkanı’na açık bir mesaj niteliğindeydi. Anlamı ise şuydu: Çıkarlar hiçbir şekilde değerleri paylaşmak üzerine kurulmaz. Şayet öyle olsaydı birçok ülke diğer ülkelerle stratejik ortaklıklar kuramazdı.

Birlikte yaşamanın belki de en yakın örneği Suudi Arabistan ve Çin arasındaki ilişkilerin gelişmesidir. İki ülke, her biri köklü olmasına rağmen medeniyet ve kültür bakımından tamamen farklıdır. Suudi-Çin ilişkileri, iki ülke arasındaki üst düzey çabalar sonucunda gelişmiştir. 2006 yılında Kral Abdullah- Allah rahmet eylesin- iktidara geldikten sonra ilk resmi ziyareti için Çin'i tercih etmişti. Bu ziyareti, Çin devlet başkanlarının Krallığa yaptığı bir dizi ziyaret izledi. En sonuncusu Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2016 yılında Suudi Arabistan'a gerçekleştirdiği ziyaret oldu. Buna karşılık Kral Selman -Allah onu korusun- 2017'de Çin'i ziyaret etti. Bunu Suudi Arabistan Veliaht Prensi'nin 2019 yılındaki Çin gezisi izledi. Söz konusu gezi sonucunda 28 milyar doları aşan 30'dan fazla anlaşma imzalandı.

Bu siyasi isteklilik, iki ülke arasındaki ticaret hacmi açısından refah düzeyini yükselten şaşırtıcı bir gelişme ile sonuçlandı. Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ticaret hacminin 13,5 milyar doları aştığı 1995 yılında Suudi Arabistan ile Çin arasındaki ticaret hacmi 1,3 milyar doları geçmiyordu. Suudi Arabistan ve Çin arasındaki ilişkilerin daha da sıkılaşmasıyla birlikte iki ülke arasındaki ticaret hacmi Kral Abdullah'ın 2006 yılında Çin'i ziyareti öncesinde 15 milyar dolara yükseldi. İki ülke arasındaki çabaların devam etmesiyle, 2011'de Suudi Arabistan ile Çin arasındaki ticaret hacmi ilk kez Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ticaret hacminden daha fazla oldu. Çin 2013'ten bugüne Krallığın en büyük ticaret ortağı oldu. Bu ilişkinin gelişmesinde üst düzey çabalar etkili oldu. Kral Selman 2017'de Çin'i ziyaret ettiğinde, ticaret hacmi yaklaşık 48 milyar dolardı. 2019'da Veliaht Prens’in Çin’i ziyaret ettiği sırada ticaret hacmi 73 milyar doları buldu!

Bu ilişki, Krallığın diğer ülkelerle köprüler kurmaya istekli olduğunu gösteriyor. Suudi Arabistan Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el-Cubeyr, zirvenin oturum aralarında bir televizyon kanalına verdiği röportajda bunu dile getirdi. Krallık, çıkarının olduğu ticari ilişkilere açıktır ve hiçbir ülkeyi diğerinden üstün tutmaz. Krallığın birçok düzeyde stratejik ortaklık yürüttüğü ABD ile tarihsel bir ilişkisi olduğu gibi, Çin de dünyanın en önemli enerji pazarlarından biri olduğu için Krallığın orada da büyük yatırımları vardır. Çin, ABD’nin yaptığı gibi her fırsatta ortaklık kurduğu ülkelere değerler ve ilkeler hakkında ders vermiyor. Bu yüzden tek taraflı herhangi bir değer veya ilke dayatmadan, karşılıklı saygı ve çıkarlara dayalı stratejik ortaklıklar kurmayı başardı.

ABD derslerinin zamanı geride kaldı. Mevcut ABD Başkanı’nın tutumu, bölge ülkelerinin gerek Çin gerekse Rusya ile yaptıkları ortaklıkları belirlemesine izin vermiyor. Bu ülkeler açıkça çıkarlarını arıyorlar ve diğer ülkelerin dayatmalarını kabul etmeyen egemen devletler olarak öne çıkıyorlar. ABD, bu ülkelerin kendilerinin seçenek ve stratejik ortaklıkları olamazmış gibi (!) geçtiğimiz yıllarda bölgedeki taahhütlerine ilişkin tutumunu netleştirmiyordu. Görünüşe göre ABD yakında şu hakikati fark etti: Dünya ABD’yi beklemeyecek. Kendisi için refah ve kalkınma sağlayacak yöne doğru ilerleyecek. Bu yüzden ABD hala gitmediğini ve yerini başkalarına bırakmayacağını söyleyerek bölgeye geri döndü. Tabi ne kadar samimi olduğunu zaman gösterecek.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya