Memduh Muheyni
Al Arabiyya Genel Yayın Yönetmeni
TT

Biden yönetimi Afgan kadınlarına ihanet mi etti?

2010 yılında Biden başkan yardımcısıyken Afganistan'a bir görev için gider. ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi Richard Holbrooke, Biden'ın hızla geri çekilme talebine itiraz etmesi üzerine aralarında geçen sözlü tartışmayı anlatıyor. Holbrooke, ABD'nin Afganistan halkını Taliban rejiminden koruma sorumluluğu olduğunu savunurken Biden, "Başlarım böyle işe. Bunun için endişelenmemize gerek yok. Bunu Vietnam’da yaptık, Nixon ve Kissinger paçayı sıyırdı" ifadelerini kullanıyor. Holbrooke'un anılarında, Biden'ın, kendisine Afgan kadınların Taliban yönetimi altında ortadan kalkacak hakları hatırlatıldığında öfkelendiği ve Holbrooke'a "Bu Afganların haklarını korumak için oğlumu buraya göndermeyeceğim. Buraya bu sebeple gelmedik!" dediği belirtiliyor.
Sonrası malum: Biden başkan olduğunda Afganistan'dan çekilme kararı aldı ve ülkenin kaosa sürükleneceği endişeleri ile ilişkili askeri liderlerin attığı uyarı ateşlerine kulaklarını tıkadı.
Soğuk, inatçı ve acımasız bir realist gibi görünüyordu. Ancak ülkesini 20 yıldır süren ve yüksek maddi maliyet sebebiyle halkın destek vermeyi bıraktığı savaştan çıkarmayı düşünüyordu. Biden, çekilmenin ardından yaptığı ilk konuşmada askeri müdahaleler döneminin bittiğini ve diplomasi zamanının geldiğini söylemişti. Ancak ayrılışının ana nedeni içerisi ile ilgiliydi. Zira Başkan, bir dönem daha kazanmasına yardımcı olacak bir başarı paketi oluşturmayı arzuluyordu. Ancak Kabil'den kaos şeklinde çıkıldığını ve kalkış yapan askeri uçaktan çaresiz genç Afganların nasıl düştüğünü gösteren şok edici görüntüler bu cüretkâr göreve gölge düşürmüştü.
ABD’nin uzaklaşmayacağına, kötü terörist liderlerin peşine düşeceğine ve onların aynı şeyleri yapıp yeni saldırılar düzenlemelerine engel olacağına dair güvenceler verip El Kaide’nin lideri ez-Zevahiri’yi öldürmesine rağmen; Afgan toplumunun, özellikle de Afgan kadınlarının bu çekilişin en büyük kurbanı olduğunun herkes farkında. Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) aşırılık yanlısı kişileri öldürecek ancak topluma dayattıkları yasa ve mevzuatları ortadan kaldıramayacak.
Tam olarak da böyle oldu. Yine Taliban'ın taşlama sahneleri, idamlar ve herkesin dünyanın sonsuza dek kurtulmasını beklediği, ilk döneminin kanlı uzuv kesme sahneleri olan karanlık anları geri dönüyor.
Afgan kadınların başına gelenler, sessiz dünyanın gözü önünde sahneleri yaşanan gerçek bir trajedi ve yürek burkan bir çirkinliktir. Hepsinden kötüsü, hızlı bir geri çekilmenin Afgan kadınlarının ABD yardımı sayesinde elde ettiği tüm kazanımları tehdit edeceğine dair Washington yönetiminin kendi içinden gelen uyarılar, zamanında bir çıkış elde etmek için göz ardı edildi.
Bütün bunlara rağmen, Taliban'ın gerçek yüzünü ortaya çıkarmadan önce uluslararası alanda kabul görmek için öne çıkarmaya çalıştığı yeni, yumuşak yüzüne safça bel bağlayanlar var. Taliban’ın bu yaptığı şey aşırılık yanlısı rejimlerin doğasıdır. Çünkü taraftarları nezdinde meşruiyet kaybına yol açacağından bu tür rejimler fikri inancını değiştiremez, kendini geliştiremez ve kabuğunu atamaz. Taliban, tek bir fikri inançta birleştikleri ve fikirlerine inanmayanları kabul etmesi zor olduğu için grup dışından herhangi birini hükümetine almadı. Zira bu, asıl hedefi olan otorite üzerindeki kontrolünün zayıflamasına ve gevşemesine yol açacaktı.
Bazı yorumcular, mevcut ABD yönetiminin, geri çekilmenin ve Taliban’ın geri dönmesinin Afgan kadınları terk etmek ve hayallerini nihai olarak yıkmak anlamına geleceğini bile bile Afgan kadınlara ihanet ettiğini yazdı. Ancak Biden yönetimi Afgan meselesinde soğuk ve pratik bir şekilde düşünüyor ve sahadaki gerçekçi çıkarlarla ahlaki ilkeleri birbirine karıştırmıyor. Dış politikasının insan hakları odaklı olduğundan söz etmesine rağmen, bunu eylemlerle değil, konuşmalar, açıklamalar ve diplomasi yoluyla gösteriyor.
Biden, Kongre'de çok zaman geçirdi. Duyguları coşturma hedefli konuşmaları nasıl yapacağını iyi biliyor ve savaşlardan bıkmış ABD halkının nabzını çok iyi tutuyor. Kendisinden önceki başkanların başaramadığı geri çekilmeyi kişisel siyasi çıkarları için yaptı. Bu nedenle Washington yönetimi, Taliban'ın kadınların üniversite eğitimi almasını yasaklama kararının ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü tarafından beklenen öfkeli açıklamalardan başka bir adım atamaz.
Afgan trajedisi bazı gerçekleri ortaya koyuyor: Güçlü siyasi liderler ve gelecek için aydınlatıcı fikir sahipleri, aşırılık yanlısı grupların ve onların açık ve gizli sempatizanlarının tekrar geri dönmesini engelleyen tek garanti unsurudur. Bunca biz değiştik, geliştik naralarına rağmen bunlar sadece iktidara gelmek ve gündemini dayatmak için söylenen yalanlardan ibarettir. Herkes Taliban'ın geçmişte kaldığını umuyorken, Biden’ın ayrılma kararı vermeden önce ABD'nin kurduğu ve milyonlarca insana normal bir yaşam için umut verdiği siyasi sistemin çökmesinin ardından geri döndüler. Gelelim ikinci derse; büyük ülkelerin kendi çıkarları, iç çatışmaları ve ekonomik koşulları vardır. Ahlaki öğütler ve suçlamalar, onları sonuçları felaketle sonuçlanabilecek stratejik planlarını uygulamaktan alıkoyamaz. Bunu Irak'tan ve Afganistan'dan çekilme esnasında gördük.
Dünyanın tanık olduğu tüm bu itişip kakışma ve çatışmanın ortasında, bedeli Afgan kadınlar ödüyor. Yakın zamanda Taliban tarafından üniversite eğitimi hakkından mahrum bırakılan bir Afgan kadın, “Tam anlamıyla yıkıldım. Tüm hayallerimi kaybettim ve hayatım sonsuza dek sona erdi” ifadelerini kullanıyor. Ne kadar acı verici bir konuşma olsa da ne yazık ki bu, sahada hiçbir şeyi değiştirmeyecek.