Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

İngiltere bir televizyon kanalını kapatıp muhalefeti susturuyor!

Iran International kanalı, İngiltere'nin başkenti Londra'dan ayrılarak 24 saat boyunca verdiği yayın hizmetlerini Washington'daki stüdyolarına taşıyacağını duyurdu. Bu duyuru, İngiliz polisinin, İran rejiminin binayı, bina sakinlerini ve kanal çalışanlarını havaya uçurma tehdidinden korktuğu için (!) kanal yönetimini merkezini kapatması konusunda uyarması sonrası gerçekleşti. İngiliz polisinin görevi, İran Devrim Muhafızlarını rahatsız eden gazetecileri sınır dışı etmek ve Londra ile İngiltere'nin geri kalanında faaliyet gösteren televizyon kanallarını kapatmak mı yoksa gazetecileri korumak ve teröristleri caydırmak mı?!
Kanalın Genel Müdürü Mahmud Enayat, yaptığı açıklamada şaşkınlığını şu sözlerle dile getirirken haklıydı:
"İşin buralara kadar gelmesine inanamıyorum. Yabancı bir ülke (İran), İngiliz topraklarında İngiliz halkı için o kadar büyük bir tehdit oluşturdu ki, bu sadece televizyon kanalımız için değil, genel olarak İngilizler için bir tehdit. Bunun da ötesinde, İngiltere'nin her zaman el üstünde tuttuğu egemenlik, güvenlik ve ifade özgürlüğü değerlerine yönelik bir saldırı.”
Iran International TV'ye yönelik İran terör tehdidi aniden ortaya çıkmış değil, İngiliz yetkililer bunu bir süredir biliyor. Geçen yıl Kasım ayında İngiliz Metropoliten Polis Teşkilatı, kanalda çalışan gazetecilerin yaşamlarına yönelik ciddi ve yakın tehditler konusunda uyarıda bulundu ve buna bağlı olarak kanalın Londra'nın batısındaki merkezi ‘takviye edildi’. Kanal, o zamandan beri İngiliz polisi tarafından silahlı koruma altına alındı.
Londra ve İngiltere'nin geri kalan şehirleri, Arap ve İslam dünyasındaki birçok ülkeye muhalif medyacılarla dolu ve bunların birden fazla platformları var. Bunlar arasında muhalif olduklarını iddia eden bazı Mısırlılar ve Suudi Arabistanlılar, açıkça şiddet ve terörizm çağrısında bulunuyorlar. İngiliz rejimi ifade özgürlüğünü koruma bahanesiyle onları koruyor ve tüm çağrılara kulaklarını tıkıyor. Ancak Devrim Muhafızları kükrediğinde, İngilizler ona kulak verdiler ve ifade özgürlüğünü toprağa gömdüler. İran rejiminin suçlarını ve İran'da özgürlük talep edenleri öldürmesini ifşa eden İranlı gazetecilere “Gidin” dediler. Bu, özellikle demokrasi, ifade özgürlüğü ve muhalefetin hakları konusundaki Arap-İngiliz iddialarının güvenilirliğini ifşa eden gerçek bir testti. Zarara uğrayan, topraklarında kaos, şiddet ve fitne çıkarılmasına yönelik kışkırtmalara maruz kalan ülkeler, İran'ın yöntemini mi izlemek zorunda? Yoksa özellikle İran’ın durumunun ele alınmasının arkasında başka bir şey mi var?!