Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Pekin, Washington ve çok kutupluluğun dönüşü

Huawei’nin telekominasyon ağı üzerinden yürütülen tartışma, çok da yakın bir zamanda başlamamış olan bir çatışmanın savaşlarından biridir. Tayvan sorunu, Çin’in deniz sınırları ile ilgili anlaşmazlık ve Washington’ın oradaki müttefiklerinin güvenliği bir kez daha gündeme geliyor.
Kuşkusuz Çin, yeni bir güç olarak yükselme yeteneği ile müthiş bir ülke. İddialı ve sessiz bir program uyarınca ilerliyor. Askeri, teknik ve ekonomik olarak haritasını genişletiyor. Günümüzde 90’lı yılların başında Sovyetler Birliği’nin yıkılması ile doğan ve ABD’nin egemen olduğu tek kutuplu dünyayı terk ettiğimiz artık çok açık ve büyük güçler bunu kapsayıp düzenlemeyi başaramazsa, kutuplar savaşı yeniden başlayacaktır.
Bu savaş, çok geçmeden bölgemize yani Ortadoğu’ya da ulaşacak ve ABD-SSCB çatışması döneminde on yıllar boyunca olduğu gibi bölünmesine yol açacaktır. Afrika ve Asya’ya yumuşak bir şekilde sızan Çin ise nihai hedeflerinden kuşku duyan, kaynak ve pazarlara egemen olmak için büyük bir gizli projesi olduğundan endişelenen, Batılı kurumlar tarafından yakından takip edilmektedir.
Mevcut teknik devrimin çatışma ve yeni bir soğuk savaşın kapımıza dayanmasına yol açtığı yeni değildir. Bir önceki soğuk savaş, nükleer silahın keşfedilmesiyle başlamış ve on yıllarca devam etmişti. Bu dönemde, kitlesel bir imhadan duyulan korku büyük savaşların çıkmasını engellese de daha fazla küçük savaşı ateşlemişti.
Her ne kadar ekonomik yönü de bir o kadar önemli olsa da Huawei konusundaki anlaşmazlık daha çok askeri ve güvenlik temellidir. Çin’in telekominasyon ağlarındaki egemenliği, askeri gücüne tehdit oluşturabileceği için ABD’yi endişelendiriyor. Çünkü hava ve nükleer silahlar, denizaltılar olsun stratejik silahların büyük bir çoğunluğu telekominasyon ağı aracılığıyla idare ediliyor.
Yani sorun sadece ekonomik rekabet ile sınırlı olsaydı ABD, ticari çıkarların bölüşülmesi konusunda genellikle olduğu gibi Çin ile pazarlarında ortaklık anlaşmaları imzalayabilirdi.
Çin'in uluslararası sahnede özellikle de bölgemizde ya da Afrika ve Asya’da politik bir rol oynama arzusunda olduğuna yönelik bir işaret görmüş değiliz ama ABD-Çin çatışması gelecekte bizlere çok seçenek bırakmayabilir. Her bir hükümetin ormanda savunmasız biri gibi kalmamak için karşıt bloklarda konumlanmak zorunda kalması ile bir kez daha çok kutuplu dünyaya dönebiliriz.
Huawei şirketinin 5G ağını yayma hakkı konusundaki anlaşmazlık, dünya kadar geniş bir pazarda, ülkeleri ve halkları birbirine yaklaştıracak ekonomik küreselleşmenin müjdesini veren Uluslararası Ticaret Anlaşması gibi anlaşmalar ve normların düzenlediği bir dünyanın gölgesinde, işbirliği ve birlikte yaşamanın mümkün olduğuna inanılan bir zamanda anlaşmazlıkları bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır.
Hatırlamayanlar ya da bilmeyenler için Soğuk Savaş nedir? Soğuk savaş; iki büyük gücün doğrudan müdahil olmadıkları, geleneksel silahlarla yürütülen ve Kongo, Güneydoğu Asya ve Endonezya ile başlayan bir savaşlar dizisiydi. Ortadoğu bölgesi ise bu küçük savaşların yaşandığı en geniş sahneyi temsil ediyordu.
Süper güçlerin buradaki çatışmaları gelecekte kuşkusuz daha da büyük olacaktır. Örneğin; Rusya ve ABD arasında Ukrayna ve Kırım’da yaşanan anlaşmazlık, orada ikisi arasındaki savaşın bugüne kadar devam etmesine ve Rusya’nın son Suriye müdahalesine yol açtı.
Peki çatışmalardan kaçınmak mümkün mü?
Dünyada tarafsızlığa yer olduğunu düşünenler yanılıyorlar. Çünkü Soğuk Savaş döneminde kurulan ve çatısı altında yer alan ülkelerin sayısının 120’ye ulaştığı Bağlantısızlar Hareketi, hiçbir etkisi olmayan bir organizasyon olması, yanında üye ülkelerinin büyük bir çoğunluğu da o dönemde isteyerek ya da zorunlu olarak içerisinde yer almışlardı.
Kendisini inşa ettiği ve küresel konumuna hazırladığı dönemlerde Çin, çatışmalardan kaçınan son derece tarafsız bir ülkeydi. Kendisine yöneltilen bütün yardım çağrılarına ve taleplerine rağmen savaşlara müdahil olmamayı başarmıştı. Ama Huawei savaşından sonra Pekin’in eski tarafsız politikasını sürdürmek mi isteyeceğini yoksa gücünü göstererek çatışmalarda açık pozisyonlar benimseyip buna göre mi hareket edeceğini kim bilebilir?