Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

Sudan’ı kim yönetiyor?

Sudan’daki yeni siyasi sahneyi değiştiren 2 tarih vardır. Bunlar;
4 Sudanlı oluşumun yeni bir sivil hareket başlatma kararı alıp kendisine Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) adını verdiği 1 Ocak tarihi, diğeri ise ordu liderlerinin risk alarak iktidarda kaldığı 30 yılın ardından Ömer el-Beşir’i azlettiği 11 Nisan’dır.
Bu 2 tarih, iki tarafı ortak haline getirmiştir. Bu 2 taraf olmasaydı, belki de hem halkçı hem de barışçıl olan bu tarihi değişim gerçekleşmeyebilirdi.
11 Nisan’a kadar gösterilerin hedefi açıktı ve üzerinde uzlaşılmıştı. Bu hedef, Beşir’i görevinden uzaklaştırmaktı. Bu tarihten sonra ise bölünmeler yaşanmaya ve durum karmaşıklaşmaya başladı.
Elbette geçiş sürecinin sancıları zordur. Devrimlerde bu durum, ne şaşırtıcı ne de gariptir. Bu nedenle herkes, Sudan’da değişim gemisinin sağ salim güvenli bir limanda demirlemesini ummaktadır ki bu da bilgelik ve öngörü gerektirmektedir. Aynı şekilde herkesten önce Sudan halkını ilgilendirmektedir. Ardından bölgenin istikrarını etkilemektedir.
Tehlikeleri ve düşmanları bir kez daha hatırlatmaya ise gerek yoktur. Sudan’da siyasi alan, devletin ve toplumun bütün kılcal damarlarını tam anlamıyla kontrol eden tek bir grup tarafından yönetiliyordu. Bu grubu söküp atmak kolay olmayacak ve bunun için birkaç yıla ihtiyaç olacaktır. Değişimin galipleri, bu konuda uzlaşmıştı ama bunun dışında açık ya da üzerinde uzlaşılmış bir yol haritası yoktur.
Göstericiler ile yaşanan son çatışmanın ardından Askeri Geçiş Konseyi (AGK), daha önce yapmış olduğu seçimlerin 2 ya da 3 yıl sonra düzenlenmesi önerisinden geri adım atarak, kendisini kimin yöneteceğine Sudan halkının karar vermesi için 9 ay sonra seçimlerin düzenleneceğini deklare etti.
Sokaklardaki sivil güçler ise halihazırda seçim düzenlenmesi çözümünü reddetmekte ve bunun yerine kendilerinin ağırlıkta olacağı geçici bir hükümetin kurulmasını tercih etmektedir.
Hartum’da dümenin başında kimler var?
Dümenin başında 2 güç var. Bunlar, hiyerarşisi ve liderleri ile artık bilinen Askeri Geçiş Konseyi ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri olarak bilinen ve tanımlanması zor olan -en azından bizim gibi olayları uzaktan takip edenler için- göstericiler grubudur. Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, Sudan’daki sivil siyasi güçlerin büyük bir çoğunluğunu içinde barındıran geniş bir oluşum ve bu güçler şimdiye kadar birbirine kenetlenmiş görünmektedir. Ortak bir liderlik altında 4 siyasi bloğu içeren, bir yandan köklü diğer yandan yeni kurulmuş vatansever güçlerin bir karışımı olan bu oluşum içerisinde, kararların nasıl alındığını ise hala tam olarak bilmiyoruz.
Yine bu oluşumun içinde aşırı sağdan aşırı sola geniş bir yelpazeden güçler bulunmaktadır.
ÖDBG’yi oluşturan 4 siyasi grup şunlardır:
Birinci grup
; Öğretmenler, doktorlar, avukatlar, mühendisler vb. meslek gruplarını temsil Sudan Meslek Odaları Birliği’dir.
İkinci grup; 10 yıldır Beşir rejimi ile işbirliğini reddeden 17 muhalif partiden oluşan Ulusal Uzlaşı Güçleri’dir.
Üçüncü grup; 2014 yılında Etiyopya’nın başkentinde düzenlenen toplantının bir ürünü olan Nida Sudan Güçleri’dir. Bu ittifak; Ümmet Partisi, Komünist Parti, Uzlaşı Hareketi, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Adalet ve Eşitlik Hareketi, Baas, Nasırcılar gibi parti ve hareketleri içermektedir.
Dördüncüsü ise 8 partiden oluşan Muhalif Federal Birlik’tir.
Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri büyük bir oluşumdur. İçerisindeki parti ve akımların liderleri, gelecek yılın başında seçimlerin düzenlenmesi halinde birlikte ya da rakip olarak büyük bir çoğunlukla kazanmak için rekabet edeceklerdir. Böylece Sudan’ı kimin yöneteceği anlaşmazlığı da çözülecektir.
Seçimler tek çözümdür. Çünkü ülkeyi zamanla daha da artacağı tahmin edilen bölünmelerden koruyacaktır. Asker-sivil anlaşmasına ve ÖDBG içerisinde uzlaşıya güvenmek ise zordur. Aynı şekilde geçici hükümet ideal çözüm olmayabilir, çünkü toplu liderlik anlamına gelecektir ve farklı ortaklardan oluşan bir güç tarafından yönetilen geçiş süreçleri nadiren başarılı olur.
Hem askeri hem de sivil tarafın kendi korkuları ve karşı tarafa yönelik endişeleri olduğu kesindir. Bölgesel ve Sudan deneyimleri de bu konuda çok cesaret verici değildir. ÖDBG, AGK’nin iktidara tek başına ele koymasından ve Beşir deneyiminin tekrarlamasından korkarken, AGK de ÖDBG’yi takip etmesi halinde ülkeyi istikrarını tehdit edecek bir kaosa sürüklemesinden korkmaktadır.
En iyi çözüm -tabi varsa- sivil taraf, hükümeti kurma görevini üstlenirken, askeri tarafın, devleti ve kurumlarını koruma, anayasanın uygulanmasını sağlamayı taahhüt etmesidir. Bu da sürekliliğini sağlaması zor olan uzlaşı ile değil ancak seçimler ile kesin bir şekilde gerçekleşebilir. Sivil-askeri uzlaşının başarısız olması ya da ÖDBG’yi oluşturan oluşumların kendi aralarında anlaşmazlığa düşmesi halinde ise ülke tehdit altında olacaktır.