Hamad Macid
TT

Radikal yaz okulları

Düzenli saflar, disiplinli hareketler ve askeri bir dokunuşa sahip olduğu net bir şekilde ortada olan zarif bir üniforma ile Yemen’deki Husi yaz okulları, öğrencilerine askeri bir eğitim veriyor ve akıllarını devrimci sloganlar, ideolojik fikirler ve fanatik mezhepçilik ile dolduruyor. Husi çetesi, bu yaz okullarından birine “Şehit Hüseyin Bedreddin el-Husi” adını vermiş. Bu merkezde, küçüklere Humeyni’nin düşünceleri, mezhebi, ezgileri ve devrimi aşılanıyor.
Husi televizyon kanalının kendileri ile röportaj yaptığı küçüklerden biri bu yaz okuluna katılma nedeninin, ”liderlerimizi ve rehberlerimizi tanımak ve bizleri hem dünyada hem de ahirette mutluluğa götürecek doğru çizgiyi öğrenmek” olduğunu söylüyor. Doğru çizgiden kastı ise mezhepçi Humeyni çizgisidir. Bu yol; ya Sünni Şafii ya da Caferi İsna'aşeriyye (On İki İmamcılık) mezhebine göre Sünnilere daha yakın olan Şii Zeydi mezhebine bağlı olan Yemen toplumundaki mezhepçi çizgilerden tamamen farklıdır. Husi yaz okulları, beyni yıkanmış öğrencilerden birinin belirttiği gibi geçmişte bildikleri yanlış kültüre değil doğru olan “cihatçı kültüre” odaklanmaktadır.
İşte İranlı Humeyni metot; ideolojiyi diğer kültürleri ezip geçen bir “buldozer” gibi kullanıp yerine Humeyni düşünceyi yerleştiren askeri ve siyasi nüfuzunu genişletmek için bu yolu kullanmaktadır. Bu şekilde ortamı, İran’ın siyasi, ideolojik ve askeri olsun her türlü nüfuzunun yayılması için elverişli bir hale getirmektedir. Nihai ve en büyük hedef ise Ortadoğu’yu, zenginliklerini ve kutsallarını tam anlamıyla kontrol etmektir.
Bu konuda işaret edilmesi gereken nokta; İran’ın nüfuzuna karşı mücadele ve ahtapot gibi kollarının her yere uzanmasını engelleme stratejisinin şu ana kadar hep askeri cepheye odaklanmış olmasıdır. Bu kesinlikle çok önemlidir ama içerisinde entelektüel ve ideolojik tartışmalara ve mezhepçilik duvarını yıkmaya da yeterince yer verilmelidir. Aynı şekilde; İran Bloğu’nun medya ve diplomatik kolları ile propagandasını yapmakta çok başarılı olduğu “mezhepçiliğine” gösterilecek kırmızı karttan hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekir. Çünkü Arap ve İslam ülkelerindeki uyumlu mezhepçi dokuyu sarsarak mezhepçiliği güçlendiren onlardır. Mezhepçi Humeyni devriminden önce Şiiliğin varlık göstermediği Endonezya, Mısır ve Kuzey Afrika gibi ülkelerde Şiilerin olduğunu da yeni yeni duymaya başladık.
Yazımıza Yemen’deki İran müdahalesinden bahsederek başlamış olduğumuz için mezhepçi Husi milislere karşı tek bir safta yer alması için Yemen toplumunun bütün siyasi ve entelektüel oluşumları ile iletişim köprüleri kurma ve ilişkileri pekiştirmek için şimdi çok uygun bir fırsat olduğunu da belirtmeliyiz. Aksi halde İranlı Husiler, bugünlerde yaz okulları ve eğitim aracılığıyla yaptıkları gibi yeni nesillere Humeyni ideolojiyi aşılamayı ve Yemen toplumunun sosyal dokusuna müdahale etmeyi sürdürecektir. Eğer bunda başarılı olurlarsa rakipleri kendilerini siyasi sahneden kovsa bile yine de güç ve etki sahibi olarak kalacaklardır. Çünkü o zaman derin bir devlete ya da söküp atması zor köklere benzeyen bir şeye sahip olacaklardır.