Türkiye, merak ve şüpheyle, Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinin sınırlarına giriş yapmasına şahitlik etti. İlk bataryalar parça parça hudutlarımızdan içeri girmeye başladı. Mürted Hava Üssü’ne Rus uçakları inmeye devam ediyor. Şüphenin kaynağı, NATO’yu Rusya-Çin-İran’a karşı yeniden dizayn etmek adına çabalayan Batı dünyasının lideri ABD’nin yaptırım tehdidi. Merakın nedeniyse, ilk defa NATO üyesi bir ülkenin Rusya’nın Amerikan savaş uçaklarına karşı geliştirdiği en ileri teknoloji savunma silahına ev sahipliği yapacak olması. Üstelik bahsi geçen ülke, Atlantik İttifakı’nın ortaklarının birlikte ürettiği F-35 jetlerinin önemli parçalarının tedarikçisi. Tam da bu nedenle gerek ABD gerek Türkiye krizde nasıl ve ne şiddette bir tepki vereceğini bilemiyor. Zira böyle bir vaziyetle ilk kez karşılaşılıyor. Peki şimdi Ankara, “sadece S-400 hava savunma sistemi aldığı için” ne gibi bir muameleye maruz kalacak?
Beyaz Saray’ın Rusya’dan S-400 füzeleri aldığı gerekçesiyle Türkiye’yi “ABD'nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulamakla tehdit ettiği krizi tanımlayan tek bir kelime var: “belirsizlik”. Sürecin son 2 ayında hem Ankara hem de Washington karşı tarafın blöf yaptığı tahmini üzerinden strateji geliştirerek hiçbir somut adım atmadı. Osaka’da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi’nde ABD Başkanı Donald Trump’la bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Yaptırım yok” açıklaması Türkiye’yi rahatlattı. Trump da selefi Barack Obama’ya atfen “Patriot füzelerini vermedik Türkler de S-400’leri almış” diyerek krizin nasıl çözüleceğine dair herhangi bir ipucu vermedi. Anlaşılıyor ki taraflar, tutumlarını sadece muhataplarına beyan ederek sorunları yine halının altına süpürmeyi tercih etti.
Belirsizlik sarmalını gözler önüne seren en net örnek Washington’ın krizi yönetememe hali. S-400’lerin parçalarının Türkiye’ye girdiği bu bir haftalık süreçte Pentagon ve Beyaz Saray konuya dair resmî açıklamasını iki defa erteledi. Beklenen bildirim Savunma Bakanı adayı Mark Esper, Amerikan Dışişleri ve Başkan Trump’tan geldi. “Türkiye konusu çok karmaşık” şeklinde konuşan Trump aslında Beyaz Saray’daki strateji yoksunluğunu açık etmiş oldu. Fakat Esper ve Trump’ın demeçlerinde zikrettiği bir konu ‘yaptırımların’ içerdiği bir unsuru ipucunu veriyor. Bu da Ankara’ya proje ortağı olduğu F-35 savaş uçaklarının teslim edilmemesi seçeneği. Esper’e göre Türkiye aynı anda hem Amerikan yapımı F-35 jetlerine hem de Rus yapımı S-400 hava savunma sistemine sahip olamaz, Başkan içinse sipariş edilen 100 uçaktan fazlasına yeşil ışık yakılması mümkün değil.
Kör döğüşüne sahne olan krize ilişkin kesin ifadelerle öngörüde bulunmak siyasi niyet okumadan öteye gitmez. Amerikan medyasında yer alan Washington-Ankara hattındaki restleşme haberlerinde dile getirilen “Yaptırım uygulanırsa Pentagon Türkiye’deki üsleri kullanamaz” ültimatomu ne kadar bilinmez. Ancak S-400’le başlayan kriz, S-400’le bitmeyecek. Rusya’dan satın alınan füze bataryalarının neden olduğu düşünülen Ankara-Washington hattındaki çatlak, sanılandan derin. Birleşik Devletler’de Kongre’nin etki sahibi isimleri Güney Kıbrıs’a silah ambargosunun kaldırılmasından F-35 savaş uçakları üretim programından Türkiye’nin çıkarılmasına değin pek çok başlığı gündeme getirerek Ankara’yı hedef alıyor. İran’ı, Çin’i ve Rusya’yı ekonomik-askeri alanlarda sıkıştırarak daha da agresif bir dış politika izleyen Beyaz Saray, artık Türkiye’den bir seçim yapmasını bekliyor. İzlediği tehdit ve şiddet dozu yüksek yol ise Ankara’yı bölgede kendisine daha merhametli davranan “müttefiklerinin” kucağına itiyor.
TT
Kriz S-400 ile bitmeyecek
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة