Filistin yönetimi, Oslo anlaşmaları ve uzlaşmalarını askıya alma kararı aldı ve bu kararın uygulanmasına yönelik mekanizmaları belirlemek için de bir komite kurdu.
Bu karar şu andan farklı bir zamanda alınmış olsaydı Washington, Tel Aviv, Brüksel ve tek bir kelime, yani “Oslo” ile özetlenen İsrail-Filistin barış projesi ile ilgili olan her yerde dünya ayaklanırdı.
Geçmişte Oslo projesi Filistinliler ile İsrailliler arasındaki herhangi bir ikili anlaşmadan daha büyük ve genişti. Yani benimseme ve destek açısından tam anlamıyla bir uluslararası projeydi. ABD bu projenin vaftiz babası, diğerleri ise sadece bir araçtı.
Bu projenin uygulanmasında birçok aksaklık yaşansa da ne vaftiz babası ABD ne diğer ülkelerden yardımcıları bu aksaklıkların projenin tıkanması ya da çökmesine neden olacak noktaya ulaşmasına izin vermediler. Hep tam zamanında müdahalede bulunarak projenin hayatta kalması için gerekli ilk yardımı sundular. Bugün ise ABD, Oslo’yu sadece askıya almakla kalmadı, aynı zamanda hafızasından da sildi.
Hatta ABD bugün yeni özel projesini de başlatmış bulunuyor. Bu projedeki tek partneri ise İsrail. Bu yeni durumu da sadece Filistinlilere değil herkese dayatmaya çalışıyor. Bu nedenle ABD, Filistinlilerin bu kararını İsrail gibi açıkça görmezden geldi ki bunda şaşılacak bir şey yok. Çünkü ne İsrail son damlasına kadar sıkıp suyunu çıkardığı ne de ABD başarısız olduğunu düşündüğü, Yüzyılın Anlaşması ile kendisine ve amaçlarına karşı gerçekleştirdiği darbeyi gerekçelendirme çabası bağlamında işe yaramaz olduğunu açıkladığı Oslo için üzülecektir.
Filistinilere gelince, bu kararı kutladılar ancak içeriği ve hedefleri konusunda anlaşmazlığa düştüler. Bu toplu kutlama, aldatılmışlık ve baskı duygularının otomatik bir sonucudur. Zira Filistinliler, yaşadıkları bütün zorlukların ve sıkıntılarının nedeninin Oslo olduğunu düşünüyor. Ama birleşik ve rakip Filistinli grupların karar ile ilgili çelişkili yorumlarda bulunmaları bu ortak kutlama halinin hiçbir anlamı kalmamasına da yol açtı.
Ne yaparsa yapsın Mahmud Abbas’a bağlı kalan gruplar, atacağı her adımda olduğu gibi kendisini alkışlayıp destekledi. Abbas’a bağlı olmayan “Demokrasi” ve “Halk” gibi gruplar ise bu kararı, Oslo hapishanesinden kurutulmak için daha açık ve kesin adımların takip etmesi gereken bir adım olarak niteledi. En önemli iki grup olan Hamas ve İslami Cihat ise desteklerini “işe yaramaz” müzakare sürecinden nihai olarak ayrılıp direniş sürecine geçme şartına bağladılar.
Kararın sahibi Mahmud Abbas, kesinlikle muhalif gruplarla aynı düşünceye sahip değil. Kendisi ne müzakere sürecinden ayrıldı ne de ayrılmayı düşünüyor. Aynı şekilde Oslo’dan çıkma girişiminde de bulunmadı. Nitekim anlaşmanın askıya alınması, iptal edildiği anlamına gelmiyor. Bu kararın yorumlanmasında ve anlaşılmasında öne sürülecek akla en yakın ihtimal, herkesin barışa yönelik çabasında hayalkırıklığına uğrattığı Abbas’ın müzakere yolunun canlandırılabileceği ve iki devletli çözüme halen inanan herkese yardım edilebileceği yönünde uyarı mesajı göndermektir. Çünkü sahada yaşanan bütün gelişmeler İsraillilerin ilhak etme ve Filistinlileri doğrudan ve dolaylı bir şekilde daha fazla kontrol altına alma politikalarında son hız ilerlediklerini kanıtlamaktadır. Son günlerde yaşanan, bu politikanın en önemli kanıtı Vadi Humus yani A bölgesindeki binaların yıkımı, İsrail Bakanlar Kurulu’nun Batı Şeria’nın yarısı kadar bir yüzölçümüne sahip olan C bölgesini, İsrailliler ve Filistinliler arasında ortak yerleşim bölgesine dönüştürme kararıdır. Bu karar, Filistinlilere bu bölgede sınırlı bir şekilde inşaat yapmasına izin verirken İsraillilere yeni yerleşim yerleri inşa etme ve mevcut yerleşim yerlerini genişletme izni veriyor. Dolayısıyla bu da siyasi karar açık bir şekilde deklare edilmesinden önce Filistin topraklarının tamamının pratikte nihai olarak ilhak edilmesi için icat edilmiş bir başka araçtır.
Sahada yaşanan bütün gelişmeler, Filistinlilerin bütün haklarının tasfiye edilmesi sürecinin eşi benzeri görülmemiş bir hızda ilerlediğine yönelik kesin göstergeler taşımaktadır. ABD ve İsrail’in Filistinlilerin kararını görmezden gelmesinin anlamı ise şudur:Siz istediğiniz kararları alın, nasıl olsa bizler istediğimiz her şeyi yapıyoruz.
Büyük vaatlerle Oslo’nun geniş kapısından içeri giren Filistinliler, çeyrek yüzyıl sonra dar koridorlarda çıkış kapısını bulmaya çalışıyor. Ama ne yazık ki bu koridorların anahtarları da İsrail tarafının kontrolü altında.
TT
Oslo hapishanesinden zor çıkış
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة