Abdurrahman Raşid
Suudi Arabistan’lı gazeteci. Şarku’l Avsat’ın eski genel yayın yönetmeni
TT

​Aden'de bayram gecesi savaşı

Öncelikle bayramınızı tebrik ederim... Yemen’deki Güney Geçiş Konseyi’nin duygusal davranışları yüzünden bayram az kalsın yıllarca sürecek bir trajedinin başlangıcı oluyordu. Neredeyse Yemen'deki tüm başarılanları ve buna dahil olanları yok ediyorlardı. Kaosun gölgesinde ve düşmanlıkların körüklendiği bir ortamda zorla elde edilemeyecek olan Sana'nın gelecekteki otoritesinden bağımsızlıklarını kazanmaya yönelik siyasi projelerine darbe indiriyorlardı.
Aden'deki bayram gecesi savaşının fitili, Perşembe günü yaşanan iki şiddetli saldırıyla ateşlendi. Bunlardan ilki El Kaide’nin bir karakola bomba yüklü araçla düzenlediği ve 13 kişinin öldüğü saldırı, diğeri ise Husilerin balistik füze veya insansız hava aracıyla gerçekleştirdikleri düşünülen ve bir eğitim merkezini hedef alan saldırıydı. Bu saldırıda güneyden 1. Tugay komutanının da aralarında bulunduğu 32 kişi hayatını kaybetti. Aden’in dört bir yanı cenazelerle doluydu. Her yerden intikam çağrıları yankılanıyordu. Ancak asıl hedef Aden’i geçici başkent ve hükümet merkezi olarak seçen meşru güçleri kızdırmaktı. Güney Geçiş Konseyi misilleme yapacağını iddia etti! Güney Hareketi, Soğuk Savaş sırasında ortaya çıkan ve 1990'da Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle ortadan kaybolan, bağımsız bir Güney Yemen Devleti kurmayı hedefleyen siyasi bir harekettir.
Güneyliler kendi devletlerinin kuruluşunu dört gözle bekleme hakkına sahipler. Ancak o gün Güney Geçiş Konseyi, Husilerin darbesini güçlendirdi ve iç savaşı sürdüren, uluslararası destek alarak Yemen’de yeni savaş cepheleri açmakla tehdit eden İran’ın Yemen’deki nüfuzunu pekiştirdi. Bu durum, Suudi Arabistan başta olmak üzere bölgedeki ülkelerin güvenliğini zora sokan tehlikeli bir gelişmeydi!
Güney Geçiş Konseyi, belki de meşru güçlerin zayıflığından yararlanabileceğini, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu'nu zor durumda bırakabileceğini ve Aden’deki dehşet verici saldırılar sonrası ortaya çıkan öfkeyi, Aden’i almak için bir bahane olarak kullanıp bağımsızlığını ve yeni bir devlet kurulduğunu ilan edebileceğini düşünüyordu. Ama belki de en karmaşık ve en riskli komplikasyonları hesaplamamıştı.
Dünyanın dört bir yanına yayılmış olan “ayrılık” hayali nadiren de olsa gerçekleşiyor. Güney Geçiş Konseyi, Yemen yakınlarındaki, Aden Körfezi'nin batısında bulunan Somali’nin çöküşünün bir sonucu olarak 1991’de kendisini cumhuriyet olarak ilan eden “Somaliland” deneyimini kendine emsal olarak görebilir. Somali'nin geri kalanında yaşanan savaştan yararlanarak bağımsızlığını ilan eden Somaliland, bir anayasa ile iki meclis, para birimi, bayrak ve seçimlerle entegre bir siyasi sistem kurdu. Bu güne kadarda, tipik bir “istikrarlı” ülke olarak kalmayı başardı. Ancak yasal olarak kabul görmüş bir devlet değil. Somaliland'ın tarihi Güney Yemen'e çok benziyor. Bölge, 20. yüzyılın başlarında Somali'nin bir parçası değildi. Gönüllü olarak birleşmeyi kabul etti ve iç savaş başladığında ayrıldı. Ancak Birleşmiş Milletler (BM) Somaliland’ı tanımayı reddederek yasal olarak ve oybirliğiyle ayrılmadığı sürece Mogadişu'nun yönetiminde kalacağını duyurdu.
Somaliland, Yemenli ayrılıkçılar için gerçek bir örnek. Ayrıca başta Irak’ın Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) olmak üzere pek çok başka örnek de var. Ancak Kürtler kendi içlerinde bir ulustur. Dilleri farklıdır. Tarihte toprakları İngiliz mandası sırasında zorla Bağdat'a eklenmiştir. Tüm bu hususlara ve 50 yıldır bağımsızlık talep etmelerine rağmen, uluslararası toplum bağımsızlıklarını tanıma konusunda başarısız oldu. IKBY’nin bağımsızlığının, Bağdat ve bölge ülkeleri tarafından tanınması gerekiyor.
Bana göre güneyliler bağımsızlıklarını isteyebilirler, ancak hem dilde hem de eylemde yanlış bir tutum sergiliyorlar. Başkent Sana kurtulduktan ve meşru hükümetin gölgesi altında siyasi hayatın geri dönmesinden sonra Güneylilerin kardeşlerini burada ikna etmeleri gerekiyor. Kardeşlerinin rızası olmadan ne BM’nin ne de bölgedeki önemli devletlerin onayını alamazlar. “Kuzey” Yemen, tarafsız koşullarda, her iki taraf için de uygun olan siyasi bir formülü kabul edebilir.
Güneyli siyasetçilerin kardeşlerini, Güney'in uzun zamandır iktidara göz dikenler arasındaki çatışmalardan acı çektiğini hatırlatarak kızdırmak istemiyorum. İngilizler bile güneye hakim olmak için 12 sultan ve prense güvenmek zorunda kaldılar. Sovyetler Birliği, Aden’e hükmetmesi için bir Troyka’yı destekledi. O dönem Güney Yemen'in devlet başkanı olan Ali Salim el-Beyd, Sana'ya gidip başkent Aden'in anahtarlarını teslim etmek zorunda kaldı. Bunu Yemen’in birliğine duyduğu özlemden değil, Güney Yemen'deki rakiplerinin iktidara gelmesini önlemek için yaptı! Bu nedenle, bugün barışçıl bir geçiş, siyasi fikir birliği ve uluslararası onay olmadan Güney'in ayrılmasının, iki tarafın birbirleriyle savaşması ve İran gibi kötü niyetli ülkelerin sızması için yeni bölgeler bulamasına neden olmasından çekiniyoruz.
Güney Geçiş Konseyi, önceki gün yaptıklarıyla kendini ve hayallerini vurdu. Kendisi hakkında şüphe uyandırdı, bölgesel ilişkileri yaraladı ve sadece Husiler, İranlılar ve Katarlılara çanak tuttu. Hiç bir bahaneleri darbeyi haklı çıkarmaz. Aksine Husi darbesini kabul etmiş, Husiler ve Yemen'de iktidara göz diken diğerleriyle bir anlaşma yapmış olur!