“Arkanızda deniz, önünüzde düşman.”
Bu, Tarık bin Ziyad’ın Endülüs’ü fethettiği zaman söylediği meşhur söz değil. Aksine bu, Katar’da askeri üssün inşasını denetleyen Türk generalin söylediği sözlerdir. Açıkçası buradaki düşman, Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleridir. Arkasındaki deniz de dalgalı Körfez Denizi’nden başkası değildir.
Katar, komşularına Türk üssüyle gözdağı veriyor. Türk üssü, Katar’ı ne Suudi Arabistan’dan ne de İran’dan koruyabilecek. Bu üs, Katar’ın devam eden çelişkilerini ifade ediyor. Katar, halen zıt yönlere koşuyor: Tahran, Washington ve Ankara.
Türk üssü, 2 bin askeri geçmeyen küçük bir oluşumdan ibarettir. Türkiye, kritik zamanda Katar’ı destekleyebilecek büyük bir devlet değildir. Ankara, bölgede büyük bir askeri lojistik desteğe sahip değil. Türkiye’nin Körfez sularında askeri gemileri yok. Türkiye, ancak Irak ya da İran’ın onayından sonra buraya hava desteği gönderebilir. Türkiye, karadan bir koridora da sahip değil. Türk üssü önemsiz. Türkiye, ilerde Körfez ülkelerine karşı bir savaşta İran’la ittifak kurmaya karar verirse o zaman karadan bir koridora sahip olabilir. Fakat Katar’daki 2 ABD üssünün varlığından dolayı bu durum, imkânsızdır.
Askeri olarak bölgedeki savaşları yöneten el-Udeyd ve es-Seyliye üslerindeki mevcut ABD’lilerin aksine Türk varlığı, siyasi bir dekor olup Katarlılar için bir yüktür. Bu, çok maliyetli bir ittifaktır. Fakat bu ittifak, bölgede Müslüman Kardeşler (İhvan) gibi örgütleri desteklemeye dayalı Katar’ın propagandalarıyla da uyumludur. Doha ve Ankara arasındaki özel ilişki, çok iyi durumda değil. Her iki tarafta hayal kırıklıkları yaşanıyor. Katar, bölgeyi değiştirmek için siyasi ve askeri olarak Türkiye’yi büyük bir bölgesel ülkeye dönüştürerek, eksik yönlerini gidermeyi düşünüyordu. Katar, Türkiye’nin İran gibi Riyad, Kahire, Bağdat ve Beyrut’a nüfuzunu yaymaya iştirak edecek güçlü bir macera olmasını istiyordu.
Türk siyasi söylemi heyecan verici, ancak medya ve gırtlaktan öteye geçmiyor. Türkiye, Suriye’de değişimi vaat etti ve başarısız oldu. Çünkü İran ve Rusya’nın aksine Türkiye, askeri müdahaleden çekindi. Ankara, Mısır’da yenilmelerinin ardından İhvan’ı kurtarmak için harekete geçmedi. Türkiye, kaçan İhvan üyeleri için bir sürgün yeriydi. Libya’da Türk müdahalesi kuşatma altında. Türkiye, Sudan’dan tamamen çıktı. Ankara-Washington ilişkilerinin kötüleşmesinden dolayı Katar’ın güvencesi azaldı. Katar siyasi olarak zayıfladı. Türk ekonomisinde ve Türk lirasında yaşanan gerilemeden dolayı Katar, mali anlamda büyük bir kayıp yaşadı. Ankara, Ortadoğu’da en önemli pazarları (Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) ve Arap dünyasının yarısından fazlasını kaybeden Doha’yla ittifak yapmasından dolayı bu ilişki, Türkiye’yi çıkmaza soktu.
Katar’daki Türk askeri varlığı, gelecek haftalarda kışladan bir üsse dönüştüğü zaman daha da netleşecek. Bu varlığın pek artacağını zannetmiyorum. Belki iç meydan okumalara karşı yönetimi korumak için Türk askeri varlığı biraz artabilir. Bu, iki tarafı keskin bir silah gibidir.
Türk General, Katarlılara yaptığı konuşmada, Tarık bin Ziyad’ın Gotlara karşı hazırlanan askerlerine yönelik konuşmasının geri kalanını tamamlamadı. Yazımı Tarık bin Ziyad’ın sözlerini tamamlayarak bitirmek uygun olacaktır: “Biliniz ki, siz bu adada, oburlar sofrasındaki yetimlerden daha zayıfsınız.”
TT
Türkiye'nin Katar’daki düşmanı kim?
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة