Sadece DEAŞ ve benzeri örgütlerin mi masum insanları kaçırdığını ve serbest bırakılmaları için fidye istediklerini düşünüyorsunuz?
İngiliz hükümeti, İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in casusluk suçlamasıyla hapiste bulunan İngiliz kökenli İranlı bir kadının serbest bırakılması karşılığında İngiltere'den 400 milyon sterlin istediğini duyurdu.
Yaptığı açıklamada İran hükümeti ile gerçekleştirdikleri müzakereleri ifşa eden İngiliz hükümeti, keyfi bir şekilde gözaltına alınan vatandaşlarının serbest bırakılması karşılığında İran’ın öne sürdüğü hiçbir şartı asla kabul etmeyeceklerini belirtti. Vatandaşlarının koşulsuz bir şekilde serbest bırakılması gereğini ifade eden Londra yönetimi açıklamasında “İngiltere’ye şantaj yapılamaz. İran Dışişleri Bakanı’nın yorumları yalnızca İran hükümetini daha fazla itibarsızlaştıracak” ifadelerini kullandı.
Nitekim Bakan Zarif, yaptığı açıklamada, İngiliz tutuklunun serbest bırakılması için gerçekleştirilen görüşmedeki para talebinin, İran mahkemesini, mahkûmun serbest bırakılmasının, İngiltere’deki birikmiş faizli eski fonlar ile ‘adli takas’ olduğu konusunda ikna etmek için olduğunu söyledi. Tahran yaşadığı para kıtlığı sebebiyle insanları hapsediyor, saldırılarda bulunuyor ve fidye için onları kaçırıyor.
İran tarafından uygulanan ve dünya üzerindeki herhangi bir hükümette benzerine rastlamadığımız şantaj dizisinin çok farklı görünümleri var. Nitekim İran, kaçırdığı gemileri halen elinde tutuyor. Bu gemileri serbest bırakmak karşılığında ya siyasi ya da maddi karşılıklar talep ediyor.
Bu, İran’ın çok eski zamanlardan bu yana takip ettiği bir yöntemdir. İran’ın ilk ‘diplomatik’ çalışması, 1979'da Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin 52 çalışanını 444 gün boyunca rehin tutmaktı. Daha sonra Hizbullah aracılığıyla bir dizi kaçırma eylemi gerçekleştirdi. 1980'lerin başında Lübnan’daki Batılı sivilleri hedef aldı ve onlar için pazarlık yaptı.
Tahran'daki kötü şöhretli Evin Hapishanesi'nde İngiliz, Avustralyalı ve diğer milletlerden birçok tutuklu bulunuyor. Çoğu pazarlık için tutuklandı, yargılandı ve idamla tehdit edildi.
İran’ın devlet politikası olarak yürüttüğü bu zorbalık dizisi çerçevesinde doğrudan ya da Irak ve Lübnan’daki örgütleri aracılığıyla ABD’lileri kaçırmasının sürpriz olacağını düşünmüyorum. İran bunun ABD Başkanı Donald Trump'ı utandıracağını, taviz vermek zorunda bırakacağını, ekonomik yaptırımlardan geri adım atacağını ya da vatandaşların serbest bırakılmasının da aralarında bulunduğu yoları tercih ederek doğrudan müzakerelere başlayacağını düşünüyor. Bu daha önce ABD’nin eski Başkanı Barack Obama ile de yaşanmıştı. Obama, İran’a yüksek meblağda para vermiş ve topal bir anlaşma imzalamıştı. İşte İran’ın Dini Lideri budur. Güç dışında hiçbir şeye saygı duymazlar. Bu yüzden İsrail gibi bir ülkeyle yüzleşmeye cesaret edemediğini, Hizbullah gibi müttefiklerinin arkasına saklandığını görüyoruz.
TT
İran, İngiliz kadın mahkûm için 400 milyon sterlin istedi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة