Racih Huri
Lübnanlı yazar
TT

Lübnan’ı ve ayaklanmasını çalıyorlar

Başbakan Saad Hariri’nin, geçen Perşembe, döneminin 3’üncü yılı sona eren Cumhurbaşkanı Mişel Avn’a sunduğu istifası yalnızca bir hükümetin istifasından ibaret değildi. Politik ve reel açıdan Hariri’nin üç şeyden istifasını temsil ediyordu.
Birincisi; başarısız olan ya da daha doğrusu dokuz ay boyunca ülkedeki kötü ekonomik duruma çözüm üretmekte başarsız olan hükümetten istifası. İkincisi; kendisinin gerçekleştirdiği ve cumhurbaşkanlığı makamının iki yıl boş kalmasının ardından Mişel Avn’ı cumhurbaşkanlığına taşıyan uzlaşıdan istifası. Üçünücüsü; özellikle bu yıl ile gelecek yılın bütçelerinde açık bir şekilde görülen yüksek kamu borcu ve gençler arasında % 50’ye ulaşan işsizlik oranlarının çözümü için harcanan çabalara egemen olan tartışmalardan istifası.
Anayasal olarak istifanın cumhurbaşkanına sunulduğu doğru. Ama siyasi olarak 17 gündür Lübnan sokaklarında ve meydanlarında, 22 ülkeden fazla ülkedeki meydanlarda gösteriler düzenleyen milyonlarca Lübnanlıya sunulmuştu. İstifa metninde iki kez istifasını değişim talebiyle meydanlara inen Lübnan halkına sunduğunu dile getirerek Hariri, özellikle bu büyük halk ayaklanmasını desteklediğinin altını çizmiş oldu.
Ayaklanmanın 17 Ekim’de patlak verdiği andan itibaren Hariri, Cumhurbaşkanı Avn ile bütün politikacıların gitmesini talep eden Lübnanlıların taleplerine uygun bir hükümet değişikliği için uzlaşıya varmaya çalıştı. Bu politikacılar sanki Lübnan’ın kamu borcunun 100 milyar dolara ulaşmasını sağlayan, yolsuzlukta, devlet mallarını çalma ve ülkeyi yağmalamakta birbirleri ile yarışanlar kendileri değilmiş gibi yarısı işsiz olan bir halka daha fazla vergi getirerek ekonomik sorunları çözmeye çalıştılar. Lübnan halkı bu yüzden ayaklandı. Ancak görünen o ki Hariri, deklare ettiği gibi Avn’ın ısrar ettiği şartlar, dengeler ve sabiteler nedeniyle çıkmaz bir sokağa girdi. Bu nedenle de istifa etti.
Bu bağlamda, Velid Canbolat da yönetim yani Baabda Sarayı içerisinde Hariri’nin uzmanlardan oluşan geçici bir hükümet kurulması konusunda ulaşmak istediği uzlaşıya karşı çıkanlar olduğunu belirtti. Canbolat, açıkça Cumhurbaşkanı’nın, meydanlarda kendisine karşı sloganların yükseldiği damadı Dışişleri Bakanı Cibran Basil’i ima ederek,“Cumhurbaşkanının adamlarının değişmemesi konusundaki ısrarı kabul edilemez. Bazı değişiklikleri ve yeni bir uzlaşıyı kabul etmesi gerekiyor” dedi.
Hariri, ulusal çıkarları gözetme ve ulusal ekonomiyi çöküşten kurtarma yükümlülüğü ışığında hareket etti. İstifa ederek, güvenliğe dayalı çözümler ve orduyu güç kullanarak yolları açmakla görevlendirmek gibi çağrılara karşılık siyasi çözümlere geri dönülmesini sağlamaya yönelik bir adım attığını düşündü. Özellikle de Hizbullah’ın hükümetin devrilmeyeceği ve el-Ahd döneminin sona ermeyeceğini söylemesi ve açıkça sokağa inmekle tehdit etmesinin ardından krizin daha da büyümesi ile bu adımı atması gerektiğini düşündü. Nitekim İran Dini Lideri Hamaney de iki gün önce yaptığı açıklamada, Lübnan ve Irak’taki ayaklanmaları, ABD, İsrail ve bazı bölge ülkelerinin yönettiğini söyleyip kendisine karşı koyma çağrısında bulunarak Hizbullah’ın bu tehdidini desteklemişti.
Hamaney’in bu açıklaması, İran’ın bölgedeki nüfuzunun gerilediğine yönelik bazı uzmanların yapmış oldukları analizlerden sonra geldi. Bunlardan birisi de Foreign Policy dergisinde yayınlanmıştı. Hamaney’in bu açıklamayı yapmasının bir diğer nedeni; İran karşıtı sloganlar atan, İran’ın ülkelerine yönelik müdahalelerinin sona ermesini talep eden Iraklı göstericilerin ölümüne neden olan müdahalelere, keskin nişancılar ve Haşdi Şabi aracılığıyla İran Devrim Muhafızları’nın da katıldığına yönelik suçlamaların artmasıydı.
Lübnan’daki protestocuların “Hepiniz yani hepiniz” sloganları ise Hizbullah yandaşlarının, protestocuların Beyrut’un merkezinde bulunan kamplarına ve çadırlarına saldırmasına ve 11 kişinin yaralanmasına yol açtı. Bunun üzerine bir damla bile kan akarsa istifa edeceğini açıklayan Hariri, kısa ama Lübnanlıları muhatap aldığı açık olan istifasını sundu. Hariri istifa mektubunda ayrıca mevcut siyasi durumu tetikleyen kışkırtıcı isimler dışında uzmanlardan oluşan bir geçiş hükümeti kurulması için çabaladığını vurguladı. Ancak Cumhurbaşkanı Avn’ın, damadının da dahil olduğu bir siyasi hükümette ısrarından kaynaklanan engele takıldığının altını çizdi.
Hariri istifa etmesinin patlak veren iki krize çözüm bulma yolunda bir uzlaşıya varılmasına yardımcı olacak bir şok yaratacağına güveniyordu. Bu krizlerden birincisi; iki milyondan fazla Lübnanlının ülkeyi bu duruma getiren bütün politikacıların gitmesini istediklerini deklare ederek gösteriler yapması ve yolları kesmesinin yarattığı krizdi. Hariri bunun çözümünün en azından yeni dönemin temellerini atacak uzmanlardan oluşan bir hükümet olduğunu düşünüyor. İkincisi; çökmenin eşiğinde olan ekonomik durum ve CEDAR Konferansı’nda vaat edilen yardımların kaybedilmesinden duyulan korkunun yarattığı krizdi. Ancak buna rağmen, bazılarının istifa etmesini dış komplolara hizmet ettiği şeklinde sunmaya çalışması, bütün Lübnanlılar gibi Hariri’yi de şaşırttı.
Asıl ilginç olan Avn, Basil ve Özgür Yurtsever Hareketin, Başbakanın istifasının kendileri için süpriz olduğunu belirtmesi ve “bugün aniden geri çekilip bizi yalnız bırakan insanlarla karşı karşıyayız” açıklamasını yapmasıydı. Oysa Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, Hariri’nin istifa edeceğini biliyordu. Aynı şekilde Hizbullah da herkesin Hariri’nin istifa etmeye niyetli olduğunu bildiğini açıkça belirtti. Yani göstericilere karşı güç kullanıldığı ve kışkırtıcı isimleri içeren bir hükümette ısrar edildiği için bütün çözüm kapıları yüzüne kapanan Hariri’nin istifa edeceğini herkes biliyordu. Bu hiç kimse için süpriz değildi.
Gösteriler iki haftadır devam etmesine, ekonomik ve güvenlik endişeleri artmasına karşın Cumhurbaşkanı Avn’ın Hariri’ni istifasına karşı sanki normal koşullarda gerçekleşmiş gibi bir tutum benimsemesi birçokları için hayalkırıklığı oldu. Çarşamba günü resmi olarak istifayı kabul etmesini müteakip göreve gelişinin 3’üncü yıldönümü olan gelecek salı günü Lübnanlılara hitap edeceğini açıkladı. Yeni hükümetin kurulması için gereken görüşmelere gelecek hafta başlayacağını açıkladı. Bu da Hariri’nin istifasının ardından azıcık da olsa durulmuş olan ayaklanmanın yeniden alevlenmesine neden oldu.
Çarşamba günü yaptığı açıklamada Avn, temiz bir hükümetin kurulacağını açıkladı. İstifa etmiş olan hükümette tartışma konusu olan isimleri de içinde barındıran bir hükümet nasıl temiz olabilir? Hariri’nin siyasetin dışından uzmanlardan oluşan bir hükümet kurulması önerisi kabul edilmemişken nasıl bir temiz hükümet kurulacak? Sünni sokağı ile eski başbakanların Hariri’nin etrafında toplanmasından sonra hangi Sünni, Sünni sokağını karşısına almayı göz önüne alarak hükümeti kurmayı kabul edebilir ki?
Bu sorular bizleri kurulacak hükümetin tek renkli olacağı olasılığına götürüyor. Ancak bu tür bir hükümet, ülkede gittikçe yükselen devrimle yüzleşebilecek ve yaklaşan ekonomik çöküntüyü engellemesine yardımcı olacak uluslararası bir güç bulabilecek mi?
Hâlihazırda en büyük sorun belki de, Lübnan sokaklarını yakan devrim ateşini ele geçirme çabalarıdır. Lübnan halkı, ülkeyi yoksulluk ve ekonomik çöküşün eşiğine getiren, ülkeyi yağmalayan bütün liderlerin ve politikacıların gitmesini talep ederken Hizbullah ile birlikte Avn’cı akım, Hariri’yi ayaklanmadan faydalanmak için istifa etmekle suçlamakta tereddüt etmedi. Özellikle Hizbullah’ın kaleleri sayılan güneydeki Nebatiye, Sur, Kafr Rumman, Baalbek vd. şehirlerde görülen protesto gösterilerinden sonra kendisini dış güçlerin telkinleri ile istifa etmekle suçlamaktan kaçınmadı.
Öte yandan Özgür Yurtsever Hareket, her ne kadar liderlerine karşı olsa da ayaklanmanın manevi babası olduğunda ısrar ediyor. Sokaklardan yükselen ve genel olarak bütün politikacıları hedef alan sloganları görmezden gelerek reform ve yolsuzlukla mücadele sloganlarının kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Hatta bu devrimi kendi safındaymış gibi göstermek için yarın (Pazar günü) Baabda Sarayı’nda gösteri düzenleme çağrısı yaptı. Bu çabalarına karşılık Velid Canbolat: “Sokak gösterilerinden faydalanmaya hayır. Halk hareketini çalmaya ve kendi dar ve çıkarcı politik oyununa dahil etmeye çalışan her hareketi kınıyorum” diye konuştu.
Lübnan’ın kapısını çalan ekonomik iflası büyüten siyasi iflastan daha tehlikelisi;  halkın taleplerini yerine getirmemek için Lübnan’da hareketlerin ve sokakların karşı karşıya getirilmesidir. Lübnanlıları, dış güçlerin hesabına çalışanların oyunları ile tekrar iç savaşa sürüklemeye çalışılmasıdır.