Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Riyad anlaşması imzalandı peki şimdi ne olacak?

Uzun bir sancılı dönemden, Yemen’in içinden ve dışından sabotajcıların pek çok girişimlerinden sonra Yemen’in meşru hükümeti ile Güney Geçiş Konseyi arasındaki Riyad anlaşmasının imzalama töreni sonunda dün (salı) düzenlendi. Törene Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Yemen Devlet Başkanı Abdurabbu Mansur el-Hadi, Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nahyan katıldı.
Anlaşmanın tarafları olan Devlet Başkanı el-Hadi liderliğindeki hükümet ve Aidarus el-Zubeydi liderliğindeki Güney Geçiş Konseyi,  bu anlaşmaya uyarsa zaten büyük ve önemli olan anlaşma daha da büyük ve önemli olacak.
Hadimul Haremeyn Şerifeyn Kral Selman bin Abdulaziz’in açık yönlendirmesi, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın yakın takibi, Savunma Bakanı Yardımcısı Prens Halid bin Selman’ın titiz ve yoğun çabası ile Suudi Arabistan, Riyad anlaşmasının gerçekleşmesi için gücünün, güvenirliğinin ve kaynaklarının çoğunu kullandı.
Sabotajcıların ve tarafları anlaşmayı imzalamamaya teşvik edenlerin bütün çabaları boşuna gitti. Bunların başında da Husiler geliyordu. Bu beklenmedik bir şey değil. Ancak Husilerin yanısıra Riyad anlaşmasının imzalanmasından memnun olmayan başka bölgesel taraflar da vardı. Bununla sadece İran’ı değil aynı zamanda Katar’ı da kastediyoruz.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, anlaşmanın Riyad’da imzalanmasından sonra yaptığı konuşmada: “Bu anlaşma, siyasi çözüm ve ülkedeki savaşı sona erdirme yolunda bir adımdır”.
Veliaht Prens anlamı açık şu mesajı verdi: “Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Koalisyon ülkeleri askerleriyle birlikte şeref meydanında büyük fedakarlıklarda bulundu.” Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Zayed ise sosyal hesabından Suudi Arabistan’ın rolünü öven ve bütün Yemen’e barış, güvenlik ve kalkınma temenni eden bir paylaşım ile buna karşılık verdi.
BAE Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Karkaş da anlaşmayı “Kelimenin tam anlamıyla tarihi bir gün” olarak niteledi.
Güney Geçiş Konseyi Başkanı Aidarus el-Zubeydi, konseyin anlaşmayı Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın liderliğindeki Suudi Arabistan devletine güvendiği için imzaladığını ifade etti.
El-Zubeydi şunu da ekledi: “Bugünden itibaren askeri çabalar, Husi milislerle savaşmak için Sana’ya yönelecek ve oraya odaklanacak”.
Şarkul Avsat gazetesine konuşan Yemen Başbakanı Muin Abdulmelik, anlaşmayı ve Suudi Arabistan’ın oynadığı rolü övdü.
Peki bütün bunlar, İran ve takipçileri veya Müslüman Kardeşler ve bölgesel hamileri ya da Arap yarımadasında tarihi hassasiyetlere takıntılı bir devlet olsun bölgesel sabotaj çabalarına karşı dikkatli olmamak anlamına mı geliyor?
Anlaşmanın her an ve her gün korunması gerektiği kesin. Bu yüzden anlaşmanın bir parçası olarak Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyondan bir izleme komitesi oluşturulacak. Bana göre anlaşmayı yıkma ve bozma çabaları şu andan itibaren başladı.
Riyad anlaşması önemli maddeler içerdi. Bunlar:
Husi darbesini sona erdirmek için koalisyon liderliğinde çabaların birleştirilmesi.
El-Kaide ve DEAŞ örgütleri ile mücadele.
Ancak bana göre bu maddenin Riyad anlaşmasında yer alması özel bir hassasiyet teşkil ediyor o da: Kötü niyetli medya kampanyalarının durmasıdır.
Bu madde belki de Twitter’daki bazı fitneci ve kışkırtıcı tweetçiler için geçerli olur. Belki böylece susmayı tercih ederler. Zira onların susması bile bir kazançtır.