Rıdvan Seyyid
Lübnanlı akademisyen, siyasetçi- yazar Lübnan Üniversitesi'nde İslami ilimler profersörü
TT

​Milisler neden ulusal reformu kabul etmiyor?

Hizbullah Genel Sekreteri Nasrallah, Amiri ve Maliki gibi Irak’taki büyük İran yandaşlarının susturulmasından memnun değil. Zira o, herkesin öğretmeni ve rehberi.
Irak, Bahreyn, Filistin, Suriye ve Yemen arasında onun sadakatine başvuranlar var.
Hamaney, çoğu zaman da maddi veya manevi rehberlik için biat edilmiş bir Rehber.
Lübnan’daki ayaklanmanın başlamasından bu yana Hizbullah Genel Sekreteri, dört defa açıklama yaptı. Sonuncusu 11 Kasım Pazartesi akşamında gerçekleşti. Peki ne dedi? Neyin yapılıp neyin yapılmamasını istedi?
Her zaman öncelikli endişesinin istikrar olduğunu belirten Genel Sekreter, kaostan kaçınılması gerektiğini belirtti.
Bu nedenle hükümetin istifasını talep eden eylemcilere yanıt verilmesine de karşıydı.
Başbakan istifa ettiğinde kaygısı arttı, ardından boyun eğdi ve eylemcilerin taleplerine cevap verme hedefi taşıyan yeni hükümetin kurulma sürecini hızlandırma çağrısı yaptı!
Peygamberin doğumu kutlamaları da tamamen politikti. Öyle ki Ehl-i Beyt törenlerinin kutlanması Zeydilik geleneğiyle değil, Husilerin kutlamalarıyla bağlantılı.
Ehl-i Beyt’in, Saada’daki Ulu Cami’de bulunan İmam el-Hadi makamı dışında, Yemen’de makamı bulunmuyor. Bu makam ise, Yemen’deki Sufiler tarafından da kutlanan evliya türbeleri gibi kubbeli bir kabirdir.
Husiler, Velayet-i Fakih rejiminin kurulması sonrasında üretilen diğer gruplar gibi, Zeydilik ve Şiilik açısından da nevzuhur bir gruptur. İran’ın onları kendi emel ve arzuları için kullanması amacıyla dünyadaki Şiilerin radikalleştirilmesi gerekiyordu. Husi isyanından bu yana Zeydilik-12 İmam Şiiliği karışımı bir kültür yaygınlaştırılmaya çalışıldı. Ardından 2014 yılında Sünni bölgeler ele geçirildiğinde, 12 İmamcı Şia'nın evliyalık kültürünü Sünniler arasında ve Sünni camilerde yayma girişimleri ortaya koyuldu.
Husiler bunları yaparken, Sünni dindarlar öfkelendi ve protesto eylemleri başlattı, zira Husilerin eylemlerini nefret yayma ve Şiileştirme faaliyetleri olarak nitelediler.
Bu yıl Husiler, yeni bir hileye yöneldi. Öyle ki Sünnilere, Peygamberin doğum gününü kutlamak istediklerini söylediler. Bu çerçevede Husiler, tüccarları ve işçileri ödeme yapmaya zorladı!
Peki bu uzun ara sözün amacı ne? Çünkü Nasrallah ve Husiler, Yemen’de, Lübnan’da ve dünyadaki Müslüman kitleler arasında, sayıları ne kadar az olursa olsun kendilerinin dinin ve devletin mirasçıları olduklarını vurgulamak istedi. Nasrallah’ın Mevlid kutlamalarını Husilerle ilişkilendirme ısrarı arkasında ise başka bir mesele yatıyor. Bu ise, dini haklarının ötesine geçmiş durumda.
Velayet-i Fakih’i benimsemeyen Şiilere ve Şii olmayanlara Nasrallah, tam anlamıyla “Yemen’in konumunun direniş açısından çok çok önemli” olduğunu söyledi.
Burada iki yönlü bir mesaj çıkıyor; Nasrallah, İranlıları, içine düştükleri ekonomik kriz dolayısıyla Husilerden vazgeçmeyecekleri hususunda uyardı ve Araplara da “Biz, başta Yemen olmak üzere her yerde sizinle savaşmaya kararlıyız” mesajı gönderdi.
Burada Nasrallah’ın Lübnan hakkındaki sözlerine yönelelim. Kendisi, Lübnan’ı ABD’nin ve Batının kucağından kurtarıp Çin’in açık olan kucağına koyacak hayali çözümler sundu. Bir kaynağın belirttiği gibi Çin, buradaki insaflı adamdı.
Çin’in muazzam yetenekleri ve ABD ile husumeti göz önüne alındığında Çin çözümü, İran’ın sıkıca sarıldığı bir çözümdü. Daha sonra Nasrallah’ın sözleri “reformun imkansızlığı” ile sona erdi. Evet, reformun imkansızlığı…
Çünkü yolsuzluk hem güçlü hem de eski. Onunla mücadele ise donanıma ve zamana ihtiyaç duyar. Ve hükümet bunu hiçbir şekilde gerçekleştiremez.
Öyleyse “Ey eylemciler, göreviniz zor hatta imkansız. Sokaklardan ayrılın. Çin’e gidin. Ülkeleri ve halkları, Basil ve Hizbullah’ın inayetine çağırın. Şu ana kadarki inadına rağmen eğer isterse Hariri’yi de!”
Bu makale, din fıkhını ya da teolojiyi tartışmak üzere yazılmadı. Ancak bu durumda, İran’dan Lübnan’a kadar Şii milisler, reform yapmak ve insanların yaşamsal koşullarını iyileştirmek niçin istemiyor? Dini reform yapmak istemediklerini söylemekten ve Sünni reformistlerin yirminci yüzyılın başlarında Muhammed Abduh günlerinden bu yana takip ettiği medeni kurallara dikkati çekmekten de korkuyorum. Reforma karşı bu hırçınlığın sebebi ne?
Arap ve İslam toplumunun yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan gençleri ümitsizliğe düşürmenin sebebi ne?
Son 20 yılda İran yanlısı milisler, birçok Arap ve Müslüman ülkenin yaşamsal alanlarına hükmediyor.
2011 yılındaki ayaklanma, “İran müdahalesi, radikal akımların yükselişi, mevcut rejimlerin direnişi, isyancılar ve silah taşıyanlar arasındaki çatışmalar” gibi çeşitli nedenlerden dolayı bu hakimiyeti sarsmakta başarılı olamadı.
Lübnan’daki Genel Sekreteri, Irak’taki genel sekreterleri ve Devrim Muhafızları’nı rahatsız eden şey, toplumla ilgilenen siyasi sınıfların ve grupların iki ülkede kazanımlar elde etmesi oldu.
Bu grupların karşısındaki kesim ise tamamen yozlaşmış bir sınıftı. Bu yozlaşma ise İranlıların ve milislerin zayıflamasının bir parçasını oluşturdu.
Kendi ve partilerinin çıkarları için çalışan İranlı partizanları da içine alan yolsuzluk giderse, milislere yönelik yatırımlar da yok olacaktı ve nüfuzlarını yitireceklerdi. İkinci açıdan ise, Lübnan yargı sisteminde politikacılara yönelik suçlamalar, Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri’ye bağlı finansal hakimi, (bir düzine Sünni siyasetçiye çağrı yapıldıktan sonra) Cibran Basil’in grubunun bir üyesi olan Gümrük Genel Müdürünü huzuruna çağırıp, onu kamu parasını boşa harcamakla suçlamaya zorladı.
Yıllık Lübnan gümrükleri dört paya ayrılıyor: Basil’in payı, Berri’nin payı, Hizbullah’ın payı ve Lübnan Devletinin payı.
Uzmanlar, ülkenin vergi ve gümrük gelirlerinin dörtte üçünün yani Basil, Berri ve Hizbullah'ın toplam payının 2 milyar ve 700 milyon dolar olduğunu tahmin ediyor.
Yani bu durum, Nasrallah’ın yalnızca müttefiki Berri’yi değil, kendisini de korumak istediği ve limanları, havaalanını ve Lübnan’ın Suriye sınırını da kontrol etmek istediği anlamına geliyor.