Rıdvan Seyyid
Lübnanlı akademisyen, siyasetçi- yazar Lübnan Üniversitesi'nde İslami ilimler profersörü
TT

Lübnan’da diğerine sırtını dönen kim?

Lübnan’ın istifa eden Başbakanı Saad Hariri, ülkede yeni hükümeti kurma görevini istemediğini açıkladı. Cumhurbaşkanı, anayasa uyarınca, yapılan meclis istişareleri çağrısı hususunda göreve başka birini atama önerisinde bulundu. Bu durum, halkın Lübnan’ın farklı bölgelerinde sokaklara inmesinden 40 gün sonra yaşandı. Hariri, protestoların ardından sokağın taleplerine yanıt olarak istifa ettiğini duyurdu. O günden bu yana mevcut hükümetteki siyasi taraflar, Hariri’yi eşit koşullar altında yeniden bu göreve atamak için kendisiyle pazarlık etmeye başladı. Bu partilerin güçlü yönleri, üç yıl önceki uzlaşıda ortak olmaları ve birlikte iki hükümet kurmalarıydı. Lübnanlılar ise “ettiklerini bulsunlar” yaklaşımına yöneldi.
Cumhurbaşkanı, Saad Hariri ile hükümeti kurma konusunda anlaşma sağlanmadan anayasa uyarınca meclis istişareleri çağrısı yapmayacağını açıkladı. Nihayetinde bu partiler, halkı yeni hükümeti kurma sürecindeki taleplerini kabul etmeye ikna etmek için Saad Hariri’nin sempati duyduğu ve bu yüzden istifa ettiği halk hareketiyle münakaşaya girebilir hale geldi. Ancak bu düzeye, Hariri’nin üçüncü bir hükümete başkanlık etmek istemediği kavrandıktan sonra ulaşıldı!
Yaşanan ilk şok, Hasan Nasrallah’ın halka yaptığı konuşmalarında istifa etmemesi ya da son zamanlarda olduğu gibi yandaşlarının sokaklara ineceği uyarısına rağmen Hariri’nin istifayı tercih etmesi oldu. Çünkü Hariri’nin “yalnızca uzmanlardan oluşan bağımsız bir hükümet olmadıkça başkanlığı kabul etmediğini” söylediğinde bu ifadelere çok fazla kulak asmamışlardı. Öyle ki Cibran Basil de yanına giderek “Saad Hariri ve Cibran Basil de dahil, teknokratlardan ve politikacılardan oluşan karma bir hükümet” veya “Basil’in de Hariri’nin de olmadığı ama Saad Hariri tarafından desteklenen bir hükümet” hususlarında Hariri ile pazarlık etmişti.
Basil ve Hariri görüşmesi sonrasında Hasan Halil ve Ali Hasan Halil de Hariri ile Cibran Basil’in yer almayacağı, azınlığın politikacılardan, çoğunluğun ise teknokratlardan oluşacağı bir teknokrat-siyasi hükümet hususunda hükümeti kuracak isim hakkında görüşme yaptı. Saad Hariri’nin fikir birliğine vardığı şey, durumun Nebih Berri’nin öfkesine neden olduğu ve halen kendisini desteklediğiydi. Daha sonra Hariri’nin Sünniler içerisinde kabul ettiği bir başka isim üzerinde pazarlıklara giriştiler. Saad Hariri tarafından uzlaşı sağlanan isim Muhammed es-Safadi’ydi. Ancak eski başbakanlar ve aynı şekilde sokaklar, bu isme karşı çıktılar. Hariri dışında kimsenin sokakların ve uluslararası toplumdaki Lübnan ortaklarının desteğini bir araya toplayamadığı anlaşıldığında “4 politikacı ve 16 teknokrat” çerçevesindeki asgari şartlara geri dönüldü. Birlikte hiçbir sonuca ulaşılamayacağı ve krizin parayı, ekonomiyi, bankaları ve şirketleri zora soktuğu ortaya çıktığında da açıklığa geri dönüldü. Bu çerçevede Hariri, diğer tarafların “durumun ciddiyetinin farkında olmadığını, kriz koşullarında bir hükümet kurulamayacağı ve devrim taleplerinin karşılanamayacağı hususlarında bir inkar haline girdiğini” söyledi. Bu nedenle de hükümeti kurma sürecinden uzak olduğunu açıkladı. Peki, Hariri neden teknokratlar hükümetinde ısrar ederken diğerleri ise ortaklık üzerinde ısrar ediyor ve biraz uzaklaşmayı kabul etmiyor?
Son günlerde Saad Hariri’nin sert tavrına ilişkin bazı söylentiler yayıldı. Bazı partizan taraflar, bunun nedeninin enternasyonalistlerin Hizbullah’ın ve bilinen yolsuzların hükümetten azledilmesi ısrarından kaynaklandığını belirtti. Enternasyonalistler, Fransızlar ve İngilizler bu durumu yalanladı. ABD Başkanı, ülkenin bağımsızlık yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Avn ile görüşme gerçekleştirerek kendisini hızlı bir şekilde yeni hükümeti kurmaya çağırdı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından iki öneri ortaya koyuldu. Uluslararası danışmanlar, büyük Lübnan bankalarının güven derecelerinin düşürüldüğünü duyurdu. Tüm bu taraflar, halkın taleplerine cevap veren bir hükümet kurma sürecini hızlandırma gereği üzerinde bir oldu. ABD’liler, İngilizler ve Fransızlar, Paris’te farklı söylemlerle Lübnan hakkında istişarelerde bulundu. İngilizler, Beyrut’a temsilci gönderdi. Saad Hariri’nin başkanlığına destek veren tüm bu taraflar, en önemli konunun halk tarafından kabul edilebilir ve uluslararası toplumda güven sağlayabilen bir hükümetin kurulması olduğuna dikkat çekti. Rusya’nın Beyrut Büyükelçisi, ülkesinin Lübnan’ın yanında olduğunu ve öyle de kalacağını ifade etti! Hariri’nin teknokratlar hükümeti istemesi dışında tüm taraflar, hükümette Hariri’nin olmasını istediklerini belirtti. Peki, neden son 3 yıldır olanlar gibi şartların yarısı bile geçerli değil? Durum bu. Hariri, Bakan Basil nedeniyle çok acı çekti ve hakem olarak da Cumhurbaşkanı’na güvendi!
Diğer tarafa dönelim… Nasrallah, İran’da, Irak’ta ve Lübnan’da yaşananlar nedeniyle şaşkın halde. Lübnan’daki statükonun korunmasını tercih ediyor. Hariri’nin istifası sonrasında ise bu imkansız hale geldi. Her ne pahasına olursa olsun hükümet dışında kalmak istemiyor. Elinde başka Sünni isimler de var. Ancak hiçbirisi halk içerisinde ve uluslararası toplumda güvene sahip değil. Durumu gerçekte zorlaştıran, dönem ve Cibran Basildir. Basil’in Hristiyanlar arasında popülaritesi çöktü ve ellerinde Hizbullah’tan başkası kalmadı. Bu nedenle mecliste bir buçuk yıl önce seçilmiş en büyük blok olarak hükümet dışında olmalarını düşünmek korkunç bir durum!
Peki, şu an neler oluyor? Herkes, özellikle de Sünni toplum Hariri hususunda umutsuz. Ancak Cumhurbaşkanı ve Hizbullah, şu an başka bir tarafa gitmek zorunda. Cumhurbaşkanı, bu hafta istişarelerin başladığını ilan edebilir. İstişarelerde de 65 veya 66 Avn ve Nasrallah yandaşının desteğini alan bir milletvekili ortaya çıkabilir. Ama hükümet kurulamayacak. Çünkü Hariri ve yeni-eski müttefikleri olan Caca ve Canbolat, bu hükümete dahil olmayacak. Tek renkli bir hükümet ise ne ülkenin içinde ne de dışında başarı sağlayabilecek. Ancak büyük olasılıkla kimse çoğunluğa ulaşamayacak. Mevcut hükümet, yani iş çevirme hükümeti durgunluk yaşamaya devam edecek!
Uluslararası ve küresel finansal aktörler (Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu (IMF), danışma kurumları), Lübnan’ın tanık olduğu ekonomik ve finansal krizin hükümetin kurulup kurulamayacağı meselesinden bağımsız bir rotası olduğu ve durumun çöküşe doğru ilerlediği sinyali verdi. Nihayetinde vatandaşlar arasında banka hesaplarına yönelik bir panik ve ticaretle uğraşanlar arasında da para transferi hususunda bir endişe baş gösterdi. Kimsenin elinde ise çöküşü durdurabilecek veya kalkınma sağlayabilecek bir plan yok.
Saad Hariri özür diledi. Gösteriler devam ediyor. Piyasalar son derece sert. Şii ikilisi (Hizbullah ve Emel Hareketi) eylemcileri provoke etmeye başladı. İflas ve çöküş uyarıları, yetkililerin kulaklarını ve bir öngörüleri olmaksızın görüşlerini ele geçirdi. Özgür Yurtsever Hareket, halka 30 yıl önceki yolsuzluk dışında bir açıklama yapmadı. Ancak onlar, kurdun Yusuf’un kanına girmediği gibi masum! Diğerine sırtını dönen kim? Hariri mi onlara sırtını döndü, onlar mı Hariri’ye? Yoksa halk hareketi herkese mi?!