Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Vaizler dokunulmaz ve eleştirilemezler mi?

Son yazıda genç Mısırlı sunucu ve ünlü oyuncu Şerif Münir’in kızı Esma Şeref Münir’in, merhum Şeyh (yıldız) Muhammed Mütvelli eş-Şeravi hakkında yaptığı eleştirel bir yorumdan dolayı maruz kaldığı kampanyadan bahsetmiştik.
Milletvekilleri, din adamları ve birçokları eş-Şeravi’nin avukatlığını üstlendi. Dini ve tarihi semboller olarak tanımladıkları kişilere hakareti suç kabul eden bir yasanın çıkarılması talebi yenilendi.
Açıkçası Şeyh eş-Şeravi’nin ismi, kendisinin kamusal alanda yıldızının yükselmesinden bu yana ilk kez buna benzer bir medya ve siyaset fırtınası estirmiyor. Eş-Şeravi’nin yıldızının yükselmesinin nedeni, medyanın kendisi, ünlü televizyon programı “Nur Üstüne Nur”, dikkat çekici bir beden dilinin de eşlik ettiği halk dili tadında dini vaaz veren özel ve farklı üslubuydu. Eş-Şeravi, Kur’an tefsirini bunun için bir araç olarak kullandı. Bu bağlamda, kendisinin Arap dilinde geniş bilgi sahibi, büyük bir uzman olduğunu belirtmeliyiz. Bu yüzden Kahire Arap Dili Akademisi onu üyesi seçmişti. Üniversitede Arap dilinde tam olarak da Belagat ilminde uzmanlaşmıştı.
Eş-Şeravi’nin çok erken bir dönemde Müslüman Kardeşler örgütünden ayrılmış olduğu doğru. Fakat sosyal ve dini seçimleri, Mısırlı laik seçkinler tarafından hep tartışıldı ve eleştirildi. Bu yüzden Tevfik el-Hakim, Yusuf İdris, Zeki Necip Mahmud gibi Mısır kültürünün yıldızları onunla hep tartıştılar. Ama sonunda hepsi de popüler ve kitlelerin şeyhi ile tartışmayı bırakmayı seçtiler. Belki de güvenlikleri ve selametleri için.
Mısır’da eş-Şeravi’nin tartışma yaratan çabalarından biri de, bazı Mısırlı kadın oyuncuların tövbe etmek için ona akın etmesiydi.
Şeyh eş-Şeravi’nin, televizyoncu vaizlerin öncüsü olduğunu söyleyebiliriz. Eş-Şeravi deneyimi; kendinden sonraki Müslüman Kardeşlere ya da dini akımlara üye genç kuşaklara, dini söylemi teatral hale getirmeleri, televizyonlaştırmaları, halka yeni bir etkileşim düzeyinde sunmaları için ilham verdi. Fakat bu yeni vaiz versiyonu, eş-Şeravi ya da Müslümanların birinci hatibi Abdulhamid el-Kişk versiyonundan farklıydı. Bu arada bu televizyon vaizlerinin, benimsedikleri metot ve üslubu temel olarak Jimmy Swaggart vb. ABD’li papazlardan almış olduklarını da belirtelim.
Mısır’da Amr Khaled gibi medyada yeni nesil davetçiler olarak bilinen birçok genç, yeni bir formda vaazcı bir televizyon dili benimsediler. Sonra bir adım daha atıp sosyal medya vaizleri oldular. Ancak bunların bilgisi, muhterem Ezher Şeyhi eş-Şeravi’mnin ilmi ve hitabeti ile hiçbir şekilde karşılaştırılamaz.
Bugün, eş-Şeravi yahut ‘Davetçilerin İmamı’nın (aynı zamanda hayatını konu alan televizyon dizisinin adı) sembolizmini savunanlar ve kendisini eleştirenlere karşı duranlar, akla önemli bir soruyu getiriyor. Vaizler, genel ve siyasi meselelere ilişkin tartışmaların merkezinde yer alsalar dahi dokunulmazlığa sahip olup eleştirilemezler mi?
Bu bana bazı Lübnanlı oyuncuların Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın kişiliğini -haşa eş-Şeravi’yi ona benzetmiyorum- komedi tarzında eleştirdiklerinde maruz kaldıkları büyük medya ve halk kampanyasını hatırlattı. Bu kampanyanın gerekçesi de dini kişiliklerin korunması gerektiğiydi. Oysa Nasrallah, yüksek makam sahibi evliyaullahlardan biri değil, etkin bir siyasetçi!
Allah, Şeyh Muhammed Mütvelli eş-Şeravi’ye rahmet, bizlere de merhamet etsin.