Sudan’da bugün, halk devriminin birinci yıldönümünde yapılan kutlamalar semboliktir. Çünkü bu devrimin aşamaları arasında, unutulmaması ve hafızalardan silinmemesi için ihya edilmeyi hak eden pek çok aşama bulunuyor. Ömer el-Beşir rejimi ve İslamcılar, aralık ayında devrim başladığında hatta 11 Nisan’da rejimin başı devrildiğinden bile devrilmedi.
Devrim, el-Beşir’in uzaklaştırılmasından sonra “yavaş iniş” senaryosunu devreye sokmak, bu senaryonun başarısız olmasından sonra aşırı baskı ve güce başvurmak gibi komplolarla pek çok kez başarısızlığa uğratılmaya çalışıldı. Bunun en büyük örneği, 3 Haziran’da oturma eylemlerini dağıtma girişimi sırasında yaşanan katliamdı.
Bu katliamda, halk devrimleri ile dolu Sudan tarihindeki en çirkin uygulamalara tanık olundu.
Bana göre, devrimin yoluna devam etmesi için canlarını feda edenlere saygı adına söz konusu katliamı anmak, bu ayda yapılan anmalardan daha önemlidir.
Çünkü bu kişilerin fedakarlıkları sayesinde, değişimi dayatan, Anayasal Bildiri’nin imzalanmasının önünü açan, Egemenlik Konseyi’nin oluşturulması, Dr. Abdullah Hamduk hükümetinin göreve başlamasını sağlayan dönüm noktası olan 30 Haziran’daki “Milyonluk gösteriler” aşamasına ulaşıldı.
Kutlamalar ne kadar önemli ve sembolik olsa da devrim daha amacına ulaşmış değil.
Henüz zorlu ve çok sayıda engelleri olan geçiş döneminde. Bu dönemi aşabilmek için, baskıcı ekonomik ve yaşam koşullarından muzdarip olan halkın oldukça sabırlı olması gerekiyor.
Eski Devlet Başkanının destekçilerinin, kimi zaman hükümet hakkında şüphelere yol açarak, kimi zamanda sosyal medyada söylentiler yayarak mevcut durumu sarsma girişimlerine karşı uyanık olmak gerekiyor.
Kuşkusuz bu destekçiler, ellerine fırsat geçtiğinde şiddete başvurmaktan da kaçınmayacaklardır.
Ömer el-Beşir ve İslamcıların 30 yıl süren iktidarlarına katlanan Sudanlılar şu ana kadar geçiş hükümetine karşı da sabırlı olmaya hazırlarmış gibi görünüyorlar. Nitekim, bu kadar kısa sürede yaptıkları ve başarılarına yönelik takdirlerinin bir ifadesi olarak “Teşekkürler Hamduk” sloganını kullanmaları da bunu kanıtlıyor.
Sudanlılar, eski rejimin 30 yıllık iktidarı boyunca gerçekleştirdiği yıkımın, hükümetin göreve başlamasından bu yana geçen 3 ay gibi kısa bir sürede hatta görev yapacağı 3 yıl içinde bile onarılmasının mümkün olmadığını biliyorlar.
Buna karşın, hükümetin de bazı revizyonlara ihtiyacı var. Çünkü hükümette görev alan birkaç bakan, yavaşlığa tahammülü olmayan karmaşık sorunlar ile başa çıkma yeteneğine sahip olduklarını halka kanıtlayamadılar.
Bunun yanısıra Darfur, Güney Kordofan ve Mavi Nil’deki silahlı hareketler ile imzalanması umut edilen barış antlaşmalar da bazı değişimleri yapılmasını gerekli kılacak.
Yürütme ve yasama kanadı ile geçiş hükümeti, bu kez Sudan’ın tamamını kaplayan devrimin taleplerini yerine getirmek için barış meselesine, önceliklerinin başında yer veriyor. Çünkü hükümet, barış olmadan istikrar ve kalkınmanın gerçekleşmeyeceğini idrak ediyor.
Herhangi bir demokrasi deneyiminin, geçmişteki üç demokrasi deneyiminin başarısız olmasına katkıda bulunan sarsıntıların aynısına maruz kalacağı gerçeğini kavrıyor. Fakat, ne yazık ki silahlı hareketler şu ana kadar halk devriminin ruhunu benimseyemediler.
Devrim lokomotifine, herkese yeten ve sorunlarını çözmek için herkesin katkısına ihtiyacı olan yeni demokratik Sudan’a ulaşmak için devrimi başarıya ulaştırma çabalarına katılmıyorlar.
Bunun yerine, baskı yapıp taleplerinin çıtasını yükseltmek gibi eski müzakare yöntemlerini benimseme yoluna gidiyorlar.
Dışlama ve izolasyondan bahsedenler, başkent Hartum dahil Sudan’ın tamamının dışlanmaya maruz kalmış bölgelerden oluştuğunu, bu aşamada kapsamlı bir yeniden inşa ve bütün bölgelere uzanan gerçek bir kalkınmaya ihtiyaç olduğunu unutuyorlar.
Sözgelimi, Devrimci Cephe’nin bu hafta içerisinde Cuba’da düzenlenen barış müzakarelerine, Aralık Devrimi’nin itici gücü olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nden (ÖDBG) bir heyetin katılımına karşı çıkması oldukça şaşırtıcıydı.
Devrimci Cephe’nin gerekçesi, ÖDBG’nin hükümet heyetinin varlığının ışığında “yasal bir tanıma” sahip olmadığıydı. Bu gerçekten de ilginç bir gerekçeydi. Meşruiyetini, taleplerini ve şikayetlerini sunmak için otorite ve yönetime karşı sarılmış oldukları silahtan alan silahlı hareketlerin, kendi bölgeleri de dahil bütün Sudan’ı kapsayan devrimden meşruiyet alan ÖDBG’nin meşru saymamaları çok ilginç.
Özgürlük, barış ve adalet sloganının, somut bir gerçekliğe dönüşmesi için çalışan, insanların beklentilerini dillendiren, geçmiş deneyimlerden daha güçlü yeni bir demokratik rejim tesis etmeye çalışan ÖDGB’nin meşruiyetini tanımamaları anlaşılması zor bir gerekçeydi.
Silahlı hareketlerin eski rejime karşı direnişteki rolünü hiç kimse inkar etmiyor. Fakat, bana sorarsanız, Sudan’ın sorunlarını kapsamlı bir şekilde ele almak için, Devrimci Cephe ve diğer silahlı hareketler, kendilerini geniş anlamda ÖDGB’nin, Aralık Devrimi ve taleplerinin bir parçası olarak görselerdi daha iyi olurdu.
Barış meselesini çözmek, geçiş hükümetine, diğer büyük sınavı olan boğucu ekonomik ve yaşam koşulları kriziyle başa çıkmakta yardımcı olacaktır. İşbaşına geldiklerinden bu yana Hamduk ve ekonomi takımı, eski rejimin hazineyi boş ve ekonomiyi tamamen yıkılmış bir şekilde bırakmasından dolayı ülkeyi içine düştüğü darboğazdan çıkarmak için büyük çabalar harcadı.
Görüşülmesi gereken bütçeye fon sağlamak, Sudan’ın adının terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarılması, borçlarının silinmesi, yurtdışından hibe ve kredi almanın önünün açılması için her yönde harekete geçti.
Nitekim bu ay düzenlenen, Fransa ve İsveç’te iki turu daha düzenlenecek olan Sudan’ın Dostları Konferansı’ndan sonra bu alanda dikkat çekici bir ilerleme kaydetti.
Sudan hükümeti en çok da gelecek nisan ayında düzenlenmesi beklenen bağışçılar konferansına güveniyor.
Dış hibeler ve yardımlar, Sudan’ın mevcut krizinden çıkması için bir pencere açsa da büyük ekonomik krizine çözüm olmayacaktır.
Çözüm; iç reform, tarım sektörünün canlandırılması, devletin maden faaliyetlerine el koyması, vergi ve gümrük sisteminin reforme edilmesi, gurbetçi Sudanlıları, kendilerine kolaylıklar sunacak ve dev para transferlerini cezbedecek resmi bir para sistemi ile ülkelerine yatırım yapmaya teşvik etmek gibi kendi kaynaklarına güvenmektir.
Ekonomiyle ilişkili diğer sorunlar, eski rejimin kalıntıları ve siyasi bir akım olarak İslamcılarla başa çıkmak, eski rejimin liderlerinin yargılanması ve medya gibi gelecek yazıda daha geniş bir şekilde ele alınması gereken başka sorunlar da var.
Fakat, devrimin birinci yıldönümünde yazıyı şu sözlerle bitireceğim; ülkeyi güvenli bir limana ulaştırma sorumluluğu sadece hükümete ait değildir. Devrimin ortaya çıkardığı seferberlik halinin devam etmesi, insanların politik tartışmalar aşamasından çalışma ve inşa etme aşamasına geçmesi gerekiyor.
Devam edecek...
TT
Sudan: Yıldönümünde devrimin rotasını çizmek
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة