Yeni yılın başlamasıyla üçüncü ayına giren Lübnan’daki halk hareketi, yönetimin taleplerini görmezden gelmesi üzerine bir tıkanıklık yaşıyor. Diğer yandan Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani ile Haşdi Şabi güçleri Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi Mühendis’in öldürülmesinin Lübnan’a da yansımaları olması bekleniyor. İran’ın bölgedeki en önemli uzantısı olan Hizbullah’ın siyasetteki etkinliği ile bu konu ülke gündemine taşınmış durumda.
Halk tarafından siyasetin adeta şeytanlaştırıldığı bu günlerde ülkenin mevcut politik denklemini oluşturan 14 Mart Devrimi’ni hatırlamakta fayda var. Böylelikle o günlerden 17 Ekim İntifadası için bazı dersler çıkarmamız mümkün olabilir.
17 Ekim İntifadası temelde ülkedeki ekonomik krizin bir yansıması olarak başladı. Halk hareketine katılanların ortak şikâyeti yaşam koşullarının zorlaşmış olmasıydı. Bununla birlikte meselenin siyasi boyutu da son derece önemliydi. Halk, ülkenin yönetiliş biçimine, mezhep kotalarına dayalı mevcut sisteme ve siyasilerin ülke kaynaklarını ittifak halinde yağmalamalarına itiraz ediyordu.
Ülkedeki ekonomik krizin aşılabilmesi için Batı ve Arap ülkelerinin finansal desteği büyük önem teşkil ediyor. Lübnan’a mali destek verecek olan ülkeler her ne kadar reformların gerçekleşmesinin ve yolsuzluğa son verilerek sağlıklı bir hükümetin oluşturulmasının gerekliliğini ön şart olarak öne sürse de herkes meselenin daha derin siyasi nedenleri olduğunu biliyor. Lübnan’a destek vermesi muhtemel ülkeler, Hizbullah’ın siyasetteki egemenliği son bulmadıkça bunu gerçekleştirmeyecektir.
Bağdat’ta Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Tahran ve Washington ile yaşanan kriz zirveye ulaşmış durumda. Dünyada nefesler tutulmuş ve İran’ın yanıtı bekleniyor. Bu arada Lübnan’daki politikacılar hükümeti kurmakla teselli bulmuş gibi. Sanki büyülü bir çözüm bulmuşlar, Lübnanlıları ve dünyayı ikna edeceklerini düşünüyorlar. Bağımsız bir hükümet olduğunu iddia etseler de herkes hükümetin arkasında hangi güçlerin olduğunu biliyor. Hizbullah’ın etkin olduğu hükümetler yönetimde olduğu sürece uluslararası tutum değişmeyecektir. Peki, bu durumda Lübnan bu krizin içinden nasıl çıkabilir? ‘Halk hareketi’ krizin aşılabilmesi için nasıl bir rol üstlenebilir?
Belki de önce yakın geçmişe dönüp dersler çıkarmalıyız. İkinci olarak da 17 Ekim İntifadası’nın gidişatı ile benimsediği bazı kavramları düzeltmeliyiz. Yakın geçmiş derken Lübnan siyasetindeki dönüm noktalarından olan 14 Mart 2005’teki halk devrimini kast ediyoruz.
14 Mart Devrimi bir dönüm noktasıydı çünkü onlarca yıldır süren Suriye işgalinin sonunu getiren olaylar dizisinin sonucunu temsil ediyordu. Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin suikasta uğramasının ardından başlayan ve milyonların katıldığı halk intifadası ile gelen uluslararası destek sonucunda Suriye ordusu Lübnan’ı terk etmek zorunda kaldı. Bununla birlikte, bu büyük başarıya rağmen siyasi sınıf ülkeyi yeni bir devlet inşası aşamasına taşıyamadı. Bir kez daha mezhep merkezli dar anlayış ve partizan çıkarlar, vatani birlikteliğin önüne geçti. 14 Mart Hareketi, üç tehlikeli aşamada misyonunu kaybetme noktasına sürüklendi. Böylelikle halkın eline geçen nadir tarihi fırsat, tabiri caizse katledilmiş oldu.
İlk aşama, hareket liderlerinin ve sembol isimlerine düzenlenen suikastlardı. İkinci aşama, ülkedeki Hristiyan bileşenlerin Cumhurbaşkanı Emil Lahud’un görevinden ayrılmamasında ısrarcı olmaları ve daha sonra Özgür Yurtsever Hareket aracılığıyla Hizbullah’la bir anlaşma imzalayarak ölümcül bir hata yapmalarıydı. Üçüncü aşama ise Direniş Ekseni ile yapılan bir dizi anlaşma vasıtasıyla hareketin kendini tasfiye etmesiydi. Bu anlaşmalar önce Süleyman Frenciye’nin cumhurbaşkanı olarak önerilmesi, ardından Mişel Avn’ın cumhurbaşkanı olmasıyla başladı. Hizbullah’ın ve müttefiklerinin talepleri doğrultusunda bir seçim kanunu çıkarılması, onları ilk seçimde başa getirdi. Daha sonra kritik bir hata yapılarak son hükümet kabul edildi ve böylelikle Hizbullah cumhurbaşkanlığını, meclis başkanlığını ve yürütmeyi ele geçirmiş oldu.
Sorun şu ki bu anlaşmalar aslında anlaşma sayılamaz. Yani bu ‘uzlaşı girişimleri’ iki tarafın da kazanımlarının olduğu anlamına gelmiyordu. Daha çok ‘kuşu kafeste tutmak’ gibi bir şeydi. Hizbullah 14 Mart Hareketi’nden geriye kalanları şeklen yönetimde tutarak kendini bölgesel tehlikelere karşı korumuş oldu. Bu realite yolsuzluk konusunda ikincil bir paylaşım ağı olmadığı anlamına gelmez. Kamu malına yönelik yolsuzlukta hiç olmadığı kadar ileri gidildi.
Yukarıda bahsettiğimiz üç aşamanın ortak noktası, güce boyun eğme ve ülkenin gelişiminin önündeki esas engeli itiraf etmemektir. Bu engel, paralel bir yönetim olarak Hizbullah’ın karar mekanizmasına egemenliğidir ve bu durumun ekonomi, toplum ve güvenlik üzerinde yıkıcı etkileri olmasıdır.
Mevcut halk intifadasına gelince… Kuşkusuz bu da tarihi bir andır ve hepimiz bu anı sadece sosyoekonomik krizden kurtulmak için değil, aynı zamanda devleti yeniden inşa etmek için kullanmalıyız. Halk hareketinin bütün talepleri; yani yolsuzlukla mücadele edilmesi, erken seçimlere gidilmesi, çalınan kaynakların geri getirilmesi ve uzmanlar hükümetinin kurulması meşrudur. Ancak siyaseti tümüyle şeytanlaştırmak ve bütün siyasetçilerden nefret etmek bize çok şey kazandırmaz. Öncelikle Lübnan’ın temel sorunun hükümetin yokluğu değil, devletin yokluğu olduğunun bilincine varmalıyız. İkinci olarak, yönetimde yer aldı diye bütün siyasetçileri bir anda yok sayamayız. Yani halk hareketindeki ‘hepsi, yani hepsi gidecek’ sloganı çok da sağlıklı değil. Aydınlık bir Lübnan özlemi duyan şahsiyetlerden oluşan yeni bir cephe zorunludur. Böylelikle Batı ve Arap ülkelerine dengeli bir cephe oluşturulduğu ve siyasette etkin olduğu gösterilirse beklenen destekler gelebilir.
Bölgedeki dengelerin değiştiği bu günlerde iç siyasette de dengelerin değişmesi zorunlu görünüyor. Yeni hükümetin oluşturulmasındaki yöntemlerin dışında yeni bir devlet oluşturmak için çaba sarf etmeli. Yani yarım değil, tam bir devlet oluşturmak için. Halk hareketi de siyaseti şeytanlaştırmaktan bir an önce vazgeçmeli.
TT
Siyaseti şeytanlaştırmanın sakıncaları ve 14 Mart dersleri
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة