Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

​Halife Hafter doğru olanı yaptı

Libya Ulusal Ordusu komutanı General Halife Hafter, Moskova Anlaşması’na imza atmayarak doğru olanı yaptı.
Türkiye destekli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es Serrac’la ‘ateşkes anlaşması’ için masaya oturan Hafter, bu anlaşmanın Trablus’ta zayıflayan güçlerini toparlamak için zaman kazanmak isteyen Serrac hükümeti tarafından bir aldatma girişimi olduğunun farkına vardı. Nitekim Libya Ulusal Ordusu (LUO) son zamanlarda, hükümete bağlı güçlere askeri alanlarda ağır mağlubiyetler yaşatmıştı.
Tuhaf olan hususlardan biri de; Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin Libya’nın geleceğini ilgilendiren müzakerelerde arabulucu rolüne soyunmasıydı. Erdoğan son açıklamalarında, Türkiye’nin ateşkes çağrısındaki rolünü reddeden Halife Hafter’e sert bir ders verileceği tehdidinde bulunmuştu. Dolayısıyla Türkiye’nin Libya’daki rolü ancak düşmanca bir tutum olarak değerlendirilebilirdi
Libyalı vatanseverler, özetle şunları istemektedir; gerçek bir Libya devletinin oluşturulması, dış güçlerin ülkeden çıkarılması, silahların devlet elinde toplanması, Türkiye-Katar-Müslüman Kardeşler çizgisinden uzaklaşılması ve Avrupa Birliği’nin özellikle İtalya’nın Libya’nın zenginliklerini ele geçirmeyi hedefleyen projelerinin reddedilmesi.
Halife Hafter liderliğindeki LUO’nun pozisyonunun oldukça güçlü olduğu söylenebilir. Askeri birlikleri Başkent Trablus’un etrafını kuşatmış, stratejik şehirlerden Sirte’yi ele geçirmiş durumda. Ayrıca LUO birçok ülkenin Libya’ya müdahale gerekçesini oluşturan petrol bölgelerinde de hâkimiyet sağlayabildi. Halife Hafter’in ateşkes anlaşmasına imza atmadan Moskova’dan geri dönmesinin ardından LUO’dan yapılan açıklamada; ‘’Hazırız ve zafer savaşını sürdüreceğiz’’ denildi.
Serrac’ın ve Müslüman Kardeşler çizgisindeki hükümetinin Moskova’nın önerdiği ‘ateşkes anlaşmasını’ imzalamakta ısrarcı olmasının nedenini LUO askeri yetkilisi Halid Mahcub açıkladı. Alarabiya’ya demeç veren Mahcub, “Hükümet tarafı, artık sona yaklaştıklarını görerek diyalog ve siyasi çözüm çağrısı yaptı. Kazandığımız nice zafer ve bütün bu emeklerden sonra onların şartlarıyla ateşkes imzalamayı reddediyoruz. Kazananlar şartları dayatır, mağlup olanlar değil’’ diye konuştu.
Libya'da siyasi bir çözüme destek olduğunu açıklayan ve bunun önümüzdeki Pazar günü düzenlenecek Uluslararası Berlin Libya Konferansı'nda gerçekleşmesini uman Fransa dahi, bu gerçekliği dikkate alıyor. Arabiya’ya açıklamada bulunan üst düzey bir Fransız yetkili, ‘’Ateşkes anlaşması yapılırken, LUO’nun Libya topraklarının çoğunda hâkimiyet kurduğu gerçeğini dikkate almalıyız’’ dedi.
Berlin Konferansı’na çok az bir süre kaldı. Almanya konferansa, Rusya, Türkiye, İtalya, Fransa, ABD ve Çin'i davet etti. Arap ülkelerinden ise, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Cezayir davet edilirken, Tunus listede yer almadı.
Bu konferans Libya'nın ulusal taleplerini karşılayabilecek mi? sahadaki gerçekler dikkate alınacak mı?
Libya’daki nihai zaferi engelleme girişimleri bana Yemen’i hatırlattı. Hudeyde şehrini ele geçirmek üzere olan koalisyon güçleri, Husiler ile Stockholm Anlaşması’na imza atmış ve bu fırsatı kaçırmıştı. Mümin aynı delikten iki defa ısırılmaz.