İkinci Dünya Savaşı, Nazi Almanya’sı, İtalya ve Japonya liderliğindeki Mihver devletleri ile İngiltere, Fransa, ABD ve Sovyetler Birliği önderliğindeki İttifak devletleri arasında yaşandı. Faşist Nazi rüyası ile demokrasiye dayanma girişimi arasındaki bu korkunç savaşta ülkeler harap oldu, şehirler büyük bir yıkıma uğradı. Savaşın en yıkıcı etkileri, bozguncu Almanya ve Japonya’da yaşanmıştı. Savaşın üzerinden 15 yıl geçtiğinde mütevazı bir deri çanta ile Almanya’ya ziyaret gerçekleştirdim.
Sokaklarında, tren istasyonlarında ve evlerinde, özellikle de insanların üzerinde, hiçbir savaş izi yoktu. Şehirleri, harabe zamanları tamamen unutmuş ve Almanya birinci sınıf sanayi ülkesine dönüşmüştü. Tüm dünyaya lüks ve güvenli otomobiller ihraç ediyorlardı. Dünyanın öte ucundaki Japonya ise yeniden inşa sürecini başlatmış ve dünyadaki üçüncü en büyük sanayi ülkesi olmuştu. İkinci en büyük sanayi ülkesi ise Batı Almanya idi.
İki ülkede de, katliam ve soykırımdan sorumlu olanlar, askerler yargılanmıştı. Tabi ki bu yargılamalar mağlupların galipler tarafından yargılanmasıydı. Öte yandan birkaç yıl içinde İngiliz refahı yeniden canlanmış, Londralılar artık çay ve şekerden tasarruf etmeyi bırakmıştı. Büyük bir yıkım olan savaşa şahit olmayanlar için geride hiçbir iz kalmamıştı. Tembelliğiyle tanınan İtalya bile savaşı geride bırakmayı başarmıştı. Gemiler, trenler, fabrikalar çalışmaya başlamış geçmişin yaraları sarılarak geleceğe yönlenmişti.
Filistinlilerin 1948 Felaketi veya 1967 yenilgisi, Lübnan iç savaşı ve Filistin gruplarının kendi aralarındaki çatışmaları, iki dünya savaşı sırasında Avrupa'ya olanlarla hiçbir şekilde kıyas kabul etmez. Savaşı sadece tarih kitaplarından ve belgesellerden bilen nesiller var. Şimdilerde dünyayı yönetenler de savaş kuşağı değildir. Avrupa’nın yükselişi ile Arap ülkelerinin geri kalmışlığını gözlemleyenler şu soruyu soruyor: neden onlar unuturken biz hatırlıyoruz? Neden ilerliyorlar ve biz geri kalıyoruz? Niçin onlar barış içinde yaşarken biz bitmek bilmeyen savaşı yaşıyoruz? Daha doğrusu savaşta ölüyoruz.
1967 mağlubiyetinin üzerinden yarım asır geçti, hala birbirimize ihanet ve komplo suçlamaları yöneltiyoruz. Hala bitimsiz bir labirentte suçluları arıyoruz. Elli yıl geçmiş hala ekonomimiz mağlup ülkelerin ekonomisi, üretimimiz ilkel ve Asya, Afrika ülkelerine kıyasla dahi geri kalmış durumdayız.
Tüm bu nedenlerden ötürü ötekiler bizimle kibirli ve küstahça konuşuyor. Zulmü bize hak ettiğimiz adalet olarak sunmaya cüret ediyorlar. Parayla değerlendirilemeyecek şeyler için bize para teklif ediyorlar, topraklarımız ve haysiyetimiz için.
TT
Konuşma bağımlılığı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة