Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Şanslı Mareşal

Sudanlılar, Mareşal'in haberlerini duymaya devam edecekler. Her gün Mareşal'e dair yeni bir haber yayınlanması, kendisine 30 yıldır gündemi işgal ettiği mutlu haber kuşaklarını hatırlatıyor olabilir. Fakat eski haberlerle şimdikiler arasında şöyle bir fark var; artık haberlerde adı yolsuzluk dosyalarıyla, rejiminin halka karşı işlediği suçlarla, Mısır ve Suudi Arabistan’a karşı kurulan komplolarla anılıyor. Mareşal Ömer el-Beşir’in halkıyla ilişkisi kendisine has değildir, taklit ettiği bazı Arap rejimleri vatandaşlarını ‘sürü’ olarak değerlendirdiği için bazen hapse, çoğu zaman da yoksulluğa mahkûm ederler.
Kuşkusuz Beşir, biyografisinden de anlaşılacağı üzere son derece şanslı bir adamdır. Yıllar içinde hatırı sayılır büyük bir servet biriktirmiş, Darfur’da Cancavit atlıları aracılığıyla kirli bir zafer kazanmıştır. Şans bugünlerde de yanından ayrılmamakta kararlıdır. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesi, tarafsız ve makul bir yargılamaya tabi tutulacağı ve tutukluyken kötü muameleye maruz kalmayacağı anlamına gelmektedir. Yani geride bıraktığı yozlaşmış yargı ve havada salladığı sopanın olmadığı bir yargılama söz konusudur. Mareşal'in uluslararası mahkemeye gönderilmesi bir nevi kendisine iyiliktir. Nitekim Arap yargı tiyatrosu genelde idamla başlar ve yargılama daha sonra tamamlanırdı. Bir Arap subay bana şunu söylemişti: İdam kararlarının infazından sonra gerekçeli kararları yazmakla görevlendirilmiştim.
Anlaşılan edebi açıdan bu görevi eğlenceli buluyordu çünkü söylediğine göre kararları genelde kahvehanede otururken yazmaktan hoşlanıyordu. Dolayısıyla uluslararası mahkemeden niçin korkulduğunu anlamakta zorluk çekiyorum. Beşir’in yargılanması belki de mahkemelerimizde imkân dâhilinde taklit edebileceğimiz bir örnek teşkil edecektir.
Tabii küçük düşürücü olan önce mahkemeye sevk edilmesi, sonra yargılanması ve son olarak da hükmün açıklanmasıdır. Adam en azından idam edilmeyeceğini garanti etmektedir. Sudanlılar da böylelikle bazılarının ölüden kahraman yaratmasına şahit olmayacaktır. Tümü olmasa da Sudanlıların çoğu o eski acılı günlerin geri gelmemesini umuyor. Artık Mareşal'in Sudan’a kaybettirdiği yıllar hakkında, açlık ve geri kalmışlık konularında düşünmek bile istemiyorlar.
Beşir uluslararası mahkemedeki rahat hücresinde otursun ve ülkesine neler yaptığını düşünsün. Askeri bir rejimi devraldığı doğrudur ancak hayırla anılabileceği tek bir icraatı bile söz konusu değildir. Tarihin birçok faslı vardır. Ömer el-Beşir’in içinde yer aldığı fasıl ise Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde yargılanan ilk Arap lider olmasından ibarettir.