Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Kurucu nesil

Fransız gazeteci Jean Daniel’in yokluğu üç kesim tarafından derinden hissedilecek: Yahudiler, Fransızlar ve Araplar. Geçtiğimiz günlerde yüz yaşında hayatını kaybeden Daniel, bir asır boyunca insanlık için mücadele verdi. Yahudiler onu özleyecek çünkü ‘tanrının seçkin kulları’ efsanesine karşı çıkarak, başkasının acısını hisseden ve adaletsizliğin anlamını bilen Yahudiler için savaştı. Fransızlar da onu özleyecek çünkü onların en iyi örneklerinden biriydi. Fransız sömürgeciliğine karşı, 1920’de dünyaya geldiği Cezayir’in kurtuluş mücadelesinde yer aldı. Araplar da onun yokluğunu derinden hissedecektir çünkü Fas’tan Filistin’e kadar her zaman Arapların haklı davalarının destekçisi oldu.
Yaser Arafat, Habib Burgiba ve Cemal Abdunnasır’ın yakın dostuydu. Her zaman önceliğini ‘insan’ teşkil ediyordu. Fransızlar adetleri üzere duygularının peşinden gidip sağ politikalar uygularken o solu tercih etti. Sosyalist gruplar Fransız devrimine aykırı bir şekilde Stalinci olduğunda, onlardan ayrıştı.
Her zaman hareket halindeydi, çatışma amacıyla değil tabi ki, çözüm amacıyla hareket ediyordu. Dünyanın en karmaşık ve ciddi vakalarında arabuluculuk rolü üstlendi. ABD Başkanı John Kennedy ve Fidel Castro'yu nükleer çatışmadan uzak durmaları için ikna etme girişiminde bulunmuştu. Havana’da Fidel Castro ile yemek yerken içeri giren bir yetkili Kennedy’nin suikasta uğradığını aktardı. Kübalı devrimci Castro şöyle dedi: ‘’Onları çok iyi tanıyoruz, şimdiden suikastın arkasında bizim olduğumuzu söyleyecekler. Her şey bitti.’’
1964 yılında Nouvel Observator dergisini kurduğunda, Fransız basınını küçük çatışmalardan uzaklaştırarak ciddi meselelere yönlendirmeyi amaçlıyordu. Yeteneğin kimde olduğunu önemsemiyordu, ayrım yapmaksızın tüm yetenekli yazarlara kapısını açtı. Bu dürüst zihniyetiyle, Fransa’nın politikalarında etkin bir rol oynadı. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand ile geliştirdiği ilişkinin ülke siyasetine olumlu yansımaları oldu. Jean Daniel’in Fransız basınında yer alması, o zamanlar dünyada yaygın olan kirli politika-basın ilişkilerini sınırlandırmaya yetiyordu.
Jean Daniel sadece Fransa’da bulunan bir jenerasyonun içinde yer almıştı. Aynı dönemde çok önemli düşünürler bir aradaydı, Jean-Paul Sartre, Raymond Aron, Albert Camus, Michel Foucault ve diğerleri. O zamanlarda Fransa, entelektüel ve politik dönüşümlerin adeta laboratuvarıydı. Jean Daniel, dergisinde, kitaplarında ve konferanslarında, Öğrenci Devrimi olarak bilinen Fransa’daki bu değişimi en iyi yansıtan kişilerden biriydi.
Başkan Macron, ölümünün ardından onu ‘Fransa’nın son vicdanlılarından biri’ olarak niteledi. O dönemleri yaşayanlar için Daniel’in ölümü, kurucu neslin son temsilcisinin yok oluşu anlamına geliyor.