Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Mısır efsanelerini anıyor

Muhammed Hasaneyn Heykel, Mustafa Emin ve Ali Emin’in ölüm yıl dönümleri aynı haftaya denk geldi. Bu üç isim, neredeyse bir asır boyunca Arap medyasına damga vurmuştu. Krallık döneminden Hüsnü Mübarek’in dönemine kadar birlikte çalıştılar, rekabet halinde oldular ve her biri ardında farklı gazetecilik ekolleri bıraktı. Üçü de Muhammed Tabii’nin ekolünden mezun olmuştu. Bu Mısırlı ‘yazar paşaların’ birbiriyle ilişkisi inişli çıkışlı ve gergindi. Mısır Arap dünyasının vitriniydi ve gazetecilik de Mısır’ın vitriniydi. Üçünün de üstün yetenekli olması, doğal olarak çekişmeye neden oluyordu.  Heykel’in kraliyet geçmişi basitti. Mustafa ve Ali Emin ise Saad Zağlul’un evinde büyümüşlerdi ve aristokrasi, yaşam tazrlarına, giyinişlerine ve konuşmalarına yansımıştı. Hasaneyn Heykel, Abdunnasır’la ilişkisi dolayısıyla Sovyetler Birliği ile yakınlaştı. Ancak Londra ile olan ilişkisini ve Paris’te kurduğu dostlukları da özenle korumayı bildi.
Bu üç gazetecinin duruşları Arap ülkelerindeki siyasal kesimlerle ilişkilerinin mahiyetini belirledi. Ali Emin bu dünyaya ikizi Mustafa Emin’den 22 yıl önce veda etti. Mustafa Emin, Körfez gazetelerinde büyülü köşe yazılarını inşa etmeyi sürdürdü ve bu ülkelerdeki siyasetçilerle ve aydınlarla sağlam ilişki ağları kurdu. Hasaneyn Heykel ise sürekli çatışma ortamında olmayı tercih etti. Bu üçlünün ortak özelliği, kâr ve zararı ya da galibiyeti ve mağlubiyeti önemsememiş olmalarıydı. Nasır döneminde baskılara uğramalarına rağmen Mustafa ve Ali Emin birer yıldız gibi parlak kalabildiler. Heykel, Nasır sonrasında Mısır basınından tamamen uzaklaştırılmasına rağmen şöhretini koruyabildi. Bu üç dev zirvedeyken Mısır basınında başka önemli gazeteciler de olmadı değil. Örneğin Ahmed Bahauddin’e Heykel’in rakibi ya da veliahtı gözüyle bakıldı. Umarım unutkanlığın tuzağına düşmemişimdir. Hatırladığım büyük gazeteciler şunlardı: Fethi Ganim, Lutfi el-Huli, Enis Mansur, İhsan Abdulkuddüs ve Ahmed Receb.
Ancak bu yetenekli gazeteciler, Muhammed Tabii’nin haleflerinin gölgesinde kaldılar.
Arap basını bu efsane gazetecilerin ölüm yıl dönümlerinde, özellikle en önemli gelişmelerin gerçekleştiği iki ülkede zorlu bir aşamadan geçiyor. Mısır ve Lübnan Arap basının beşiği konumundadır. Mısırlılar gazetecilik mesleğini ayakta tutmak için takdir edilesi bir çaba gösterirken Lübnan’da bu uğurdaki direnişin zayıfladığı göz çarpıyor. Mısır basını, Lübnan’daki gibi özgürlüklere sahip olmasına rağmen onlarca yıl gazetecilik alanında harikulade işler çıkarmayı başardı. Arap okurlar halen Kahire gazetelerinde okunacak bir şeyler arayışında. Ancak Mısır basının son dönemlerde iyiden iyiye kendi iç meselelerine yoğunlaştığı da bir gerçektir. Bu eğilimin eşyanın doğası gereği geçici olduğu umulur.