Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Bernard Shaw’ın cenazesi

Lübnan'daki durumu betimlemek için, tarihinin en kötü krizinde debelendiğini söylemek yeterli olmayacaktır. Farkındaysanız, geçtiğini değil debelendiğini ifade ettim. Bu debelenmek deyimini Cumhurbaşkanı Mişel Avn, Lübnan’ın petrol ülkeleri ligine girdiğini duyurduğu konuşmasında kullandı. Yeni Başbakan Hassan Diyab da Lübnanlılara ülkelerine sahip çıkmalarını söyledi, yani cenaze merasimine katılmalarını hatırlattı.  Oyun yazarı George Bernard Shaw, annesinin cenazesini anlattığı bir kesitte: ‘’ o kadar dürüsttü ki cenazesinde sadece ben ve mezarlık görevlisi vardı’’ diye yazmıştı.
Lübnan'da her gün yeni bir çatışma belirtisi ortaya çıkıyor. En büyük kavga servetin paylaşımında değil, iflasa dair yaşanıyor. İflas edildiğini kim duyuracak ve sorumluluğu kim üstlenecek? Siyasetçilerin hiçbiri dürüstçe sorumluluk üstlenecek gibi görünmüyor, dolayısıyla sorumluluk ölülere yükleniyor. Oysa tüm siyasi tabaka, devletin soyulmasında ve halkın yoksulluk içinde perişan olmasında müşterektir. Hepsi suçludur ve herkes suçu bir başkasının üstüne atmaya çalışmaktadır.
Nihayet doğalgaz ve petrol aramaya başladığımızda, Venezüella gibi olduğumuzu fark ettik; para birimimiz liranın hali içler acısı, ülkede yoksulluk almış başını gitmiş, nesillerce borç batağındayız, ancak çok şükür ülkemiz Simon Bolivar gibi direnişi tercih ediyor. Lübnan Finansal Başsavcısı Ali İbrahim, bir gün içinde 20 bankanın mal varlığının dondurulduğunu açıkladı. Birkaç saat geçmedi ki, Temyiz Başsavcısı Gassan Uveydat, ekonominin temellerine bir kurşun mesabesindeki söz konusu kararı durdurduğunu ilan etti. Finansal Başsavcı bu kararıyla, Lübnan bankalarına bir silah doğrultmuş oldu, ‘biz seni öldürmeden kendi canına kıy’ dercesine.
Lübnan lirasının çöküşü durdurulamıyor. Koronavirüse yakalananlara uygulanan karantina gibi, bankalara da karantina uygulanıyor. Ne kadar hoş bir başbakanın vatandaşlarına, artık devletin onları koruyamayacağını bildirmesi. Bu yaşananlar, gerçekten de Lübnan tarihindeki en büyük krizi mi işaret ediyor? Hatta daha da kötüsüne delalet ediyor. Halk bir duvarın önünde dikiliyor ve sorumlular duvardan atlamaya çalışıyor. Üstelik bir umut ışığı ya da ciddi bir adım da söz konusu değil.
Cenaze merasimine sadece George Bernard Shaw ve mezarlık bekçisi katılıyor. Kimsede yas belirtisi yok, ölenin ardından yakınanları teselli edecek biri de yok. Lübnanlı yetkilileri ülke meselelerine dair konuşurken görenler, niçin bu kadar insanın göç girişiminde bulunduğunu ve bir o kadar insanın firar etmeyi düşlediğini anlayacaktır. Kriz en kötüsü değil, krizden çıkış yollarına dair işittiklerimiz daha büyük bir felaketi gösteriyor.