Semir Ataullah
Lübnanlı gazeteci - yazar
TT

Hem âşık hem düşman

Mısırlı edebiyatçı Tevfik el-Hakim, aşk konusunda talihsizdi. Bu talihsizliği güzel Mısır topraklarında yaşadığı sürece ve Paris’teki hoş gurbet esnasında da peşini bırakmadı.
Hakim’in fiziksel bir takıntısı vardı, zayıf olduğu için kendisinin çirkin olduğunu düşünüyordu. Oysa aşk şövalyeleri güçlü ve güzel olmalıydı. Paris’te gişe görevlisi bir kıza âşık olmuştu. Bir çiçek buketi ya da parfüm yerine, kızcağıza, seni seviyorum demeyi öğrettiği bir papağan hediye etti ve hayal kırıklığına uğradı.
Tevfik Hakim, Avdet er-Ruh ve Zuhret’ul Umr eserlerinde dürüst bir şekilde gençlikteki başarısızlıklarını itiraf ediyordu. Kitaplarının kahramanı ‘Muhsin’ kendisini çağrıştırıyordu, zaten karısı da kendisini her zaman Muhsin adıyla çağırırdı.  Hakim benzeri yazarlar gibi eril kahramanlıklarıyla övünemedi, her zaman şikayetçiydi, tabi kadınlardan değil kendisinden şikayet ediyordu. Tevfik Hakim Paris’te edindiği bir alışkanlıkla, karamsar bir şekilde sessizce birasını yudumlar ve asla sosyal ortamlara karışmazdı.
Ahbar-ul Yevm ve Ehram gazetesinde birlikte çalışma fırsatı bulan gazeteciler, yalnız kalmayı tercih ettiğini ve zorunda kalmadıkça kimseyle konuşmadığını aktarıyor. Birçok eleştirmen bu sessizliğini, gençken aşka dair yaşadığı hayal kırıklıklarına bağlıyor, bazıları da bu karamsarlığının, çocukken büyüdüğü ev ortamıyla ilgili olduğunu savunuyordu. Babası ihmalkâr biriydi ve Türk olan annesi de oldukça sert bir mizaca sahipti. Kendi çocukluğuna dair şöyle yazmıştı: ‘’Küçük ve zayıftım, bir serçe kadar hafiftim ve ilgi çekmiyordum.’’ Belki de bu yüzden Paris deneyimlerini anlattığı kitabının başlığını; ‘Doğudan bir Serçe’ olarak koymuştu.
Acaba Hakim bu kompleksi nedeniyle mi kadın düşmanı olmaya karar verdi? Hiçbir zaman bir kadınla yürüdüğü görülmedi ve kadın karşıtı sert tutumlar takındı. Edebiyatta yaratıcılığı aşkın yerine ikame etti, daha da ileri giderek ‘aşk duygusunu’ ‘vatan sevgisi’ ile değiştirdiğini söyledi.
Dr. Muhammed Mendur, Tevfik el-Hakim’in deneyimlerini, şahsi tecrübelerden değil, kütüphanelerden, müzelerden ve sergilerden edindiğini, bu yüzden kadın ve aşk konusunda çelişkiler yaşadığını öne sürüyor. Kadın hakları savunucusu Hüda Şaravi, Tevfik el-Hakim’i, ‘kadın düşmanı’ olarak duyurmuştu. Hakim’in tutumlarının kadının özgürlüğü önünde engel teşkil ettiğini savunuyordu. Mütefekkir Hakim (ki kendisinin öyle anılmasını isterdi) Şaravi’nin ‘eşitlik’ iddialarını reddetti. Hakim’e göre kadın, güzelliği çağrıştıran bir yaratıktan ibaretti. Evet, ilhama özne olabilirdi, ancak güzel bir kadın düşünen bir erkeğin en büyük düşmanı sayılmalıydı.