Koronavirüs salgını dolayısıyla uçuşların durdurulduğu haberleri birbirini takip etti. Onlarca, yüzlerce havayolu şirketinin uçuşlarını durdurması havacılık tarihinde görülmemiş bir şeydi. Emirates Havayolları tüm uçuşlarını askıya aldığını duyurduğunda, acımasız salgının bu dev endüstriyi hareketsiz kıldığını hissettim.
İnsan binlerce yıl karada yaşadıktan sonra denizciliği keşfetmiş ve batıya açılarak, güneşin battığı yeri yakalayabileceği sanrısına kapılmıştı. Ancak her zaman en büyük hayali; uçabilmekti. Yerçekimine ciddi olarak ilk meydan okuyan kişi 9. Yüzyılda yaşamış olan, musikar, şair ve astronom Kurtubalı Abbas bin Firnas idi. Kuşların nasıl havalandığını dikkatli bir şekilde hesapladı, ancak bir Arap olarak nasıl düşeceğini etraflıca düşünememiş olmalıydı. Kuşların inişte pençelerini fren gibi kullandığına dikkat etmediğinden, yükseldi, uzun süre uçtu fakat yere düştüğünde kaburgaları kırıldı. Ancak uçuş deneyimleri, dünyanın en önemli endüstrilerinden biri olana kadar devam etti. Emirates filosundaki 250 uçak, her hafta 3600 uçuş, her yıl 45 milyonu aşkın uçuş gerçekleştiriyordu.
Korona salgını, insanı, denizde, karada ve havada yakaladı. Hareketlerini kısıtladı, yatak odasına kadar takip etti ve sesten daha hızlı hareket eden uçuş başarısına gölge düşürdü. Bu kahredici zalim virüs, sessizlikten dahi hızlı çıktı. Toplu ibadet hakkını insanın elinden aldı, anneler günü şarkı söylenmeden hediyeleşemeden geçip gitti. Korku, unutulmayacak olanı unutturdu evlatlara. Anneler, unutun dedi bu günü, uzaktan selamlaşmakla yetinelim.
Oğlum ve kızımla ilk defa telefon üzerinden görüntülü konuştum. Sevenlerin dünyasında fotoğraflardan haz etmem. Onlar en güzel hakikatlerdir. Ancak zorunlu uzaklık sebebiyle görüntülerini seçmek zorunda kaldım. Bugünlerde seferler askıya alınmış, herkes uzlete çekilmiş durumda. Tüm dünya uzlet içinde, tıpkı surlarla çevrili eski şehirler gibi. Eski zamanların kayıp insanları gibi, çağımızın insanı da bugün sebepsiz yere tutuklu hissediyor kendini, bu mahkûmiyetin ne zaman biteceğini de bilmiyor.
İnsanlar kâbusa dönüşen düşlerinden kaçıyor. Roma ve Madrid arasında yaşayan bir dostuma gıpta ile bakıyordum. Çünkü Roma’da o estetik binalar arasında uyanmak nasıl da hoştur. Son günlerde Roma’dan Madrid’e firar etti, çünkü İspanya daha az tehlike barındırıyordu. Özlediğimiz arkadaşlara artık nasılsın diye sormuyoruz, neredesin? diye soruyoruz.
Salgın zamanlarında deyimler daha sık kullanılır. Büyüklerimiz eskilerin şu bilgece sözünü tekrar etmeyi severdi; ‘’Sağlık canlıların başının tacıdır.’’ Panik; gıda ve ilaç depolarının yağmalanmasına neden oldu. İnsan özgürlüğünü kaybetti, devlet hareket alanını, polis sokağa çıkma saatlerini belirliyor.
TT
Sessizlikten daha hızlı
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة