Afet ve korkunun, insanları nasıl tek tip davranmaya yönlendirdiğini siz de fark etmişsinizdir. Sirenler çaldığında barınaklara nasıl koşuluyorsa, herkes aynı şekilde evine kapandı. Korku karşısında büyüklük küçüklük fark etmez, bu gibi durumlarda cesaret aptallıktır. Görev cesareti ise elbette ayrıdır. Bu çılgın öfkeye karşı, hastanelerde, ofislerde ve sokaklarda çalışmak zorunda kalan ‘hayat şövalyelerine’ sağlık ve afiyet diliyoruz.
Bugünlerde bütün uluslar birbirine benzedi, gece korona haberleri ile uyuyup, sabah yine korona haberleriyle uyanıyoruz. Kimse eğer korona hakkında olumlu ya da olumsuz konuşmuyorsa devlet başkanlarını dahi dinlemek istemiyor. Şilili biri Çinli birinin sağlık durumunu merak ediyor, çünkü salgın kürenin içinde ve etrafında pervasızca geziniyor.
Pablo Neruda, "Evden ayrıldığımızda ayaklarımızın yörüngeye düşmesinden korkuyorduk’’ diye yazmıştı. Kasım Haddad eski Bahreyn’i tasvir ederken şöyle söylüyordu; ‘’Evin kapısını açtığımızda ilk adımımız suyun içinde olurdu.’’ Dünya evine kapanmış durumda, koronavirüsün ne zaman çıkış izni vereceğini endişeyle bekliyor. Özellikle yoksullar ve rızkını günü birlik kazananlar bir an önce bu kâbusun bitmesini diliyor.
Haberlere bakıp sokağa çıkma yasağını ihlal eden araçların türünü inceliyorum, genellikle boş caddelerde bir iki taksiye rastlanıyor. Taksici her yerin boş olduğunu biliyor ama yine de kendisi gibi dışarı çıkmak zorunda kalmış birine hizmet vermeyi umuyor. Haklı olarak ikisi de maişet peşinde ve korona da onları takip ediyor.
Normal günlerde bir Fransız Hindistan haberlerini izlemez, Hintliler de Çin haberlerini takip etmezler. Her ülkede, haber spikeri yerel haberlerle başlar, ancak şimdi bültenler, salgınla bağlantılı olmadıkça neredeyse hiçbir politik haber içermiyor. Hiçbir şey bu salgın gibi ‘küreselleşmedi’, ne petrol ne de İngiliz lisanı. Rahmetli Şeyh Cabir el-Ali, iki kelimeyi dünyadaki herkes bilir derdi; ‘okey’ ve ‘humus’. Korona şimdilerde bu iki kelimeyi de geçmiş olmalı.
Ne zaman ‘korona mevzusunun’ dışına çıkmayı düşünsem, tüm meslektaşlarımın mevzuya dair yazdığını görüp vazgeçiyorum. Normalde gündem dışı derinlikli konular yazmayı tercih eden mütefekkir Tevfik Seyf dahi, bu salgına dair yazmak zorunda hissetti. Bu kahredici salgın dolayısıyla hayat tarzımızı değiştirmek zorunda kaldık. Prens Talal bin Abdulaziz, bundan otuz yıl önce ‘açık üniversiteyi’ kurmuştu. Arapların bu fikre sıcak bakmayacağı düşünülüyordu, çünkü öğrenci dediğin, hocasını canlı görmek ister. Ancak ‘açık üniversite’ devam etti ve gelişti, korona sonrasında neredeyse temel eğitim sistemi haline gelme yoluna girdi.
Bugünlerde dünyadaki tüm üniversiteler ‘online eğitime’ geçiş yapmış durumda. Bankalar, marketler ve tekstil sektörü de bu yolda ilerliyor. Geleceğin dünyasında birçok mesleğin ortadan kalkacağını tahmin ediyorduk, koronaviürüs bu öngörümüzün daha erken gerçekleşmesini sağladı.
TT
Korona hayata hükmediyor
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة