Mişari Zeydi
Suudi Arabistanlı gazeteci- yazar
TT

Husiler ‘korona salgınını’ umursuyor mu?

Malum olduğu üzere, Suudi Arabistan Krallığı, meşru hükümeti destekleme amacıyla oluşturulan koalisyonun öncüsü sıfatıyla, Yemen’de sınırlı bir süre için ateşkes ilan etti. Ateşkesin amacı; koronavirüsü salgınıyla mücadele edilmesi ve barış isteyenler için uygun bir iklimin oluşturulmasıydı.
Bu adım bölgede ve uluslararası çevrelerde, koronavirüs salgınına odaklanılmış olmasına rağmen (belki de bu sebeple) takdir edilerek karşılandı.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), koalisyonun, BM liderliğindeki yemen barış sürecini desteklemek için, aldığı tek taraflı bu kararı olumlu bir adım olarak niteledi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Husiler’e seslenerek, çatışmaları derhal durdurmalarını ve koalisyon ile meşru Yemen hükümetinin aldığı kararlara uymalarını talep etti. BMGK da Yemen hükümetinin ateşkes kararına uymasını takdir ettiğini, Husilerden de benzer adımları atmalarını beklediğini açıkladı.
BMGK ayrıca Yemen konusunda 2015 yılında alınan 2216 sayılı kararı hatırlatarak, Körfez İşbirliği Teşkilatı’nın çabalarından övgüyle söz etti.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun ve meşru Yemen hükümetinin ateşkes kararı almasındaki ana sebep; yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele edilebilmesiydi. Yemen bilindiği üzere savaştan önce de sağlık sisteminin yetersizliğiyle tanınıyordu. Bunun nedeni ise yoksulluk değildi. Nitekim Yemen, ‘mutlu ülke’ olarak bilinir, geniş sahilleri, yer altı ve yer üstü kaynaklarının yanı sıra ciddi petrol rezervleri de vardır. Ancak ülke, yakın tarihte yıkıcı siyasi yönetimlerin başarısız uygulamalarından mustarip olmuştur. Önce ‘İmam Dönemi’ yönetimi, ardından şekilsel cumhuriyet dönemi ve son olarak da Humeyni etkisindeki Husi başkaldırısı ülkedeki yoksulluğun başlıca müsebbiplerindendir.  
Yani, bugün Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, salgınla mücadele hususunda üzerine düşeni yapmış durumdadır. Kimse yaşanacak vahim olayların suçunu koalisyona atamaz. Koalisyon daha önce de benzer barış girişimlerinde bulunmuş ancak karşılık bulamamıştı.
Suudi Arabistan daha ilk baştan beri, Yemen’in sorunlarının Yemenliler tarafından çözülmesini destekledi. Yemen’in İran’ın ‘arka bahçesi’ ya da İhvan, El-Kaide, DEAŞ gibi terörist örgütlerin etki alanında olmasının önüne geçmek istedi. Aynı zamanda Yemen’in, silah, uyuşturucu ve insan tüccarları için bir ‘cennete’ dönüşmesine de mani olmak istedi. Sayın okuyucu, Suudi Arabistan’ın Yemen ile en uzun kara sınırına sahip olduğunu hatırlatmak isterim. İki ülke sınırları tepelerle, dağlarla ve sularla kaplıdır ve muhafazası oldukça zordur.
Husiler bu ateşkese uyacak mı? Yoksa Stockholm Anlaşması’nın ardından Hudeyde Limanı’nda yaptıkları gibi, ateşkes anlaşmasının da etrafından dolaşmaya mı çalışacaklardır?
Kişisel görüşüm, Husilerin, Tahran’ın talimatları uyarınca hareket edeceğidir. İran, Husileri kumar masasındaki kartlar gibi kullanmaktadır. Ancak önemli olan, dünyanın, Yemen’de, kimin kötülüğün kaynağı olduğunu, koronavirüs salgınında dahi halkın dertlerine kimin kayıtsız kaldığını görmesidir.