Korona salgını sonrası döneme dair birçok tahminde bulunuluyor. Bu tahminlerin büyük çoğunluğu ekonomiye dair. Büyük bir çöküşün başladığı, iflasların ve işsizliğin gün geçtikçe artacağı konuşuluyor. Sadece sivil havacılık sektörünün şimdiden 400 milyar dolar zarar ettiği söyleniyor. Salgına kısa süre içinde bir çözüm bulunmazsa dünya genelinde daha büyük felaketlerin yaşanacağı öngörülüyor. Aynı şekilde mevcut dünya düzeninin yıkılacağı, yönetim biçimlerinde ciddi değişiklikler olacağı da varsayılıyor. Bu teoriler, yakın ya da uzak geçmişteki benzer felaketler sonrasında yaşananlara istinaden oluşturuluyor.
Ekonomi dışında, diğer değişikliklere dair tahmin yürütmek için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Siyasi olarak değerlendirecek olursak mevcut dünya sisteminin o kadar da kırılgan olmadığını görürüz. Batı dünyası ve müttefikleri, Çin ve Rusya halen ayaktadır. Batı dünyasında seçimlere ve seçmenin mizacına dayalı ‘liberal düşüncenin’ bir alternatifi henüz yok. Rusya sisteminde de seçmenler sonsuza dek yönetimde kalması için bir defa tercihte bulunur. Çin de Kızıl Bayraklar ile kapitalizm içinde gelişmektedir.
Korona bize yeni bir dünya düzeni sağlamayacaktır. ABD ister desteğini sürdürsün isterse sürdürmesin, Dünya Sağlık Örgütü konumunu muhafaza edecektir. Mesele düzenin değişmesi değil, salgının yol açtığı korku ve endişedir. Dram öfkeden çok daha beterdir. Gerçekleri gizlemek, Hindistan’da olduğu gibi yüz milyonlarca insanın endişesini yok etmez.
Doğrusunu söylemek gerekirse, bu aralar en büyük endişem Hindistan’ın durumuyla ilgilidir. Korona salgını yüz milyonlarca yoksul insanın üstüne çökmüş durumdadır. Bağımsızlığından bu yana sistem ilk defa çöküş aşamasına gelmiştir. Bunun başlıca sebebi ise iktidarda olan Hindistan Halk Partisi’nin uygulamalarıdır. Daha önce Müslümanlar aleyhinde şiddet eylemlerini teşvik eden yönetim, şimdi de milyonlarca yoksulu ölüm tehlikesine maruz bırakıyor. Zaten Hindistan Yarımadası'ndaki yanardağ, bağımsızlıktan bu yana fokurduyor. ABD’nin eski Başkanı Bill Clinton, hiçbir şeyin onu Hindistan ile Pakistan arasındaki bir nükleer savaş ihtimalinden daha fazla korkutmadığını söylemişti.
Sağcı Hindu milliyetçisi yönetimin politikaları, Hindistan içinde ve bölgesinde büyük bir sosyal patlamaya neden olabilir. Hindistan’da ilk defa Nehru ve Ulusal Kongre Partisi’ndeki arkadaşları nüfuz kaybı yaşıyor. Yönetimdeki Hindu ırkçıları ülkeyi büyük bir felakete sürüklüyor. Zaten gergin olan ortamda bir de korona salgınının etkileri oldu. Yarım milyon insanı rastgele oluşturulmuş yapılarda, en temel sağlık hizmetleri vermeden bir araya sıkıştırdıkları anlaşıldı.
Hindistan başbakanı felaketi hafifletmek istedi ve medya sektöründeki 20 etkili isimi davet ederek gerçekleri dillendirmemelerini talep etti. Bunu kabul etmediklerinde ise bilginin gizlenmesi talimatı verdi. Hindistan gibi bir ülkede gerçekleri gizlemek nasıl mümkün olabilir? ‘Dünyanın en kalabalık demokrasisinin’ korona sonrasında çok zorlu tecrübeler yaşamasından endişe ediyorum. Umarım yanılıyorumdur.
TT
Umarım yanılıyorumdur
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة