Mevcut küresel siyasi sahnenin olayları, bütün ayrıntılarını ve boyutlarını takip etmeyi zorlaştıracak biçimde durmadan hızlanıyor ve değişiyor. Bu nedenle çoğunlukla takip edilmeye daha layık olduğunu düşündüğümüz olayları seçeriz. Bu bağlamda, ilgi alanları ve olaylar ile ilişkilerimizi düzenleyen öncelikler açısından epey farklıyız. Fakat bildiğimiz ve bilmediğimiz tehlikeleri ile şu anda dünyanın yaşadığı pandemi, bu ilgi alanları konusundaki farklılıkları tamamen ortadan kaldırdı. Bu olay artık ikinci sıraya itilemez hale geldi. Koronavirüs siyasi, dini, sosyal her düzeyde uluslararası söylemde en çok kullanılan sözcük haline geldi.
Burada, insanlık tarihinde bir dönüm noktası söz konusu. Dünyanın bu derin sarsıntıdan sonra aynı önceki gibi devam etmesi mümkün olmayacak. Uzun karantinadan çıkan insanlar, hayatın kendilerini aynı şekilde beklediğini görmeyecekler. Bu yüzden, korona pandemisinin büyük savaşlar gibi belirgin bir hadise, dünya tarihinde öncesi ve sonrası olan bir eşiğe dönüşeceğini söylersek doğrudur. Korona salgını, ülkelerin, toplumların ve uluslararası kurumların doğalarını görmek için ideal bir andı. Çünkü farklı oluşumların gerçek gücü, olup bitenleri anlama kapasitesi, uygun seçenekler ile kendisine uyum sağlama yeteneği zorluk anlarında ortaya çıkar.
Koronavirüs salgını sırasında, aşırılık yanlısı örgütlerin tecridinin açıkça görüldüğünü düşünüyoruz. Keza vahşi eğilimlerinin, yaşama ve kendi destekçileri dışındaki insanlara, bilim, ilerleme ve genel olarak insanlığın mutluluğuna duydukları hastalıklı nefretin, kısacası bütün bunların pandemi bağlamında kendilerine geçmişte sahip olduklarından iki kat daha büyük bir hayati alan bulduklarını da. Bu örgütler sanki salgın sayesinde insanlıktan intikamlarını almış ve yok oluş çağrısında bulunuyormuş gibi göründüler. Bu da, aşırılıkçığın yüzünü tüm çirkinliği ile ortaya çıkardı.
Karanlık bütün ışıltısı ile doğması için aydınlığa daha büyük bir fırsat tanıdığı için ılımlılık, hoşgörü ve dayanışma da -ki zorluklara rağmen devletlerin ve vatandaşlarının salgına karşı davranışlarına egemen oldular- salgın karşısında dünyanın elde ettiği ahlaki bir zafer olarak görüldü. Radikal grupların salgının bir parçası olarak görülmelerine olanak tanıdı. Bu, karanlığın karşısındaki aydınlık dakikalar, tepkiye karşı aşkınlık anlarıdır ve kendini üç düzeyde açıkça göstermiştir:
Birincisi, uluslararası ilişkiler düzeyindedir. Bu ilişkiler, ister bölgesel isterse uluslararası formda olsun güç dengesine bağlı uluslararası politikalar çerçevesinde bir süreliğine geleneksel çerçeveyi temsil eden dünyanın çatışmacı boyutunu yavaş yavaş aşmaya yönelmiştir. Pandemi, coğrafi, etnik ya da dini ve mezhepsel aidiyete bakmaksızın herkesin yaşamına yönelik yakın bir tehdit ile mücadeleye dönük genel eğilim ile somutlaşan ahlaki derinliği ortaya çıkarmıştır.
Bu, daha fazla incelemeye olanak tanıyan uluslararası bir ruh hali yarattı. Böylece, pandeminin kökenleri ve nedenleri hakkında zaman zaman yayınlanan ırkçı ifadelerin gerilemeye ve yerini daha bilinçli bir dile bırakmaya başladığı görüldü. Konumu veya kökenine bakılmaksızın genel olarak yaşamı koruma stratejilerine hizmet edecek şekilde işbirliği ve dayanışma eğilimi öne çıktı. Böylelikle, nefret söylemi, insanlık arasındaki bu güçlü duygusal ortaklık ruhunun üstün gelmesi karşısında çelişkili bir hale geldi. İronik bir şekilde, hükümetleri tarafından çağrıda bulunulan önlemlere karşılık olarak insanlar ne kadar evlerine çekildilerse, bu gizli düşmanın yaydığı ölüm faktörlerine karşı yaşamın kazanması için sürdürdükleri savaşta diğer insanların kaderlerini o kadar dikkatli bir biçimde takip etmeye başladılar.
Siyasi ilişkilerin uluslararası boyutu, insanın kozmik boyutu hakkında göstergeler sundu. Muhtemelen insanlığın büyük bir bölümünün paylaştığı bu duygunun, pandeminin bu güçlü ve istisnai deneyimi aracılığıyla herkesin geleceklerinin birbirine bağlı olduğunu, nefret ve düşmanlıklardan uzakta genel olarak varoluşları ile ilgilenmelerinin önemini keşfetmelerini sağladığına şüphe yoktur. Ülkelerin ve uluslararası örgütlerin halklarda kökleşmesi için teşvik etmeleri gereken şey budur.
İkincisi, çeşitli inançları ile resmi dini kurumlar düzeyindedir. Korona pandemisi, her kesimden aydın din adamlarına gecikmeden insanların hayatlarını koruma politikalarına katılıp destekleyerek dinlerin güzel yüzünü gösterme olanağı tanıdı. Farklı dini okumalar, salgınla mücadele ve insanların hayatlarını korumaya yönelik sağlık politikaları çerçevesinde uluslararası kararlara destek sağladı.
Bu kurumlar, radikal düşüncelerin aşılanmasının önüne geçerek toplumları korumakta dini faaliyetlerin kurumsallaşmasının ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Doğrusu onlar yeni bir şey icat etmediler. Yalnızca takipçilerinin, ilk kökenlerinden itibaren yaşamı kutsal bir lütuf, diğer amaçlardan kesinlikle daha öncelikli kutsal bir amaç olarak gören dinlerin gerçek boyutunu açıkça geri kazanmalarını sağladılar. Bu yüzden, istisnasız tüm resmi dini kurumlar, hastalığın yayılmasını engellemek, insanların sağlığını korumak, virüse çoğalma, uluslararası pandemiye büyüme fırsatı vermemek için toplu dini ibadetleri durdurma kararı aldıklarında, dinlerin amaçlarının insanların yok oluşu, hayatın yıkılması değil dünyayı bayındır hale getirmek olduğunu ifade etmiş oldular.
İnsanların umutları, laboratuarlarda yapılan deneylere, farklı uzmanlıklardan bilim adamlarının icatlarına bağlanmışken aşırılık savunucuları, salgının ilahi bir lanet olduğu söylemini yaymaya çalıştılar. Bilimin kendisine direnmesinin beyhude bir çaba olduğunu söylemeye başladılar. Takipçileri arasında intikam sevincini, diğer insanlar arasında ise ümitsizlik ve korkuyu yaydılar.
Dolayısıyla, dini söylemin kurumsal faaliyetlerini teşvik ettiğimiz ve varlığını ülkelerin kamu politikalarının gereklerine göre düzenlediğimiz ölçüde, bütün dinlere ellerinden gelenin en iyisini yapma ve açılım önünde bir engel ya da duvar olmak yerine destek olma olanağı tanımış olacağız. Bunun yanında, bütün insanlığa gönderilen yararlar ışığında farklı dini, bilimsel ve siyasi söylemler arasındaki tamamlayıcılığın teşvik edilmesi, aşırılıkçı düşüncelerin vaftiz babaları tarafından dinler hakkında sunulan karanlık ve çirkin görüntünün daha çok hatalı görünmesine katkıda bulunacaktır. Bu da, camı açtığımızda kötü havanın dağılması gibi zamanla bu görüntüyü zayıflamaya ve yok olmaya mahkum edecektir.
Üçüncüsü, küresel ekonomi düzeyindedir. Uluslararası dayanışma ruhu, kârın öneminden ziyade bağış politikasının önemini deneyimleme olanağı sundu. Hadimul Haremeyn Şerifeyn Kral Selman bin Abdulaziz’in başkanlık ettiği G20 Zirvesi kararları ve öncesinde devlet başkanlarının Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile temasları, yeni bir ekonomik çağın başlangıcının deklarasyonunu temsil edecek. Bu çağ daha geniş ölçüde, büyük ekonomilerin yoksul ülkelere ve acı çeken gruplara karşı ahlaki sorumluluklarını üstlenmesini sağlayan daha açık bir uluslararası adaletin yaygınlaştırılmasına dayanacaktır. Bu ise, halkları yazgıları ile yüzleşmeleri için terk etmeyen bakıcı ve kollayıcı devletin geri dönüşüne kapıları sonuna kadar aralamaktadır.
Pandeminin insanların ekonomik durumu üzerindeki etkilerine karşı koymak için ayrılan bütün büyük bütçeler, ödemeler konusunda devletin herhangi bir müdahalesini ya da insanı korumak için üretim sektörlerini desteklemesini ekonomi mantığında affedilemez bir hata olarak gören tüm değerleri aşmak anlamına gelmektedir. Ülkelerinin ekonomileri üzerinde kontrolünü sürdüren devletlerin, krizi yönetmede daha büyük bir verimlilik gösterdikleri açıkça görüldü. Vatandaşlarının ve ülkesinde yaşayan yabancıların daha güçlü bir ekonomik güven hissetmelerini sağladığı ortaya çıktı. Bu da, tüm toplumsal kesimleri arasında güven ve dayanışma ruhunu yaydı. Bütün bunlar, mevcut krizin ya da gelecekteki benzer krizlerin gri ya da siyah bölgelerinde kendilerine yeni destekçiler avlama fırsatını radikal düşüncelerin elinden alacaktır. Aşırılık, kurnaz bir şekilde öldürücü duygulara dönüştürdüğü nefret duygularını körüklemek için genellikle ekonomik zayıflıktan ve sorunlardan yararlanır. Bu nedenle, ortaklık kavramında ortak uzlaşma ve ekonomik güven duygularını yaymak, en dezavantajlı gruplar ve en yoksul ülkeler ile ilgilenmek kaçınılmaz olarak aşırılıkçılık hastalığına karşı bağışıklığımızı güçlendirecektir. Aşırılıkçı söylemler, daha önce propaganda sırasında sahip oldukları cazibeden yoksun kalacaktır.
Son olarak, korona pandemisi şoku dünyanın değer inşası seviyesindeki değişimine yeşil ışık yakacaktır. İki düzeyde, gerek mutlak bireysellik gerekse aşırı güç grupları ile bağlantılı aşırılıkçı seçenekler, krizi yönetmedeki yararsızlıklarını gösterdiler. Bu da, yukarıda bahsettiğimiz tüm düzeylerde, seçeneklerde aşırıya kaçmamak gibi genel bir eğilime tanık olmamıza neden oldu. Devletler vatandaşlarının sorumluluk hislerine güveniyor, dini kurumlar herhangi bir üstünlük ya da düşüklük duygusuna kapılmadan, içine kapanmaya ihtiyaç duymadan, haksızlığa uğradığını hissine kapılmadan diğer kurumlar ile işbirliğinde esneklik gösteriyor. Ekonomik kurumlar, yerel ve uluslararası dayanışma fonları oluşturmada devlet ve bireylerin girişimlerini birleştiriyor. İnsanlar, insani duygular ile sıcak aileleri ile içinde bulundukları inzivada birbirleri ile yaşamaya ve uzaktaki toplumlar ile dayanışmaya daha eğilimliler.
Bütün bu duyguları ortaya çıkaran değerin net bir adı var: O da ılımlılık. Kanımca ılımlılık, bu pandemiyi yendikten sonra “korona sonrası dünya” olarak adlandıracağımız dünyada, önümüzdeki birkaç yıl içinde en güçlü ve kurumsallaşmış uluslararası değer haline gelecektir. Aşırılık yanlıları, korona salgınının neden olacağı zorlukların, içe kapanma, nefret ve aşırılık kültürünü daha da yayabilmeleri için bir fırsat oluşturduğunu düşünürken bu değeri (ılımlılığı) teşvik etmek, bu insani krizden doğan uluslararası erdemi temsil edecektir. Aşırılık yanlılarının açık kartlarını dağıtacak, izolasyon ve hezimetlerini derinleştirecektir.
Koronavirüsüne karşı bağışıklığımızı güçlendirecek bir aşıya henüz ulaşamadık ama bekliyoruz. Öte yandan ılımlılığın, tüm çeşitleri ile aşırılık olarak tanımladığımız medeni yozlaşmışlığa karşı insanlığın aşısı olduğuna kesinlikle inanıyoruz.
TT
Salgının kaosu ve hayatta kalma stratejisi
Daha fazla makale YAZARLAR
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة